"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Neoliberal sermayenin Çin ile ittifakı-2

Nurullah UDUN
22 Ekim 2026, Perşembe
1988’deki bu tecrübe Pekin’e kalıcı bir ders verdi: Ekonomi açılabilirdi, ama siyasî iktidar asla.

Çin, Sovyetler Birliği’nin kısa süre sonra düşeceği kontrolsüz dağılma tuzağından bu sayede uzak durdu. Aslında dışa açılma çok daha önce başlamıştı. 1980’de Shenzhen, Zhuhai, Shantou ve Xiamen’de kurulan Özel Ekonomik Bölgeler yabancı sermayeye açılmış, 1984’te Şanghay dahil on dört kıyı şehri de sürece katılmıştı.

1980’lerden itibaren inşa edilen bu yeni modelde neoliberal sermaye ile Çin arasında örtülü bir çıkar birliği kuruldu.

Neoliberal sermaye açısından hesap basitti. Fabrikalar Doğu’ya taşınarak üretim maliyetleri asgariye indirildi, Batı metropolleri finans, teknoloji ve hizmet sektörüne odaklandı. Reel ücretleri baskılanan Batılı kitleler Çin’in ucuz tüketim mallarıyla teselli edildi, enflasyon onlarca yıl düşük tutuldu.

Çin açısından ise kazanç daha da büyüktü. Grevlerin, bağımsız sendikaların ve katı çevre mevzuatının bulunmadığı otoriter bir idare, yabancı sermayeye dünyanın en öngörülebilir ve kesintisiz çalışma sahasını sundu. Çin, yabancı şirketlere kapılarını açarken “ortak girişim” ve teknoloji transferi şartı koşarak küresel üretim bilgisini adım adım bünyesine çekti.

2001 yılında Çin’in Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) katılması bu sürecin nihaî tescili oldu. Çin artık ucuz bir montaj atölyesi değil, limanları ve tedarik zincirleriyle dünyanın vazgeçilmez sanayi kalbiydi.

Batılı karar vericiler uzun yıllar boyunca safdil bir teze sığındılar: “Serbest piyasa geliştikçe Çin toplumu zenginleşecek, zenginleşen orta sınıf hürriyet talep edecek ve rejim kendiliğinden liberal bir demokrasiye evrilecektir.”

Oysa hakikat bunun tam aksi istikamette tecelli etti. İktisadî zenginleşme, komünist rejimi tasfiye etmek bir yana, devletin gözetim ve otoriter denetim mekanizmalarını modern teknolojiyle tahkim etmesine yaradı. Çin, mülkiyeti, piyasa araçlarını ve küresel finansı kendi bekası için ustalıkla kullanan bir “devlet kapitalizmi” inşa etti.

Bu süreçte asıl yapısal tahribatı yaşayan ise Batı’nın kendi iç dinamikleri oldu. Üretim omurgası çöken sanayi havzalarında fabrikalar kapandı, vasıflı iş gücü istihdam alanını kaybetti. Zenginlik dar bir finans ve teknoloji oligarşisinin elinde toplanırken, toplumun geniş kesimleri borçlanmaya itildi. Sanayinin terk edilmesiyle doğan sosyal hoşnutsuzluk, bugün Batı demokrasilerini sarsan derin siyasî kutuplaşmaları ve popülist dalgalanmaları tetikledi.

Yaygın kanaat, Çin’in durdurulamaz bir süper güç olduğu yönündedir. Halbuki bu devasa cüsse, büyük ölçüde küresel sermayenin sağladığı pazar, finans ve teknoloji dolaşımıyla ayakta durmaktadır.

Varsayım olarak şunu düşünelim: Küresel sermaye eşzamanlı olarak Çin’den çekilseydi ne olurdu?

Böyle bir senaryo, tek taraflı bir mağlubiyeti değil, her iki tarafı da içine alan sistemik bir küresel felaketi doğururdu.

Çin cephesinde, modelin toplumsal meşruiyeti ideolojiden ziyade halkına sunduğu kesintisiz iktisadî büyüme ve istihdam garantisine dayanır. Sermaye bir anda çekildiğinde, tahminlere göre ihracata doğrudan ya da dolaylı bağlı en az 100 milyon insan işsiz kalır. İç pazarın tüketemeyeceği devasa kapasite fazlası fabrikaları kilitler. Gayrimenkul krizinin vurduğu bankacılık sistemi batık krediler altında çöker, yuan serbest piyasada çakılır. Meşruiyeti sarsılan Pekin, ayakta kalmak için aşırı milliyetçi reflekslere ve bölgesel çatışma risklerine yönelebilir.

—Devam edecek—

Okunma Sayısı: 170
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı