"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Keşfedilmeyi bekleyenler

Mustafa Yalçın
08 Şubat 2020, Cumartesi
Suyun düzenli damlaması sert olan granit mermeri deler geçer.

Gazetecilik bu manada bir yayıncılıktır. Edebi ile yaptığınız neşir bir kez damlamayla netice alınamıyacağı, hele hele topluma fikir noktasında istikamet verilmesi yıllarca neşir hayatının devam edebilmesi ile mümkün kılmaktadır. 50. yılın içinde olduğumuz basın hayatında Yeni Asyamızı günlük 50 gazete elden dağıtmakla nefsimi ikna ve tahdisi nimet olarak cemaatimi onore etmiş  oluyorum. 

Sosyal hayatın içindeyim. Besmele çekip bayiden aldığım gazetemizi dağıtmaya başlarken, “Ya Rab tesirini artır” niyeti ile duâmı yapıp, gayret inşallah neticesiz kalmaz ümidiyle kendimi dâvâma vakfederek cadde, sokak, mahalle dolaşmaya başlıyorum. Dağıtım esnasında yaşanmış bazı hatıralarımı hem bir teşvik hemde tedbir açısından aktarma ihtiyacı duyarak kaleme aldım. Koltuğunuz altındaki gazeteler ile parktan geçerken arkanızdan;

- Evlâdım evlâdım! diye bir ses işitiyorsunuz önce alâkasız kalıyorsunuz sonra sesin ısrarcı olmasından arkanızı dönüp baktığınızda 75 yaş civarı tonton Nur yüzlü bir teyzenin size seslendiğini fark ediyorsunuz. 

- Buyur teyze bir arzunuz mu var?

- Bana da bir gazete ver evlâdım. 

- Elbette...

- “Okuyabilecek misin teyzeciğim?” deyip özellikle Yeni Asya baş sayfasını göstererek takdim ettiğimde, gözlüğünü çantasından çıkartıp okumaya başlarken “Yeni Asya’yı tanıyorum” diyerek başka bir kelâm etmeye fırsat vermeden okuyarak yoluna devam edip gözümün önünden kayıp gitti. “Fesuphanallah” deyip arkasından baka kalıdım.

Taksi durağı işletmeciliği yapan 70 yaş civarı bir ağabeyimiz var ki, her gün sizi kapıda karşılayıp gazeteyi takdim alırken sanki bir merasim havasında karşılıklı sevgi ve hürmet içerisinde,

 - Benim gazetem geldi, bu gazete bana hitap ediyor. Hissiyatıma ortak oluyor, mertçe yazacağını yazıyor... Şoförler başka gazetede getiriyorlar buraya, fakat çoğu açık-saçık, içide boş teneke gibi tıngır-şıngır,  bende atıyorum şu koltuğun altına Yeni Asya’ yı okusunlar diye. 

Çay ikramında her gün ısrarlı. Abinin yanından “izninizle geri kalan gazetelerimi dağıtayım” diye ayrılıyorum. 

20 Yıllık komşum olan hanım kızım görüyor ana caddede.

 - Hayırdır Mustafa Abi gazete dağıtırken görüyorum sizi bir sıkıntımı var” diye sorarken meraklı bakışlarından acıma hissini algılıyorsunuz. 

- Yok kızım bir sıkıntımız yok elhamdulillah Allah rızası için dağıtıyorum, dâvâmız bu deyince. 

- Haa öylemi” diyor, fakat bir manada vermekte kendince zorlanıyor elbette. 

Kitap-kırtasiye dükkânı günlük ziyaret edip Yeni Asya Gazetesi’ni takdim ettiğim bir esnaf. Önceleri kapının önüne koyup dağıtıma devam ederken, tanışalım düşüncesiyle içeri girdiğimde rafda birkaç adet de olsa eserleri görme heyacanıyla “Maşallah kardeşim siz Risale-i Nur da satıyorsunuz tebrik ederim sizi” dediğimde, o zamana kadar çözemediğim ancak tatlı bir şive ile,

- Evet abi dükkân sahipleri Nurcu” diye ifade etti. Tanıştığımızda kendisinin  üniversite öğrencisi olduğunu, aslen Suriye/Halep’den  okumak için geldiğini burada da hem çalışıp hemde derslerine çalıştığını söyledi. Muhabbet gelişti, kendisiyle her gün uğradığımda kısa bir ders olarak “Beyanat ve Tenvirler”den okumaya devam ediyoruz. 

- Anlamadığın kelimeler olursa abi sor ben sana tercüme ederim” derken çok samimî. 

Muhterem bir kardeşimiz olan dükkân sahibi ile de tanıştık. Hasbihalden sonra takvim ve “Yeni Tanzim” takım kitapları siparişleri olarak tedarik ettim, “Takım Külliyat” satmaları noktasında zaman içerisinde kendilerine teklifte bulunacağım. 

- Otur abi, hem sohbet edelim hemde bir ders okuyalım. 

- Tabiki kardeşim

- Yeni Asya kendi içimizde bu kadar muhalefetler rağmen dirayetli duruşuyla, cesaretiyle istikametini hiç bozmayarak 50 yıldır neşir hayatına devam ediyor. Allah razı olsun, sizin günlük buraya da bırakmanızla samimî söylüyorum her gün satır satır okuyorum. Siyasî-içtimaî meselelerde diğer gruplarımız hep savruldu iktidara yanaştılar. “Abi”dediğimiz kişileri hayretle müşahede ediyoruz. Yazık. ... deyip içini çekiyor. Sonra da, “biz en iyisi ders okuyalım” diyerek raftan  Beyanat ve Tenvirleri alıp, Halepli kardeşin kaldığı yerden okumaya başlayıp, dertlerimizle hemhal oluyoruz. 

Köftecimiz var birde; 15 Temmuz öncesinde masaya günlük bir gazete bırakıyordum. Hem gelen müşterileri siparişi beklerken okusun hemde vakti olursa kendisi de bir göz atsın diye. Malûm hadiseden sonra “Abi bana gazete bırakma, ortalık karışık mimlenmek istemem” dedi. “Peki kardeşim, yalnız görüyorum ki gazeteyi okumamışsın.  Şayet okumuş olsaydın bizim ihtilâl teşebbüsünde bulunanlarla hiç alâkamız olmadığını anlardın veya sorsaydın anlatırdım. Neyse.. deyip gazete bırakmayı durdurmuştum. Komşusu olan esnaf düzenli alıyordu. Birkaç hafta önce ordan geçerken “gazeteyi bana da bırakır mısın?” dedi. İçimden “Hayır olur inşallah!” deyip caddeye yakın olan masaya iliştirmeye başladım. Fakat dönüşte bakıyorum gazete yerinde yok. Bir gün böyle, iki gün böyle derken kuşkulandım ertesi gün karşı yufkacıya girip gözlemeye başladım. Beyefendi, afedersiniz iki eli kıçında gelip gazeteyi sarmaladıktan sonra baktım sabahları ocağı ateşlemek için odunların üzerine koyuyor. Birden celâllendim, fakat kendimi zor tuttum. İçimden sakinlemek için köylüce amiyane tabirle “Sana bu Gazetenin gadasını  aldırırım....” aklıma ne geldiyse sıraladım. Ya sabır, vardır bunda da bir hayır deyip, aklıma bir marketin en azından ekmeğe sarılıp evlere gönderildiği sayfa yaprakları aklıma gelince, “Biz vazife esaslı çalışmalıyız. Neticeyi halk edecek Allah” deyip sükûnet buldum.

 Bir de elektrikçi esnafımız var. Ailece Yeni Asya okuyucuları. Çocukluk dönemlerinde hem cemaate devam ederken hatta şevkle gazete bile dağıtırken, iş ve sosyal hayat içerisine girip toplumun empozesi ve çıkar ilişkileri hayatlarına yön vermesiyle, birisi fanatik siyasetçi iken, diğeri kardeşi hoca sempatisi hastalığına kapıldılar maalesef, zaman zaman vakitleri müsait oldukça...

- Kardeşim sizin bu zaafınız aslında bizlerin vazifemizi gereği gibi yapmadığımızdan kaynaklanıyor sizden helâllik diliyorum” deyip okumasalar da hep gazeteyi bırakmaya devamla irtibatı hiç kesmedim. “Zaman en güzel müfessir...”Bugün artık her görüştüğümüzde siyasî fanatik tavırların törpülendiği, hocanında büyük yanlışlarının sorgulandığı bir aşamaya gelindi elhamdulillah. 

- Abi akşamları uğra hem çay içeriz hemde dar dairede bu konuları mütalâa ederiz. Talebi oluştu. Berberi, ayakkabıcısı, emlakçısı, börekçisi, kasabı... hepsi de canlı ve yürekten; “Selâmünaleyküm, hayırlı işler!” demenize, “Aleyna aleykümselâm” ile mukabele edip, en azından günün stresli akışına bir nebze de olsa tebessüm katmak... 

Kelâmullahın yayılmasına katkıda bulunmakla büyük bir hizmet yapmanın hazzını yaşıyorsunuz. Sanki geçtiğiniz sokaklar Yeni Asya boyası ile boyanmış gibi geliyor size.

Bu ve buna benzer hatıralar gazete dağıtımında yaşanan hayatın gerçek yönleri. Ancak ve ancak  süreklilikle “Keşfedilmeyi Bekleyen” niceleri var. Özellikle Metropol şehirlerde toplum değişik hastalıklarla yara almaya devam ediyor. Gazeteyi eline alıp okumak büyük bir ihtiyaç.  Siyasî basiretsizlik, her türlü okuma kültürünü de tekeline alıp “Havuz Medyası” da iktidarının borazanlığını yaptırırken, inandığı gibi yaşamayan Müslüman toplumlar sarî hastalıklara giriftar oluyor. Bu sahada büyük bir boşluk var. Yeni Asya vesilesiyle tanışıp kaynaşmak ve en azından bulunduğunuz bölgede gazetemizi elden dağıtıp, vakti müsait olanlar kendine vazife addederek, sulhü umumiye “Allah rızası”  için  katkıda da bulunsun.  “Asayişi muhafaza” aslî vazifelerimizden birisi zaten. 

Ha, bir de gayret kardeşlerim!

Okunma Sayısı: 1498
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hayati

    8.2.2020 10:33:57

    Evet, işte nurculuğun çok önemli bir boyutu. İstanbulun bütün semtlerinde buna ihtiyaç var. Tebrik ediyoruz kardeşimizi.

  • Abdurrahman

    8.2.2020 09:19:55

    Teşekkürler Sayın Mustafa Yalçın...Cenabı Hak Sizden ebediyyen razı olsun....

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı