"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hz. Peygamberin (asm) üstün vasıfları ve insanlık için önemi (2)

28 Temmuz 2020, Salı
Hz. Muhammed’in (asm) insan hayatı için çok önemli olan genel özelliklerini mütalâa etmeye devam edelim.

Geçmiş tarihin, Asr-ı Saadetin, hali hazır durumun ve geleceğin şahadetiyle Hz. Muhammed (asm) insanlığa her haliyle rehber olmaya ve örnek olmaya devam ediyor. Mükemmel, yaşanabilir, sürdürülebilir, saadetli bir hayat tarzı sunuyor. Kör olmayan, akıl ve basiret sahibi herkes bunu kabul ediyor. Peygamberliğin tarihe mal olmuş bu mükemmel hayatının sahifelerini Bediüzzaman Muhâkemat adlı eserinde şöyle ispat ediyor.

Birincisi: “Fıtrî kara gözlülük, sun’î kara gözlülük gibi değildir” kaidesine binaen sun’î ve tasannuî olan şey, ne kadar mükemmel olsa da, tabiî yerini tutmadığından, hey’etinin feletatı müzahrefiyeti ima edecektir.” (Muhâkemat sh. Yeni Baskılar, 144/ 194)

Yani: Sun’î ve gösterişle yapılan bir şey ne kadar mükemmel de olsa, fıtrat ve tabiiliğin yerini tutmaz. Söylenenler boş lâkırdı, anlamsız, yalan ve yapmacıktır. Hz Peygamber (asm) bütün bunlardan temizdir.

“İkincisi: Ahlâk-ı âliyenin, hakikatin zeminiyle olan rabıta-i ittisali ciddiyettir. Ve deveran-ı dem gibi hayatlarını idame eden ve imtizaclarından tevellüd eden haysiyete kuvvet veren, heyet-i mecmuasına intizam veren yalnız sıdktır. Evet, şu rabıta olan sıdk ve ciddiyet kesildiği anda o ahlâk-ı âliye kurur ve hebaen gidiyor.” (Muhâkemat sh. Yeni Baskılar, 145/ 195)

Yani: Yüksek ahlâkın, hakikatin aslı ve gayesi noktasındaki özelliği ciddiyettir. Vücutta “kan dolaşımı” gibi hayatını devam ettiren mizaçlarından çıkan haysiyeti, onuru ve bütün hayatî icraatlarına kuvvet veren ana unsur ve vazgeçilmezi, “Sıdkı, yani doğruluğudur!”

“Üçüncüsü: Umûr-u mütenasibede temayül ve tecazüb ve mütezadde olan eşyalarda tenafür ve tedafü kaide-i meşhuresi, maddiyatta nasıl cereyan ediyor; maneviyat ve ahlâkta dahi cereyan eder.” (Muhakemat sh. Yeni Baskılar, 145/ 195)

Yani: Hz. Peygamberin (asm) hayatının her safhasında; olumlu olan şeylere karşı temayül, tasdik, uygunluk, meyil ve sempati ile müsbet olan şeylerdeki istikametli hayat tarzıdır. Menfi olan şeylere karşı da; nefret ve defetmedeki tutumudur. Hz. Peygamberin (asm) bu konudaki tatbikatı da harikadır.

“Dördüncüsü: Hatta a’danın şehadetleriyle, zat-ı Peygamberde (aleyhissalâtü vesselâm) vücudu muhakkak olan ahlâk-ı âliyenin kesret ve ihata ve tecemmu’ ve imtizacından tevellüd eden izzet ve haysiyetten neş’et eden şeref ve vakar ve izzet-i nefis ile ferişteler, devlerin ihtilât ve istiraklarından tenezzühleri gibi sırr-ı tezada binaen, o ahlâk-ı âliye dahi hile ve kizbden tereffu ve tenezzüh ve teberrî ederler. Hem de hayat ve mayeleri makamında olan sıdk ve hakkıyeti tazammun ettiklerinden, şûle-i cevvale gibi nübüvveti aleniyete çıkarıyor.” (Muhakemat sh. Yeni Baskılar, 145/ 195)

Yani: Düşmanlarının bile tasdikiyle, üstün ve yüksek ahlâkın bütün özelliklerini taşıması. Mizacından çıkan izzet, haysiyet, şeref, vakar, izzeti nefsinde adeta meleklerin özelliği vardır. Ondaki bu üstün özellikler. Dünyaca meşhur kişilerde görülen ve tam bir tezat ve zıtlık örneği olan; yalan, hile, büyüklük taslama, gibi çirkin hallerden uzaktır ve beridir.

Zamanımızda sıdk ve kizb, yani doğru ve yalan, iç içe geçmiş bilhassa siyaset âleminde neredeyse tamamen ortadan kalkmış. Hâlbuki Asr-ı Saadette, sıdk ve kizbin arasında dağlar vardı. 

Durum şöyleydi: Sıdk, doğruluk, hakikî güzelliğiyle onun hayatının en büyük şiarı olarak, O’nu (asm) a’lâ-yı illiyyîn olan insaniyetin en yüksek mertebesine çıkarmıştır. Bu âlemdeki en büyük bir inkılâptır. İnsanlığa yalanın en rezil ve kötü bir şey olduğunu göstererek büyük bir hakikati ortaya koymuştur. Çünkü yalan, büyük teşebbüsleri murdarların lâşeleri gibi ruhsuz bırakan bir rezalettir. Bu pisliğe yapışan yalancı peygamber ve emsali, esfel-i safilîn çukuruna düşmüşlerdir.

Hz. Muhammed’in (asm) hayatı, siyer ve eserleri noktası dikkat olunursa, O’nun (asm) dört yaşından kırk yaşına kadar, lâyık olduğu şânı, ahlâkı hileden tamamen uzak kaldığı görülür. Gençliğindeki kemal-i istikameti, metaneti, istikameti, sıratı müstakimde, ölçülü ve dengeli tavırları, iffet hali ortadadır.

Bunca küfrî inada karşı, hiçbir hileyi ima etmemesi, sabitleşmiş kırk senelik mükemmel ahlâkı ve o büyük inkılâbı nazara alınırsa, haktan geldiğini ve hakikat olduğunu tasdik etmeyen nefsine lânet eder!

Buna ihtimal verenin zihninde bir Sofestaî gizlenmiş demektir. En hatalı ve tehlikeli olacak makamlarda hep masun ve kurtuluşa erişmesi bunun delilidir. Arzu iplerinin kesildiği noktada, gayet metanet, tam bir hâkimiyet, nihayet derecede emin olması harikadır. Hareket, hâl ve tavrı, peygamberliğine ve ciddiyetine şahid-i kâfîdir ve hak ile bağlı olduğuna delildir.

Cenab-ı Hak bütün insanlığa bu örnek yaşantıyı anlamayı, idrak etmeyi, yaşayıp, tatbik edip istifade ve hayat tarzı yapmayı nasip etsin inşallah. Âmin.

Okunma Sayısı: 1706
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı