Kadir İnci ile Musa Yukarı Bediüzzaman’ın nereye gittiğini bilmediklerinden ziyaret için birçok yerde onu ararlar. 1960 yılının Ocak ayında geldikleri Emirdağ’da olduğunu öğrenirler.
Bediüzzamanın evini sora sora bulurlar. Eve geldiklerinde kapıyı çaldıkları anda polis onları yakaladığı gibi karakola götürür. Karakolda saatlerce ifadeleri alınır. Ayrılacakları zaman komiser: “İlk işiniz Emirdağ’ını terk etmek olsun, eğer tekrar yakalanıp gelirseniz sizi döver ve eziyet ederiz” diye söyler.
Kadir İnci ile Musa Yukarı karakoldan çıktıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi tekrar Bediüzzaman’ın evine giderler. Kapıyı çaldıktan bir müddet sonra kapı açılır, talebe onları içeri alır. İçeri girdiklerinde Bediüzzaman karyolanın üstünde oturuyordu. Önce Musa Yukarı sonra Kadir İnci elini öptükten sonra gösterilen yere oturdular. Bediüzzaman’ın sesi az çıktığından Zübeyir Gündüzalp konuşulanlarını tekrar ediyordu. Bediüzzaman, “Dinsizliğin bel kemiği kırılmıştır. Artık doğrulamaz” dedikten sonra devamla Risale-i Nurlar’ı çok okumanın kendisini ziyaret etmekten daha ehemmiyetli olduğunu söyler. İzmir’e gitmek istediğini fakat ehl-i dünyanın evhamından şimdilik vazgeçtiğini söyler. Pakistan’dan bir bakanın yanına geldiğini “Üstadım senin kıymetini burada bilmiyorlar, seni memleketime davet ediyorum.” dediğini; cevap olarak: “Ben orada olsam, hatta Mekke ve Medine’de de olsam, hizmet için yine Türkiye’ye gelmem lazım. Çünkü hizmetin merkezi burasıdır” diye söyledi.
Bediüzzaman konuşmalardan sonra, Zübeyir Gündüzalp onlara gitmeleri için müsaade verdiğini söyledi. Onlar da ayağa kalkarak elini öptüler. Bediüzzaman Zübeyir Gündüzalp’a: “Bunları otobüse bindirip öyle gel” der. Dışarı çıktıklarında, araba gelmişti, arabaya binip oradan uzaklaştılar. Eğer biraz geç kalsaydılar, arabayı kaçırıp, tekrar polislerin eline düşme ihtimalleri vardı. Yaklaşık üç ay kadar bir zaman sonra Bediüzzaman’ın vefat haberini alırlar. Kadir İnci Bediüzzaman’ı ziyaretten sonra derslere katılmaya devam etti. Eski İzmir müftülerinden Hacı Sâlih Tanrıbuyruğu Kadir İnci’nin de olduğu bir sohbette: “Bediüzzaman Said Nursî İslâm düşmanları ile mücadele ve mücahede ederken, bizler onun kanatları altında İslâm’a hizmet etmeye çalışıyoruz” sözleri onu çok etkiler.
Ahmed Feyzi Kul, Mehmet Emin Kul, Muzaffer Arslan ve Hasan Atıf Egemen gibi Nur talebeleri köyüne gelip giderlerdi. Özellikle Bayram Yüksel bir sohbet esnasında söylediği şu söz: “Kardeşlerim, Risale-i Nur eserlerinden, her gün müsait vakitlerinizde, bilhassa akşamları yatmadan önce birkaç sayfa mutlaka okuyunuz.” demesi, Risale-i Nurları anlama hususunda Kadir İnci’ye bir anahtar olmuştur. Kadir İnci daha sonraki zamanlarda Risale-i Nur hizmetiyle öne çıkar. 1960 yılından sonraki baskılar ve sıkıntıları Nur talebeleriyle birlikte çekti. Tahkikî imanın verdiği güçle hiçbir baskıdan korkmadı ve Risale-i Nurun yayılması için çalıştı. Beş defa mahkemeye verilen Kadir İnci, birisi askerde olmak üzere üç kez cezaevine girdi. 163. madde hükmünce sürekli gözetim altında tutularak büyük sıkıntılara maruz kaldı. Kendisine isnat edilen suç ise, Kur’ân ve Kur’ân tefsiri olan eserleri okumaktı. 10 Haziran 2025 tarihinde vefat etti.
Kaynak:
Ömer Özcan- Ağabeyler Konuşuyor-2