"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hastalıkların ahirete bakan yüzü

Mehtap Yıldırım Yükselten
05 Aralık 2019, Perşembe
“Hiç hastalanmadım” diyen yoktur her halde.

Doğduğumuz andan itibaren hastalıkların saldırısına maruz kalsak da, bunların birçoğu harika bir şekilde vücudun savunma mekanizmasıyla uzaklaştırılır. Vazifesini bitirip giden hastalığın yerini şifa ve afiyet alır. Sıkıntı ve ıztırap, huzur ve şükre dönüşür. Böylece sağlıklı günlerin ve hayatın değerini anlamada bir tazelenme meydana gelir. Yaşama sevinci duygusu artar.

Risale-i Nur’un hastalıklara bakış açısı özetle şöyledir: Dünya hizmet ve imtihan yurdudur. Asıl ücret ve mükâfat yeri ahiret olduğundan, iman eden insan burada yaşadığı hastalıklardan gelen sıkıntıları hoş karşılar, sabreder, şükrederse, her bir saati bir gün ibadet hükmüne geçer. Kısa ömrü uzun olur. Hatta bazen, hastalığın şiddetine ve kişinin imanına göre bir dakikası bir gün ibadet hükmüne geçer.

Allah, mutlak âdil olduğundan, kulunu bir hastalığa mübtelâ edip de ona bunun karşılığını vermemesi mümkün değildir. Neden kimisi sağlık, sıhhat afiyet içinde yaşasın da, kimisi de belki bir ömür süren bir hastalıkla sıkıntılı bir hayat sürsün? İkisi de bu dünyadan göçtüğünde, ücret alırken ikisi arasında bir fark olmalıdır. Bu hakikati Bediüzzaman Hazretleri Hastalar Risalesi’nde âyet ve hadislere dayanarak izah etmiştir. Bir gün gözleri kapanan yaşlı, Saliha bir kadın gözlerinin açılması için kendisinden duâ istemiş. Bediüzzaman Hazretleri de kadının salâhatini duâsına şefaatçi yaparak duâ etmiş. İki gün sonra gözleri açılmış. Kırk gün sonra gözleri yine kapanmış. Eceline de kırk gün kalmış. Kırk gün sonra da vefat etmiş. Bedüzzaman Hazretleri aynı zamanda “keşfel kubur” olduğundan, o saliha hanımın kabrinde Cennet bağ ve bahçelerini kırk bin günlerde seyretmeyi kazandığını müjde vermiştir. “Bir mü’min gözüne perde çekilse ve kabre girse, ehli kuburdan çok ziyade o âlem-i nuru temaşa edebilir” (Sahih-i Buhari, Fethu’l Kebir) Bu örneğe binaen diğer aza, organ, duyu eksiklikleri ya da çekilen hastalıkların kişinin iman derecesine göre kabirde ve Cennette çok daha güzel bir şekilde ona verileceğini düşünebiliriz.

Ölümün en az ya da hiç düşünülmediği dönem gençlik yıllarıdır. Bu dönemde  insan bedenen dinç ve sağlıklıysa, ölümü kendine uzak görür. Gaflete daha kolay kapılır. Bediüzzaman Hazretleri, gençlere gelen hastalıkları İlâhî bir ihsan ve ahiretini düşünmeye vesile olarak değerlendiriyor. Şifa için kendisinden duâ isteyen hasta gençlere, “Sen hastalık gözüyle, her halde gideceğin bir menzilin olan kabrini ve daha arkasında uhrevî menzilleri görürsün ve onlara göre davranıyorsun. Demek senin için hastalık bir sıhhattir; bir kısım emsaline göre sıhhat bir hastalıktır.” diyor.

Demek hastalıklar da, dünya ve ahiretimiz için birer nimettir. O’ndan gelen her şey güzeldir ve bizim için hayırlıdır. Her hâlimize şükürler olsun.

Okunma Sayısı: 906
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • murat halil bülbüloğlu

    12.12.2019 11:07:04

    Allah razı olsun

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı