"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Doğu Türkistan - 8

Muhammet ÖRTLEK
03 Eylül 2019, Salı 00:17
Çin’in, Doğu Türkistan’da üzerinde uyguladığı yoğun güvenlik politikaları sonucunda, özellikle 2013-2015 yıllarında Uygurlar arasında etnik huzursuzlukların artmasına sebep oldu.

Çin yönetimi, çıkan huzursuzluklara daha sert güvenlik uygulamalarıyla cevap verdi. Ancak bölgede bozulan özgürlük-güvenlik dengesi, Çin’in Sincan konusunda başarısızlığını gösterdi. Sincan’da son 5 yıldaki tutuklamalar, bir önceki 5 yıla göre yüzde 300 arttı.

Doğu Türkistan davası için web sitesi üzerinden çalışmalar yürüten Uygur iktisat profesörü İlham Tohti ve Uygurca yayın yapan web sitesini yöneten Gulmira Imin’in 2009 yılında, Çin mahkemelerince ömür boyu hapse mahkum edildiler. Mahkemelerin bu çeşit kararlarına ek olarak, Çin tarafından Doğu Türkistan’da gerçekleştirilmeye çalışılan “Sinişleşme (Çinlileştirme)” siyaseti de, yeni bir ulusal din politikası dayatması olarak karşımıza çıkıyor. Başka deyişle Çin’in “Sinişleşme” dayatması ile Doğu Türkistan toplumunun Uygur, İslam ve Arap kültürleri ile dillerinin etkilerini azaltmayı amaçlamaktadır.

Çin destekli Sincan hükümeti, 2017 yılında “aşırılık ifadeleri”ni kaldıran bir yasa çıkardı. Yasa gereği peçe, sakal, düğün, cenaze törenleri, bazı helal gıda uygulamalarını içeren Sincan gelenek ve kültürlerine keyfi kısıtlamalar getirildi. Yerel makamlar, çocuklar için bazı İslami isimleri de yasakladı.

Sincan’da birçok cami, hükümetin “cami düzenleme” girişimleri sonucunda yıkıldı. Kalan diğer camiler ise, Çin etkisiyle Sinişleştirilerek minareleri yıkıldı, kubbeleri geleneksel Çin çatılarıyla değiştirildi. İslami motif, süsleme ve Arapça yazılar söküldü. 

Sayıları binlerle ifade edilen birçok Uygur, Çin’in dini kısıtlamalarından dolayı Güney Doğu Asya’ya ve Türkiye’ye göç ettiler. Hatta Pekin yönetimi, 2009-2015 yılları arasında Kamboçya, Malezya ve Tayland’a göç eden 150 Uygurlu’yu Çin’e iade ettirdi. Müslüman Türk Uygurlar’a muhtelif dini baskılar yapılırken, nüfusu 11 milyonu bulan Çinli Müslüman Huiler ise, Pekin’in baskı-asimilesini daha az hissettiler. Elbette Huiler’in Uygular’a göre daha az baskı görmelerinde Huiler’in dağınık heterojen bir coğrafyaya dağılmış olmaları, Çince’yi kullanmamakla beraber Han Çin’i dilini kullanmaları anlaşılmaktadır.

Doğu Türkistan’da son yıllarda güvenlik önlemlerinin artmasında ve 2016’da Terörle Mücadele Yasası’nın yayınlanmasına neden olarak Tibet bölgesi eski Parti Sekreteri Chen Quanguo’nun Sincan Uygur Özerk Bölgesi Parti Sekreterliği’ne atanması görülüyor.

Son dönem güvenlik önlemleri şu şekilde sıralanıyor:

- Polis Teşkilatı ve Gözetleme: Sincan bölgesi yüksek teknolojiye sahip gözetim/kamera ekipmanlarıyla donatılarak, kurulan binlerce karakoldan izlenmektedir.

- Biyometrik Veri Toplama: Çinli yetkililer, Uygurlar’ın DNA örneklerini, kan türlerini, parmak izlerini ve göz retina taramalarını sağlık gerekçesiyle toplayarak katalogladılar.

- İnternet ve Sosyal Medya Kontrolleri: Sincan’ın bazı bölgelerinde Uygurlar’ın telefonlarına, Çinli yetkililerin çevrimiçi etkinlikleri izlemelerini sağlayan bir uygulama yüklemeleri gerekiyor.

- Evde Kalma Uygulaması: Çin yönetimi, Uygurlar’ın Komünist Parti’ye sadakatlerini değerlendirmek için tahminen 1 milyon kişi görevlendirmiştir. Görevliler, Uygurlar’ın evinde geçici kalarak/yaşayarak, Doğu Türkistan Müslüman toplumunun Komünist Parti’ye sadakatini ölçmektedir.

ABD, Kongre Araştırma Servisi’nin 18 Haziran 2019 tarihli “Çin’deki Uygurlar” başlıklı raporundaki (Congressional Research Service “Uyghurs in China” June 18, 2019) tahminlere göre, Sincan yönetimi resmi suçlama, mahkemeler yapılmadan çoğunlukla Uygur ve Kazaklar’dan meydana gelen 1 milyondan fazla Müslüman ve Türk’ü “Yeniden Eğitim Kampları”nda belirsiz süre ile tutmaktadır.

Yeniden Eğitim Kampları’nda gözaltına alınanların çoğu, aileleriyle neredeyse hiç görüştürülmüyorlar. Bazı Çinli yetkililer ise, kamplarda zorla tutulanlara Çince’yi öğrendikleri “mesleki eğitim kurumları” olarak da ifade ediliyor. Çin, kamplardaki Uygur ve Kazaklar’ı “de-extremization” politikasına tabi tutarak, onları “etkilendikleri dini aşırılık ve şiddet içeren terörist ideolojiden kurtarmaya” çalıştıklarını iddia ediyor. 

Çinli yetkililere göre, kamplarda tutulanlar “aşırılık” olarak kabul edilen davranışlarda bulundular. Belirtilen “aşırılıklar” şöyle: resmi onaylanmış ibadet yerlerinin dışındaki dini hizmetlere katılmak, çocuğuna evinde eğitim aldırmak, yurtdışına seyahat etmek, yurtdışında yaşayan akrabalara sahip olmak, dini duyguları güçlü bir şekilde ifade etmek vb. Aynı zamanda birçok tutuklunun Komünist Parti ve Cumhurbaşkanı Xi Jinping’e bağlılık söyleme zorunluluğu olduğu bildiriliyor. Diğer taraftan yurtsever şarkılar söylemek, dini inanç ve ibadetlerin çoğunu terk etmek kampın zorunluluklarındandır. Buna bir de kamplardaki kötü şartları eklemek doğru olacaktır. Patrik Meyer’in Haziran 2016’da New America International Security’den yayınlanan “China’s De-Exremization of Uyghurs in Xinjiang (Sincan’da Uygurlar’ın Yok Edilmesi)” isimli çalışması önemli bilgiler içeriyor.

Okunma Sayısı: 648
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı