"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Meşveret ve karar ahlâkı -1

M. Said BAYRAKLILAR
01 Eylül 2026, Salı
TAKDİM

Meşveret, yalnızca bir karar alma usulü değil; aynı zamanda bir emanet, bir kardeşlik hukuku ve bir nefis terbiyesidir. İnsan bir mesele hakkında konuşurken sadece fikrini değil; niyetini, üslubunu, sabrını, itiraz ahlâkını ve hakikate açıklığını da ortaya koyar.

Bu yazı serisi, herhangi bir şahsı, grubu veya belli bir uygulamayı hedef almak için değil; meşveretin ruhunu, karar karşısındaki sorumluluğumuzu ve uhuvvet içinde hakikati koruma gayretini yeniden düşünmek için kaleme alındı. Çünkü hizmet hayatında mesele yalnızca doğru karar almak değildir; o karara hangi kalp hâliyle varıldığı, farklı kanaatlerin nasıl karşılandığı ve karar sonrasında muhasebe kapısının açık tutulup tutulmadığı da en az karar kadar önemlidir.

Bu metinler, dışarıya dönük bir tenkitten önce, insanın kendi nefsine ve kendi diline çevrilmiş bir soru olarak okunmalıdır: Meşvereti gerçekten bir emanet gibi taşıyabiliyor muyuz?

1. Her Toplantı Meşveret Değildir

Meşveret, sadece insanların bir araya gelip karar alması değildir. O, hakikatin emniyet içinde konuşulabildiği, farklı kanaatlerin kardeşlik hukukunu zedelemeden ifade edilebildiği bir ahlâk zeminidir. Bu yüzden meşvereti yalnız toplantı düzeni, gündem takibi veya çoğunluk kararıyla sınırlamak, onun ruhunu eksiltir.

Meşveret, yalnız aynı odada bulunmak, gündem maddelerini görüşmek veya çoğunluğun kanaatini belirlemek değildir. Bunlar meşveretin sureti olabilir; fakat ruhu başka bir yerde aranır. Meşveretin ruhu, hakikatin emniyet içinde konuşulabildiği zemindir. İnsanların sadece bedenleriyle değil; fikirleriyle, vicdanlarıyla, itirazlarıyla ve sorumluluk duygularıyla orada bulunabilmesidir.

Eğer bir yerde insanlar konuşmadan önce “Bunu söylersem yanlış anlaşılır mıyım?” diye endişe ediyorsa, orada meşveretin havası zedelenmiş demektir. Farklı bir fikir daha söylenmeden “nefs”, “enaniyet”, “muhalefet”, “sadakatsizlik” veya “fitne” gibi kelimelerle karşılanacaksa, hür fikir akışı daralmıştır. Karar aslında önceden verilmiş, toplantı sadece o karara meşruiyet kazandırmak için yapılmışsa, orada meşveretten çok tasdik merasimi vardır.

Meşveret karar üretmeden önce emniyet üretmelidir. Çünkü korkunun bulunduğu yerde fikir saklanır. Niyetlerin kolayca yargılandığı yerde insanlar sözlerini tartarak değil, kendilerini koruyarak konuşur. Böyle bir zeminde toplantı sakin görünebilir; fakat bu sükûnet her zaman ittifak mânasına gelmez. Bazen suskunluk rızadan değil, yorgunluktan doğar. Bazen dışlanmama arzusudur. Bazen de “nasıl olsa değişmeyecek” duygusunun sessizliğidir.

Bu yüzden meşveret sadece konuşanların sözünü dinlemekle tamamlanmaz; konuşamayanların niçin sustuğunu da fark etmek ister. Çünkü yalnız cesur olanların konuşabildiği bir yerde ortak akıl eksik doğar. Mahcup olanların, hassas düşünenlerin, itirazını incitmeden ifade etmek isteyenlerin de kendini emniyette hissetmesi gerekir.

Elbette meşveret başıboş konuşma değildir. Herkesin her şeyi, her yerde, her üslupla söylemesi meşveret sayılmaz. Meşveretin edebi, ehliyeti, mahremiyeti, zamanı ve zemini vardır. Fikir hür olmalıdır; fakat nefis serbest bırakılmamalıdır. Söz açık olmalıdır; fakat kardeşlik hukuku yaralanmamalıdır. İtiraz mümkün olmalıdır; fakat itiraz şahsî hesaplaşmaya dönüşmemelidir.

Belki de bir toplantıdan sonra sorulması gereken en temel soru şudur: Karar aldık; peki hakikat gerçekten konuşulabildi mi?

Eğer hakikat konuşulabildiyse, karar eksik de olsa orada bereket vardır. Çünkü tashih kapısı açıktır. Farklı düşünenler kardeş kalabiliyorsa, meşveretin ruhu yaşıyor demektir. Fakat hakikat konuşamadıysa, en düzgün görünen karar bile içte bir ağırlık bırakır.

Çünkü meşveret sadece karar almanın değil, kalpler arasında emniyet kurmanın da yoludur. Hakikat korkmadan konuşabildiği yerde, kararlar kadar kalpler de iyileşir.

— DEVAM EDECEK—

Okunma Sayısı: 1360
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mustafa Nazlıoğlu

    2.09.2026 05:17:26

    Sayın Bayraklılar yazınız güzel ve cesur bir yazı olmuş çok değerli bir yazı Allah razı olsun emeğinize sağlık. Fikir hür olmalı nefis serbest bırakılmamalı.

  • A. Tan

    1.09.2026 20:03:45

    "Fikir hür olmalıdır; fakat nefis serbest bırakılmamalıdır. Söz açık olmalıdır; fakat kardeşlik hukuku yaralanmamalıdır. " Çok önemli tespitler içeren yazınız için sizleri tebrik ediyorum

  • Mehmet Said Bayraklılar

    1.09.2026 18:43:49

    Mehmet Çaloğlu, Ahmet Tan, Hasan Doğan, Müjdat Bayar ve Bülent Bektaş ağabeylerime kıymetli yorumları için teşekkür ederim. Eleştiride dile getirilen hassasiyeti de önemsiyorum. Yazının maksadı meşveretleri itibarsızlaştırmak veya olması gerekenlerin hiç yapılmadığı izlenimini vermek değildir; takdimde de belirttiğim gibi herhangi bir şahıs, grup ya da uygulama hedef alınmamıştır. Elbette şahs-ı mânevînin en mühim dayanaklarından biri meşverettir ve usulünce alınmış kararlara riayet esastır. Fakat meşverete bağlılık; onun usulünü, iklimini ve neticelerini muhasebe etmeye mâni değil, bilakis sıhhatini korumanın bir gereğidir. Ölçüyü hoşumuza giden veya gitmeyen karara göre değiştirmek de doğru değildir. Söylemeye çalıştığım şudur: Fikir hür, nefis kayıtlı; itiraz edepli, karar sonrası hareket müşterek ve tashih kapısı açık olmalıdır. Katkı sunan, eleştiren ve dua eden bütün dostlardan Allah razı olsun.

  • Mehmet Çaloğlu

    1.09.2026 17:06:27

    Değerli aziz sıddık kardeşimiz Said Bayraklılar, yazdığınız büyük bir emek Sarfederek yazdığınız makaleleri bizi büyük bir zevk ve ilgi ile okuyor takip ediyorum. Bu yazı dizisinde ilgimi çeken, ve meşveret heyetleri ne seçilen kişilerin çok dikkat etmesi gereken hususları dikkatle kırmadan ürkütmeden izah etmeniz takdire şayan. Ders çıkarıp meşveret leri faydalı bir neticeye ulaştırma gayreti herkesin şiarı olmalı. Karar aslında önceden verilmiş, toplantı o karara meşruiyet kazandırmak için yapılmışsa, orada meşveret ten çok tasdik merasimi vardır. İfadeleri yaşanılan bir çok huzursuzlukların temel sebebi. Tebrik eder, böyle fikir yazılarınızın devamını dilerim. Selamlar dualar❤❤❤

  • ahmet tan

    1.09.2026 11:13:08

    Tebrikler! Meşveretleri iğdiş etmek için adeta elinizden geleni yapıyorsunuz. Olması gerekenleri yazıyorsunuz; fakat sanki bunlar hiç yapılmıyormuş gibi bir algı oluşturuyorsunuz. İşinize geldiğinde ve istediğiniz kararlar çıktığında “haklı şûra” oluyor; istediğiniz karar çıkmadığında ise “çoğunluğun azınlığa tahakkümü” deniliyor. Lütfen yapmayalım, etmeyelim. Bizim en önemli dayanağımız, şahs-ı mânevî içerisinden teşekkül etmiş meşveretlerimizdir. Meşveretin sıhhatini ve itibarını zedeleyecek yaklaşımlardan hepimizin uzak durması gerekir. Alınan meşveret kararlarına riayet edelim, gönül rahatlığıyla hizmetimize devam edelim. Zira meşveretin neticesine razı olmak ve alınan karara uymak, meşveretin ruhunun gereğidir.

  • HASAN DOĞAN

    1.09.2026 10:51:01

    Birbirleri kavga edenler müsbet hareket edemezler ve böyle bir ortamdan da haklı şura olmadığı için ihlası netice vermez ve maalesef niza'a yol açar.

  • Müjdat Bayar

    1.09.2026 07:55:04

    Fikir hür olmalıdır; fakat nefis serbest bırakılmamalıdır. Bu cümle harika! Allah razı olsun

  • Bülent Bektaş

    1.09.2026 07:09:29

    Çok önemli ve hassas bir konunun dile getirilmesi çok değerli Meşveret ile ilgili görüşlerinizi büyük bir dikkatle takip edeceğim İnşallah Teşekkürler emeğinize sağlık

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı