"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Fon skandallarının gölgesindeki kırk yıllık rant düzeni -3

Nurullah UDUN
11 Ekim 2026, Pazar
Bir önceki yazıda 12 Eylül’ü yeni düzenin miladı olarak andık. Bugün o düzenin kime ne kazandırdığını, kime neye mal olduğunu konuşalım.

12 Eylül’ün ekonomik programı Ankara’dan çok Washington’daki kurumların masasında şekillenmişti. Darbeden yaklaşık üç ay önce, Haziran 1980’de IMF ile üç yıllık bir stand-by anlaşması imzalanmış; Dünya Bankası da peş peşe beş yapısal uyum kredisi açmıştı. Kredilerin karşılığı, ithal ikameci kalkınma modelinin terk edilip ekonominin dışa açılmasıydı. Darbe yönetimi bu programı askıya almadı. Aksine, geçmişte Dünya Bankası’nda çalışmış olan programın mimarı Özal’ı ekonominin başında tuttu. Sendikalar kapatılıp grevler yasaklanınca programın önündeki son engel de kalktı.

Faturayı emekçiler ödedi. 1979 yılı 100 kabul edildiğinde reel ücretler daha 1980’de 80’e geriledi; özel sektörde düşüş daha da sertti. Emeğin milli gelirden aldığı pay darbenin ilk yılında belirgin biçimde düşerken sermaye gelirleri yükseldi. Darbenin sermaye çevrelerindeki karşılığı da gizli değildi. Dönemin TİSK (Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu) Başkanı Halit Narin’e atfedilen “Şimdiye kadar işçiler güldü, şimdi gülme sırası bizde” sözü, Narin sözlerinin çarpıtıldığını savunsa da, dönemin ruhunu özetleyen bir slogan olarak hafızalara kazındı.

Darbenin dış desteğine dair en çok anılan söz ise hâlâ tartışmalıdır. Mehmet Ali Birand, CIA’nın eski Türkiye şefi Paul Henze’nin Başkan Carter’a “Bizim çocuklar başardı” dediğini aktarmıştı. Henze bunu yıllarca yalanladı; Birand ise 1997’de yaptığı röportajın kaydını yayınlayarak cevap verdi. Hangi kelimelerin kullanıldığından bağımsız olarak tablo açıktır: Washington, programını uygulayacak bir yönetimin işbaşına gelmesinden memnundu.

Halka sabır ve kanaat öğütleyen bu düzenin tepesindekiler ise kendi hesaplarında aynı ölçüyü gözetmedi. Konsey üyesi Tahsin Şahinkaya’nın adı F-16 alımlarındaki yolsuzluk iddialarıyla anıldı; Şahinkaya bu iddiaları her zaman reddetti. Kenan Evren ve Şahinkaya’nın yargılandığı 12 Eylül Davası’nda müdahil avukatlar, Hazine’deki 170 ton altının akıbetinin araştırılmasını talep etti. TBMM avukatları ise MASAK raporu doğrultusunda sanıkların mirasçılarına geçen mal varlıklarına tedbir konulmasını istedi; mahkeme bu talebi reddetti. İddiaların hiçbiri bir yargı kararıyla netleşmedi. Darbecilerin servetini dahi soruşturamayan bir hukuk düzeni, bugünün foncularından nasıl hesap soracaktır?

Peki, 12 Eylül’den bu yana bu milletin ne kadar serveti el değiştirdi? Dürüst cevap şudur: Bunu tek bir rakamla ifade eden, farklı kalemleri birbirine karıştırıyordur. Ama kalemler tek tek konduğunda tablo yeterince ağırdır. Batık bankaların kamuya maliyeti, hesaplama yöntemine göre 47 ila 77 milyar dolar arasında açıklandı. Yalnızca hâkim ortakların bankalardan çektiği para, faiziyle 11 milyar doları buldu. 2003-2023 arasında bütçeden faize 563 milyar dolar ödendi. Yalnızca 2025’te faize giden para, 2002-2022 arasındaki bütün özelleştirmelerin toplam bedeline neredeyse eşittir. Bugünkü fon vurgununun büyüklüğü ise bazı hesaplamalarda 800 milyar lira olarak dile getiriliyor.

Bu kalemlerin bir kısmı suçtur, bir kısmı ise tamamen yasaldır. Asıl mesele de budur: Bu düzende servetin en büyük kısmı çalınmaz, kanun eliyle transfer edilir.

Peki, bu tablo karşısında ahlaka çağrı yapmak yeterli midir? Onu da bir sonraki yazıda tartışalım.

Okunma Sayısı: 147
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı