"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Horozun felâketi - Vicdanın sessiz imtihanları-5-

M. Said BAYRAKLILAR
26 Ağustos 2026, Çarşamba
İnsan bazen hakikati bir anda terk etmez. Önce sadece sesini kısar.

Bediüzzaman, korku hissinin insana hayatı muhafaza etmek için verildiğini söyler. Fakat aynı his, ölçüsünü kaybettiğinde hayatı koruyan bir emanet olmaktan çıkar; insanın iç dünyasını daraltan bir baskıya dönüşür. Çünkü korku damarı, insanın en zayıf yerlerinden biridir. Zalimlerin çoğu da insanı doğrudan ikna etmekten çok, onu korkularıyla yönetmeye çalışır.

Bu yüzden baskı sistemleri çoğu zaman insanlara açıkça “Hakikati terk edin” demez. Daha yumuşak cümleler kurar: “Şimdilik susmak lazım.” “Şartlar uygun değil.” “Biraz geri çekilelim.” “Kendimizi koruyalım ki ileride daha fazla hizmet edelim.”

Elbette her susuş korkaklık değildir. Bazen tedbir gerekir, zamanlama gerekir, hikmetli davranmak gerekir. Fakat tedbir ile taviz arasındaki çizgi kaybolduğunda insan, hakikati inkâr ederek değil, sürekli erteleyerek kaybetmeye başlar.

Bugün söylenmeyen hakikat, yarın daha zor söylenir. Yarın söylenmeyen ise bir süre sonra insana “fazla sert” görünür. Ardından insan, o hakikati dillendirenlerden rahatsız olmaya başlar. Çünkü onların varlığı, kendi suskunluğunu görünür kılar.

Bediüzzaman’ın verdiği “sinekten kaçarken yılanın ağzına girmek” misali tam da bu noktaya bakar. İnsan küçük bir zarardan korunmaya çalışırken, çok daha büyük bir manevî zarara razı olabilir. Kayık misalinde de aynı ölçü vardır: İnsan, uzak ve zayıf ihtimalleri büyütürken her gün yaklaşan ölüm hakikatini unutabilir. Küçük ihtimaller büyütülür, büyük hakikatler küçültülür.

Modern insanın korkuları da çoğu zaman böyledir: “İşim zarar görür mü?”, “Çevrem ne der?”, “Dışlanır mıyım?”, “İtibar kaybeder miyim?” Bu korkular bütünüyle yok sayılamaz. Fakat insan sürekli onlara göre şekil değiştirirse, sabit bir şahsiyeti kalmaz. İlk geri çekiliş çoğu zaman son geri çekiliş olarak kalmaz.

Bu kırılmayı anlatan meşhur horoz temsili meselenin ahlâkî tarafını bütün çıplaklığıyla gösterir. Horoz her sabah ezan okumaktadır. Sahibi tehdit eder: “Bir daha ezan okursan tüylerini yolarım.” Horoz korkar ve kendince gerekçeler bulur: “Zaruretler mahzurları mübah kılar. Hem benden başka horozlar da var.” Böylece ezanı bırakır.

Bir süre sonra sahibi tekrar gelir: “Tavuklar gibi gıdaklamazsan seni cezalandırırım.” Horoz bu defa gıdaklamaya başlar. En sonunda “Yumurtlamazsan seni keserim” denildiğinde ise ağlayarak şöyle der: “Keşke ezan okurken ölseydim.” Çünkü mesele artık canını kurtarmak değildir; horoz, horozluğunu kaybetmiştir.

İnsan da çoğu zaman böyle değişir. Önce bazı cümleleri kurmamaya başlar. Sonra bazı insanlardan uzak durur. Sonra bazı hakikatleri fazla keskin bulur. En sonunda eski hâlinden rahatsız olmaya başlar.

Bediüzzaman’ın “Kalbi başından evvel ezilir, ruhu cesedinden evvel ölür” mânâsındaki ikazı burada sarsıcıdır. İnsan fizikî olarak yaşamaya devam eder; fakat şahsiyeti içeriden çözülmeye başlamıştır.

Divan-ı Harb-i Örfî’de geçen “doğruluk yolunda ölümü istihkar” dersi de bu yüzden önemlidir. Burada ölüm arzusu değil, korkunun hakikatin önüne geçirilmemesi vardır. Çünkü bazı insanlar hayatta kalır; fakat kendileri olarak kalamaz. Bazıları ise bedel öder, ama şahsiyetini muhafaza eder.

İnsan için asıl mesele sadece yaşamak değildir. Nasıl yaşadığıdır. Çünkü bazı kayıplar vardır ki, ölüm gelmeden çok önce başlar.

Okunma Sayısı: 144
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı