Ramazan Kurt 1947 yılında Siirt ilinin Kurtalan ilçesinin Zokeyt (Kayabağlar) köyünde klasik medresede talebe olarak okuyordu.
Ramazan Kurt ve iki arkadaşı Cizre’de âlim Şeyh Seyda’nın ziyaretine yaya olarak yola çıktılar. Şeyh Seyda’nın medresesine vardıklarında şeyhin yaylaya Bağlarbaşı’na (serdahl) gittiğini söylediler. Ramazan ve arkadaşları hemen yola çıkarak yaklaşık 7 km yaya yol aldıktan sonra yaylaya vardılar. Yaylaya vardıklarında “iğne atsan yere düşmez” âlim, talebe ve bölgenin tanınmış ağaları vardı. Ramazan ve arkadaşları kalabalığa karışarak boş bir yere oturdular. O gün cemaatle namazlarını kıldılar. Ertesi gün erken kalkarak sabah namazına hazırlık yaparken ömürlerinde ilk defa bu kadar güzel ezan okuyan bir ses duydular. Ramazan Kurt ezan sesine öylesine kendini kaptırdı ki yerinden deprenmeden ezan bitinceye kadar ayakta bekledi. Kendi kendine “acaba bu Bilal-i Habeş mi?” dedi. Aradan 75 yıl geçmesine rağmen Mele Ramazan o ezan sesini ilk gün duymuş gibi hafızasında canlılığını koruduğunu söyledi.
Sabah ezanı okunduktan sonra şeyh kalabalık bir cemaatle sabah namazı kıldırdı. Namazdan sonra şeyh odasına çekildi. Ramazan ve arkadaşları kısa bir uykudan sonra kahvaltı için salona geldiler. Çorbalarını içerken gözleri ezan okuyan kişinin üzerindeydi. Ezanı okuyan kişi Iraklı bir misafirdi. Şeyhin halifelerinden biri Iraklı misafire:,“Nereden geliyorsun ne işle meşgulsün” dedi. Iraklı misafir: “Irak’tan geliyorum matbaa işi yapıyorum. Matbaada Risale-i Nurları Arapça basarak yayın yapıyorum” dedi. Şeyhin halifesi, “Şeyhin ziyaretine tövbe etmek, tarikata girmek için mi geldin” dedi. Iraklı misafir, “Hayır şeyhi ziyaret için geldim, camide ziyaret yaptım yarın Isparta’ya Bediüzzaman Said Nursî’yi ziyarete gideceğim” dedi. Şeyhin halifesi, “İnsanlar Medine’den buraya Şeyh Seyda’nın ziyarete gelip tarikatına giriyor, sen Isparta’ya gideceğim” diyorsun. Iraklı misafir, “Bediüzzaman beni beş dakika huzuruna alsa Şeyhin yanında kırk yıl kalmaya tercih ederim ”dedi. Bu sözden sonra yüzlerce insanın birde ayağa kalktı, “Sen nasıl böyle konuşursun” diye öfkeyle bağırdılar. Iraklı,” Ben şeyhin yanında kırk yıl dahi kalsam kurtulup kurtulmayacağım belli değil, hâlbuki Bediüzzaman’ın yanında beş dakika kalsam bana yeterlidir” deyince, gürültü koptu silahını çeken, sopasını eline alan ve taş tutan eller Iraklı’ya yöneldi. Şeyhin halifesi İbrahim hemen araya girerek (Halife İbrahim Bediüzzaman’ın eserlerini okumuş biriydi) İbrahim, “Bediüzzaman bu asrın imamıdır, sahibidir, müceddittir” dedi. Cemaatten İbrahim’e aldırmayıp Iraklının üzerine yürürken müritlerden biri koşarak Şeyh Seyda’nın yanın gitti ve içerde büyük bir olayın olduğunu söyledi. Şeyh Seyda kalabalığın olduğu alana gelince ses kesildi. Seyda cemaate “Oturun oturun” dedi. Sessizlik olunca Şeyh Seyda halifesine, “Neler oluyor” dedi. Halifesi, “Bu Iraklı adam, “Bediüzzaman’ın yanında beş dakika kalmayı, Şeyh Seyda’nın yanında kırk yılda kalmaya değiştirmem ve asrın imamıdır, müceddittir diyor.
Şeyh Seyda bir müddet suskun bekledikten sonra cemaate hitaben, “Bediüzzaman’a peygamber demeyin ne derseniz ona yakışır” deyince cemaat sakinleşti. O gün Mele Ramazan’ın kalbine Bediüzzaman muhabbeti düştü.
Mele Ramazan Kurt 2026 Nisan ayında Batman dershanesinde bu olayı anlattı.
Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=AcyVE3KnkSM