"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Zalimlerin oyunlarına dikkat!

Mehmet KARA
08 Mart 2020, Pazar
27 Şubat gecesi İdlip’te 34 askerimizin Rusya destekli Suriye rejiminin saldırısı ile şehit olmasından sonra “Bahar Kalkanı” harekâtı başlatıldı. Suriye rejiminin savaş uçakları düşürülürken, tanklar ve silâh depoları imha edildi, yüzlerce rejim askeri öldürüldü.

Ardından Meclis’te 10 yıl açıklanamayacak kapalı oturum yapılarak Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu tarafından, 6.5 saat süren görüşmede İdlib’deki durumla ilgili bilgi verildi. 

Dokuz seneyi aşan Suriye iç savaşında gelinen nokta Türkiye için endişe verici boyutlara geldi. Gelinen nokta da Türkiye bir savaşın içine çekilmek isteniyor.

Esad’ın tek başına böyle bir saldırıya geçmesinin imkânsız olduğu bilinirken arkasındaki en güçlü desteğin ise Rusya olduğu bilinen bir gerçek. Ayrıca İran da Esad’a desteğini saklamıyor. Bu sebeple, son saldırılarda şehit olan askerlerimizin sorumluluğu başta Esad ile birlikte hem Rusya hem de İran’dadır.

«««

ERDOĞAN-PUTİN GÖRÜŞMESİ

Fransa, Almanya, Türkiye ve Rusya’nın içinde olduğu dörtlü bir zirve olacağı söylense de Rusya yönetimi buna yanaşmadı. Ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz Perşembe günü (5.3.2020) tarihinde Putin’le görüştü. Erdoğan’ın Rusya’ya giderken,  “her şeye açık olduklarını” ve “bölgede sür’atle ateşkesin sağlanması istendiği” söylenirken, kaynakların ifadesiyle “temkinli bir iyimserlik” hâkimdi. Ama hiç kimse Suriye’de hemen ateşkesin sağlanmasını ve mutabakatlara uyulmasını beklemiyordu. 

33 askerimizin şehit olmasından sonra gözler Erdoğan-Putin “kritik” görüşmesine çevrilmişti. Rusya’nın, daha önce yapılan mutabakatlar ve anlaşmaların dışında yeni bir harita sunacağı, Türkiye’nin ise mutabakata varılan konularda geri adım atmayacağı ifade edilmişti.

Görüşme Putin’in, “Hiç kimse orada Türk askerinin olduğunu bilmiyordu” sözleri ile başlamıştı. Halbuki, saldırı sonrası bunlar söylendiğinde Millî Savunma Bakanı Akar, Türkiye’nin taraflara koordinatları verdiğini açıklamıştı. “İkili görüşme”nin olduğu saatlerde İdlib’den iki şehidimiz daha gelmişti. 

Yaklaşık 6 saat süren görüşmelerde gece yarısı itibariyle “kalıcı olmayan” ateşkes sağlandı. Tampon ve güvenli bölgenin oluşturulması metne girmezken, müzakerelerin devam etmesi kararlaştırıldı. Yeni göç dalgasının önlenmesi için tedbirler alınması, 15 Mart’ta Türk ve Rus ortak devriyeleri başlaması da mutabakat altına alındı…

Barış Plânı Harekâtı’ndan sonra Soçi’de imza attığı anlaşmaya uymayan Rusya’ya şimdi ne kadar güvenilir! Rusya ile ortaklaşa yapılan bütün faaliyetlerin “göstermelik” olmaktan öteye gidemediği de not düşülmeli. Bu yüzden ne söylerlerse söylesinler Rusya’ya güvenmemek ve temkinli olmak gerekir!

Rusya ve Amerika’ya güvenerek sağlıklı bir politika da üretilemeyeceği ortaya çıkmışken, Türkiye’nin Rusya’dan uzaklaşıp Amerika’ya yaklaşması ya da Amerika’dan uzaklaşıp Rusya’ya yanaşmasının ortaya çıkardığı sorunlar yüzünden dış politikamızda, özellikle Suriye meselesinde sağlıklı ve kalıcı sonuç alınamıyor. Onlar için askerlerimizin şehit olmasının, ya da Suriye’deki insanların zulüm görmesinin önemi yok. Varsa yoksa yeraltı zenginlikleri, özellikle de petrol… Zaten bunu da gizlemiyorlar. 

«««

ÇÖZÜM…

Öncelikle ilgili ülkelerle varılan mutabakat gereği oluşturulması plânlanan güvenli bölge âcilen kurulmalı. İdlip’teki saldırılardan kaçan insanlar bu bölgelere yerleştirilmeli ve hayatlarını sağlayacak şekilde briket evler ve sağlam çadırlar kurulup başta yiyecek ve giyecek olmak üzere bu insanların temel ihtiyaçları karşılanmalıdır. Bunun malî yükü de ilgili ülkeler arasında paylaştırılmalıdır.

Türkiye sınırındaki bu kanayan yaraya çözümü kendisi bulmalıdır. Bundan dolayı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve NATO gibi uluslar arası kuruluşlar ile daha aktif işbirliğine ihtiyaç var. Çözüm de buradan gelecek. Şimdilik görünen bu…

«««

“FEDAKÂRLIK DÖNEMİ BİTTİ” Mİ?

İdlib’te 34 askerimizin şehit edilmesinden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Artık fedakârlık dönemi bitti. Ya bunların ülkesini huzurlu bir yer yapacağız ya da herkes payına düşeni üstlenecek” diyerek Türkiye’nin kapılarının açıldığı açıklamasından sonra kendisine telefon üstüne telefon geldiğini bizzat Erdoğan açıkladı.

Suriye rejimi İdlib’i bombalarken sınırımıza doğru milyonlarca sığınmacının gelmeye başladığını ve Türkiye’nin yeni bir göç akımını daha kaldıramayacağını değişik platformlarda açıkladığını söyleyen Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Türkiye’nin bu çağrılarının duymazdan gelindiğini söyledi. Türkiye’nin politikasının “Yeni göç akımlarıyla sığınmacıların güvenli üçüncü ülkelere gitmek istemelerini biz Türkiye olarak saygıyla karşılıyoruz. Kimseyi zorla Türkiye’de tutma yükümlülüğümüz de yoktur” noktasına geldiğini de Çavuşoğlu ifade ediyor.

Türkiye kapılarını açarken yüzbinlerce insan Avrupa’ya geçmek için Yunanistan sınırına gitti. Yunanistan bu insanlara acımasızca müdahale ediyor. İnsanlara plastik mermiler, göz yaşartıcı bombalar atıyor, sınırı geçmeyi başaranları dövüp parasını ve eşyasını alarak geri gönderiyor. Meriç Nehri adres gösteriliyor! Şu ana kadar 140 bine yakın insan Türkiye sınırlarını geçerken bunun kaçının Yunanistan üzerinden Avrupa’ya geçeceğini kimse bilmiyor.

Bölgede tam bir insanlık dramı yaşanıyor. Meriç’te insanlık ölürken dünya seyrediyor…

Okunma Sayısı: 2074
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Müslüm

    8.3.2020 13:23:39

    çok güzel harika bir yazı olmuş. çözüm leriyle beraber sunulmuş. örnek bir çalışma. darısı diğer yazarlara şikayetlenmeden çözüm yazıları bekliyo millet.

  • DEMOKRAT

    8.3.2020 10:26:09

    Mehmed kardeşim kısa ve öz olarak hakikatleri bize ulaştırmanız milletimiz,memleketimiz ve alemi islam hayrına faideli olan bu yazılarınızla rabbim sizden ebeden razı olsun.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı