"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Nur hareketinin 100. yılı (1)

M. Latif SALİHOĞLU
19 Ocak 2026, Pazartesi
Yüzde yüz katiyetinde yerli, millî, dinî, insanî ve cihanşümûl bir davayı temsil eden Risale-i Nur hareketi, bundan yüz yıl önce Barla’da başladı.

Sahabeden sonraki 1400 yıllık İslâm ve dünya tarihinde ikinci bir örneğine rastlayamadığımız bu hareketin kendine hâs bazı özellikleri var.

Meselâ: Geride bıraktığımız yüz sene içinde bir tek sâbıkasının, vukûâtının olmayışı.

Kezâ, milyonlarca mensuplarının başlarının dik, alınlarının temiz, ellerinin lekesiz olması. Menfî harekete tenezzül etmemeleri; müsbet hareketten hiç şaşmamaları. Her türlü ezâya-cefâya mâruz kalmalarına rağmen, rövanşist-intikamcı davranmamaları. İnandıkları hakikatleri evvelâ nefislerinde yaşamaları. İman-Kur'ân davasını esas almaları. İhlâs ve gayretle çalışmaları. Allah’ın rızâsını kazanmayı en büyük gaye edinmeleri. Farz olan vazifelerden zerrece tâviz vermemeleri. Resûlullah’ın sünnetini ihya için hayatlarını fedâ etmeleri. Namazları tâdil-i erkân ile kılmaları ve namazın sonundaki tesbihatı ihmâl etmemeleri. Anarşi ve teröre bulaşmamaları. Vatan ve millet zararına olan hareketlerin içinde yer almamaları. İslâma muarız olan rejim ve müstebid yöneticilere boyun eğmemekle beraber, hükûmetlerle mübarezeye, çatışmaya ve kavgaya girişmemeleri. İslâmın mâruz kaldığı tehlikelerden ızdırap duymaları ve bunun acısını ruhlarında, vicdanlarında hissetmeleri. İttihad-ı İslâm mefkûresini farz-ı ayn derecesinde görmeleri…

Bunlar gibi daha onlarca özelliği sayıp sıralamak mümkün. Bu hususiyetler hakkında daha geniş bilgi edinmek isteyenler için Kur'ân Şakirtlerinin Hizmet Rehberi isimi kitabı tavsiye ederiz.

«

Hadiseye hangi açıdan bakarsak bakalım, Bediüzzaman Said Nursî’nin 1926 yılı başlarında Van’dan alınarak Batı Anadolu’ya sürgün olarak gönderildiği anlaşılıyor. 

Sürgün sebebi ise, herhangi bir suça, sabıkaya, vukuata dayanmıyor. Dolayısıyla, bu sürgün kararının tamamen evhama ve ihtimal kuruntusuna dayalı olduğu açıktır.

Şeyh Said Hadisesi, Şubat 1925’te başladı ve aynı senenin ortalarında son buldu. O esnada Van’da bulunan Said Nursî’nin de benzer bir hadiseye sebebiyet verebileceği vehmine kapılan Kemalist hükûmet, bir yıl sonra memleketinden alınarak Burdur’a nefyedilmesine karar verdi. 

Sürgün güzergâhı kısaca şöyle gerçekleşti: Van’dan Trabzon’a, oradan deniz yoluyla İstanbul’a, birkaç hafta İstanbul’da bekletildikten sonra yine deniz yoluyla İzmir’e, oradan da Burdur’a sevk edildi. Üstad Bediüzzaman, burada “Nur’un İlk Kapısı” isimli eseri telif etti.

Burdur’da yedi ay, ardından İsparta’da da iki ay kadar tutulduktan sonra 1 Mart 1927’de Barla’ya nakledilerek, burada yaklaşık sekiz sene mecburî ikamete tabi tutuldu.

«

Bediüzzaman Hazretlerinin hayatını, yeni bir tarzda “talebe yetiştirme, dost ve kardeş edinme” yönü itibariyle iki ana bölüme ayırmak yanlış olmaz: Barla’dan önce ve Barla’dan sonra…

Barla’dan önceki hayatında, Said Nursî’nin talebeleri münferit ve dağınık vaziyette idiler. Yani, derli-toplu ve birbiriyle sıkı irtibat (müfritâne irtibat) halinde değillerdi. 

Eski talebelerinin çoğu Kafkas Cephesinde şehit olmuşlardı; sürgün öncesi etrafında bulunan talebelerinin de “Risale-i Nur Talebesi” diye bir unvanları yoktu. Her talebesi için bir iftihar vesilesi olan bu unvan, işte yüz sene önce çok ağır şartlar altında gerçekleşen “Barla Hayatı” devresiyle birlikte başladı.

Eski ile yeni talebeler arasındaki mühim bir fark da şuydu: Said’in eski talebeleri dava uğrunda canlarını feda ederlerken, yeni talebeleri ise, canlarının yanı sıra hayatlarını da feda ediyorlardı. 

Düşman-ı gaddar olan nefs-i emmâre ile yapılan cihad-ı ekber, esasen “hayatını feda etmek” mana ve mahiyetinde olup, “canını feda etmek”ten daha ileri derecede bir makbuliyete medardır.

(Devamı var)

Okunma Sayısı: 2647
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ahmet AKBAŞ

    24.01.2026 13:31:27

    4) Evet nasıl ki Sevgili Üstadımızın İnayet ve İlham-ı İlahi ile telif ettiği Risale-i Nur eserleri sayesinde Anadolu ve Alem-i İslamın hayat-ı dünyeviye ve hayat-ı uhreviyelerini ebedi felaket ve helaketlerden kurtuldu ve korundu. İşte aynen öyle de Yüce Allah, Risale-i Nur'un telifine vesile olan Sevgili Üstadımızın mübarek bedenini adeta bir melek-i siyanet gibi daha Risale-i Nur'un telifine başlanmadan önce bundan tam 100 yıl önce yani 1926 yılında Anadolu yarım adasının etrafından neredeyse bir tam tur döndürerek Anadolu'yu bir nevi muhafaza altına alıyor. Buna bilinçsizce sebep olan Ehl-i Dünya ise bir nevi şuursuz hayvanlar hükmündedirler.

  • Ahmet AKBAŞ

    24.01.2026 13:30:57

    3) Evet Sevgili Üstadımız Risale-i Nur'da birkaç yerde "Risale-i Nur, Sefine-i Nuh gibi Anadolu’yu Cebel-i Cûdî hükmüne getirip, küre-i arzın yangınından ve tokatından kurtulmasına bir sebeptir. Çünkü, zaaf-ı imandan gelen tuğyan, ekseri musibet-i âmmeyi celb ettiği gibi, imanı fevkalade kuvvetlendiren Risale-i Nur, o musibet-i âmmeyi dairesinin haricine bırakmaya rahmet-i İlahiye tarafından vesile oldu. Bu ehl-i dünya, bu Anadolu halkı Risale-i Nur’a girmeseler de ilişmesinler. Eğer ilişseler, yakında bekleyen yangınlar, tufanlar, zelzeleler ve taunların istilâsına uğrayacaklarını düşünsünler, akıllarını başlarına alsınlar.” ifadelerini kullanır.

  • Ahmet AKBAŞ

    24.01.2026 13:30:10

    2) Latif Abi Sevgili Üstadımızın sürgün güzergahına dikkat ettiğinizde Sevgili Üstadımızın Ankara'daki "Reis"lerle anlaşamayıp Van'a gelirken ki gibi dik bir güzergah değil de deniz yoluyla Anadolu yarım adasının etrafından neredeyse bir tam tur döndürülerek "Nurun İlk Kapısının" açıldığı Burdur vilayetine vasıl olunuyor.

  • Ahmet AKBAŞ

    24.01.2026 13:29:32

    1) Latif Abi Selamün Aleyküm. Hayırlı günler. Yüce Allah'ın hayrı, uğuru, maddi ve manevi yönden çokluk, bolluk ve bereketi, selâmı, selameti, huzur ve sükuneti sizin, sevdiklerinizin ve sizi samimi bir şekilde seven herkesin üzerine olsun. Çok kaliteli ve çok değerli bir bir yazı dizisi kaleme almışsınız. Allah sizden razı olsun. Ellerinize, emeklerinize, kaleminize, zihninize ve sinenize sağlık. Yüce Allah, kaleminizi Sure-i Kalem'in başında "Nun, Vel-kalemi vema yesturun" diyerek üzerine kasem ettiği kalemlerin sırasına dahil etsin İnşaAllah.

  • Abdulkadir Ceylan

    20.01.2026 00:21:52

    Günümüzde milli tabiri anlam kaymasına uğramış bir kelimedir. Dini, milliyeti islamiye anlamı yerine ulusal anlamında kullanılmaktadır. Bu yüzden dar kapsamlı olduğu için uygun görmedim. Yosa M.L.Salihoğlu abinin ulus anlamında kullamadığını elbette biliyorum.

  • Yusuf

    19.01.2026 14:00:44

    Abdulkadir abi bu cümlede ne var neye alındınız anlamadım. Bu ifade üstadımızın dışarıdan destekli bir proje olmadığını ifade için kullanılmıştır. Gayet yerinde bir tespit. Üstadımızın vehhabiler için kaynağı içerde demesine benziyor. Yazar doğru söylemiş

  • HÇeşitcioğlu

    19.01.2026 13:42:04

    Tebrik ve teşekkürler; tashihli veciz derli toplu..

  • HÇeşitcioğlu

    19.01.2026 13:36:53

    deniz yoluyla İzmir’e, oradan da [ Antalya üzerinden] Burdur’a

  • Latif Salihoğlu

    19.01.2026 10:56:54

    TAVZİH: Risâle-i Nur'un dinî, insanî ve cihanşümûl bir davayı temsil ettiğine dair ifadeler, aynı cümlenin içinde mevcuttur. Yerli tabiri, Anadolu'nun sinesinden çıkıp zuhûr ettiği; millî tabiri de millet-i İslâmiye manasında kullanılmıştır. "Milliyetimiz yalnız İslâmiyettir..."

  • Abdulkadir Ceylan

    19.01.2026 00:29:07

    Risale-i Nur için yerli ve milli çok basit bir ifadedir. Risale-i Nur Kainatı okuyor. Evrensel ve İslamidir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı