"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Her şey yolunda (mı)?

Mehmet KARA
10 Şubat 2020, Pazartesi 00:14
Bir süredir bilhassa iktidar çevresi tarafından ülkemizde her şeyin yolunda olduğu söylenegeliyor.

Sorun olduğunu söyleyenler de ya dışlanıyor ya da suçlanıyor. Fakat gerçekten de ekonomi, adalet ve eğitimde sorunların olmadığını söylemek mümkün mü? Hele ki bu alanlarda işlerin yolunda olmadığı, iktidarın yaptığı ya da yapmayı düşündüğü reformlardan zaten anlaşılıyorken…

Yaptığı araştırmalar ve anketlerle dikkat çeken MAK Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Kulat’ın, “Her şey yolunda…” başlığı altında yazdıklarından bazılarını aktaralım:

“Her şey yolunda... 14 - 28 yaş aralığındaki gençlerimizin yaklaşık yarısı... Geçici eğitim/ iş amacıyla değil... Fırsat bulabilse kalıcı olarak yabancı bir ülkeye yerleşmek istiyor. Ve yerleşmek istedikleri şehirler gönül coğrafyamız Mekke, Medine, Kudüs, Kahire, Şam, Beyrut değil… ABD, Fransa, İsviçre, İngiltere, Kanada vs... Peki niçin? İş, adalet, gelecek, umut...”

Sadece bu beyanlar bile her şeyin yolunda olmadığını göstermiyor mu sizce?

Buna çare olacaklar bu sorunları dile getirenleri suçlamak yerine bu sorunları aşmanın bir yolu aranmalılar. Çünkü sorumluluk kendilerinde… 

***

GAZETECİ DAYANIŞMASI!

İletişim Danışmanı basın brifingine bazı gazetecilerin katılmasını yasaklamıştı! Gazeteciler bundan habersiz toplantıya gelmişlerdi. Danışman, gazetecileri “yasaklı-yasaksız” diye ikiye ayırdı ve orayı terk etmelerini istedi. İşin ilginç yanı, rahatsız edici bu uygulamaya meslektaşları adına ilk önce “yasaksız gazeteciler” tepki gösterdiler ve brifingi izlemeden ayrıldılar.

Gazeteci dayanışmasının yaşandığı yer İngiltere. Olay, baba tarafından Çankırılı olan, Başbakan Boris Johnson’ın basın brifinginde yaşanmış. 

Basını kısıtlayan ve ayrımcılık yapan bu tür uygulamaları ABD Başkanı Trump da zaman zaman yapıyor!

Bu “çılgın iki lidere verilebilecek en büyük cevabı “yasaksız gazeteciler” vermiş.

Ülkemizde de durum bundan pek farklı değil. Yıllardır gazeteciler arasında “akredite olan ve olmayan” diye ayrım yapılıyor. Akredite olmayan gazeteciler zaman zaman tepkilerini dile getirirken “akredite” olan gazeteciler şimdiye kadar meslektaşları için böyle bir davranış sergileyip tepkilerini ortaya koyabilmiş değiller. Demek ki mevcut halden memnunlar. İleride aynı şey kendi başlarına gelir mi, o zaman bundan şikâyet ederler mi, bundan şikâyet ettiklerinde bugünleri hatırlarlar mı bilemiyoruz.

Akredite olmayan gazeteciler geçen günlerde bu durumdan şikâyetlerini dile getirirken, akredite olan bir gazeteci de hak verince, “Peki siz hiç itiraz ettiniz mi?” diye sorduğumda sessiz kalmış, kafasını yana çevirip çaresizliğini ortaya koymuştu.

Bir gün kendi başına da aynısının gelme ihtimalini düşünen gazeteciler İngiltere Başbakanı’na yapılan eyleminin benzerini ülkemizde yaparlar mı bilinmez? Zor ama yine de bekleyip görelim. 

Artık basına uygulanan haksız ve hukuksuz uygulamalara son verme vakti gelmedi mi? Demokraside önemli yeri olan basının bu duruma düşürülmesini akredite olan insanlar içlerine sindirebiliyorlar mı? Burada akredite olan gazetecilere meslektaşlarına sahip çıkmak adına büyük görev düşüyor.

***

GERÇEĞİ GÖRDÜ AMA GEÇ OLMADI MI?

Tam da bu durumu özetleyecek bir hadise yakın zamanda yaşandı.

Eski başbakanlardan Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu geçtiğimiz günlerde özel bir televizyonunun canlı yayınında birçok konuyu cevaplandırırken, geçmişte görmediği ama şimdi başına gelince fark ettiği bir durumdan şikâyet etmiş.

Bakanlık ve Başbakanlık yaptığı dönemde de basına karşı ayrımcı tutum içinde olan, yani akreditasyon uygulayan Davutoğlu, “Türkiye Cumhuriyetinin eski başbakanı bir parti kuruyor, 90’lı yıllarda olsaydı televizyon kanalları bizimle röportaj yapmak isterdi, ambargo uygulanıyor” diye serzenişte bulunmuş!

Evet, doğru söylemiş Sayın Davutoğlu… 90’lı yıllarda böyle bir ayrımcılık yoktu. Bir genel başkanın mitingini izlemek için basının bütün temsilcileri olarak aynı otobüse biner, haberlerimizi birlikte yazar, yemeğimizi birlikte yer yine birlikte Ankara’ya dönerdik. O zamandan görüştüğümüz onlarca gazeteci arkadaşımız var. Bazen eski günleri hatırlayıp bugünlerin ne zaman geçeceğini konuşuyoruz. Ama bu dönemde bu tür arkadaşlıklar maalesef olmuyor, olamıyor…

2000’li yıllardan sonra maalesef böyle bir birliktelik olmadı. Gazeteciler akreditasyon ayrımcılığından sonra kendi aralarında dahi kutuplaştılar. 

Sayın Davutoğlu bunları söylüyor ama bu duruma onun da katkısı olmadı mı? Aynısı kendi başına gelene kadar durumun farkına varamadı mı? Şimdi şikâyet etmeye hakkı var mı? Davutoğlu’nun bu sözleri belki bu zamanda akreditasyon uygulayanların kulağına küpe olur da bu uygulamalardan vazgeçerler. Basın hürriyeti her an herkese lâzım olabilir…

***

TEŞEKKÜR!

Medyanın temsilcileri olarak bir süre önce yeni yıl değerlendirme toplantısında İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in misafiri olmuştuk. Sayın Akşener bu toplantıya katılan gazetecilere sürpriz yapıp, merhum Hayrettin Karaca hatırasına Çorum-Kızılcakışla hatıra ormanına birer fidan bağışlamış… 

Biz de kendisine bu anlamlı hediyesi için teşekkür ediyoruz. Artık bizimde bir dikili ağacımız oldu… Hem de kardeş şehrimiz Çorum’da…

Okunma Sayısı: 1430
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı