"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Diplomasız anneler

15 Ocak 2021, Cuma

Yemek yapan kimseye; “aşçı”,

Temizlik yapana; “temizlikçi”,

Çocuk mürebbiyesine (terbiyecisi); “çocuk bakıcısı”,

Bulaşık yıkayana; “bulaşıkçı”, 

Çamaşır yıkayana; “çamaşırcı”,

Ütü yapana “ütücü”  denir ve bunların hepsi de, insanın geçim kaynağını, maişetini sağlayan birer meslektir değil mi? Ve de bunların bazıları için bir tahsil, bir tedrisat lâzımdır. Tahsil îcab edenlerin de neticede bir diploması olmaktadır.

Peki, işyerimize bu vasıfların hepsine hâiz eleman alacak olsak, hem de iyi bir ücret de teklif etsek, böyle bir ilân versek, bu vasıflarda kaç kişi buluruz, kaç eleman çıkar böyle?

Okulumuzu bitirip, gazetelerin, “eleman arayanlar” sayfasında,” makine mühendisi” ilânlarına bakıyoruz. Birçoğunda ilânlar şöyle: “Makine mühendisi aranıyor. İstenen şartlar: 1- Makine mühendisi olmak. 2- Ehliyeti olmak. 3- Daktilo bilmek. 4- İngilizce bilmek.” Bu ilânları okuyunca, arkadaşlara lâtife yollu, şöyle diyordum; “Adam, bir taşla dört kuş vuracak. Hem makine mühendisi, hem şoför, hem daktilo memuru, hem de İngilizce mütercimin işini bir kişiye yaptıracak. Oh, ne âlâ memleket!” Sonra da hep beraber gülüşüyorduk.

İşte, o gençlik zamanımızda güldüğümüz bu hadise aklıma geldi. Şimdi, yukarıda saydığımız vasıflara hâiz bir eleman da işte böyle zor bulunur. 

Ama öyle bir eleman var. Hem de, bütün o işleri ve fazlasını da yapacak bir eleman…

Kim mi?

Hanımlarımız… anneler... Şefkat kahramanı, fedakâr kadınlarımız…

Saçını süpürge, kendisini; hem evlâdlarına, hem kocasına fedâ edercesine bir azim ve gayret sahibi kahramanlar. Hem de biliyor musunuz, bütün bu işleri ve fazlasını yapan, o kahraman, fedâi kadınlarımız; ne aşçılık okulunu, ne de çocuk gelişimi bölümünü bitirmiştir. (istisna diplomalılar hariç) onlar, diplomasız annelerdir!

50’li senelerin sonu, 60’lı senelerin ilk yarısında rahmetli annemin fedakârlığını hiç unutmam. Dördünün arasında, ikişer yaş olan beş çocuk annesi validem, tam bir Osmanlı, Anadolu kadınıydı. O zamanlar, daha çamaşır makineleri bile evlere yeni yeni giriyordu. Bulaşık makinesinin ise, ismi bile bilinmiyordu. (Zannedersem çamaşır makinesi, bizim eve 1962’de alınmıştı.) İşte, o çamaşır makinesi-ki şimdiki gibi otomatik, kurutmalı değil- daha bizim eve alınmamışken, anacığımın sobada veya gazocağında su kaynatıp, leğende çamaşır yıkayışını hiç unutmam. Yemek, bulaşık, ütü, çocuk bakımı, Ankara’da bile daha kaloriferli evlerin pek az olduğu o zamanlarda, sobayı yakıp, kömür, odun taşıyıp, bir de külünü boşaltan, hassas ve titiz kocasının rahatı için kendisini harcayan bir anne…

Tabiî, bizim rahmetli annemiz gibi, nice anneler, kadınlar ve hanımlarımız…

Hanımlarımızla, hanım kardeşlerimizle alâkalı, bundan evvel yazdığımız birkaç makaleye yorum yazan arkadaşlarımızdan bir-ikisi, “hep kadınları övüp, yükseltiyorsunuz, hâlbuki ne cadaloz kadınlar da var” mânâsında serzenişte bulunmuşlardı. Evet, vardır elbet. Ama onlar, o gibiler, bizim bahsimiz haricidir. Onlar, bu satırlara giremez. Bu satırlara ancak; Nezih, nâzik, nâif, hanımefendi ve hakikî mânâdaki hanım kardeşlerimiz girer. Biz onlardan bahsederiz, onları nazara veririz. 

Evet, tekrar ediyoruz. Bu diplomasız, ama ne bileyim, kaç diplomalının yapamayacağı işleri yapan hanımlarımız, hanım kardeşlerimiz, analarımız, bacılarımız, bizim baş tacımızdır. Allah, onlardan razı olsun.

Son zamanlarda, kadınlara karşı yapılan alçakça tedhiş hareketlerine şahid oluyor ve yürekten üzülüyoruz. Hangi alçak eldir ki o, daha dün ele geçirmek için önünde bin bir türlü takla atan sahtekâr, sahte yüzlü kocalar, kendisine yatak-yorgan, çocuklarına bir melek olan o kadınını;  üzüyor, dövüyor ve de alçakça, hâince öldürüyor. Bu kelimeleri yazarken bile, elim titriyor, dilim dolanıyor, kalemim yazmıyor. Bu nasıl bir vahşiliktir böyle? Kadına el mi kalkarmış yahu? Evleneli kırk sene olmuş şükür. Acaba, hanımıma bırakın vurmayı, el kaldırmış mıyım acaba? Biz kimiz ki, bırakın bizi. Sorun, soruşturun bakalım, Peygamber Efendimiz (asm) acaba hanımlarına hiç el kaldırmış mıdır?

Ve o iki cihan serveri, Peygamberimiz (asm), bizlere,  hitaben; kadınların Allah’ın birer emaneti olduğunu söyleyip, “Sizin en hayırlınız, kadınlarınıza en iyi muamele edeninizdir” buyuruyor. Gücü sizden az diye, o emanete her türlü hıyaneti yapmak, ne Müslümanlığa, ne insanlığa, ne de erkekliğe sığmaz. Erkek olan, kahraman olan insan, hakikî kahramanlığın, öfkesi geldiği zaman, kendisine hâkim olan kimse olduğunu, yine Peygamber Efendimiz’den (asm) öğrenmesi lâzımdır.

Kadına kalkan-ki haklı yere de olmaz, dövme hakkı yoktur- eller, bu dünyada olmazsa, öbür dünyada, kırılmaya mahkûmdur. Hele, öldürmek gibi bir katmerli cinayeti irtikâb edenler, varsın akıbetlerinin nasıl kötü olacağını düşünsünler.

Okunma Sayısı: 1411
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • NURDAN VARAMAZ

    17.1.2021 07:55:01

    Çooook güzel bir yazıydı Osman abi eline yüreğine sağlık, ahirete irtihal etmiş tüm annelerimizin makamları cennet olsun inşallah.

  • Abdulkadir

    15.1.2021 16:37:09

    Ah ah;kıymeti her daim bilinesi ve her daim,elleri öpülesi anneler ve hanım ablalarımız.Onlar bizlere,Rabbimiz tarafından verilen birer atiyyedir.Onlara öf bile dememeli,her daim sevgi göstermeli ve saygı duymalıyız.Onlara el kaldırana lanet olsun.Her kadın merhamet ve şefkat kahramanıdır.Allah’tan korkmayanlar hariç elbette.Hanımları koruyalım,kollayalım ve daim sahip çıkalım.Çünkü onlar,bizler için birer şeref timsalidir.

  • Hilal

    15.1.2021 15:02:31

    Osman abi, akrabalarımızdan bazıları bu konularda dindarların ne düşündüğünü sorarlardı. Bu yazınızı onların hepsine de yolladım. Bana göre süper bir yazı olmuş. Elleriniz dert görmesin. Bu durumda olan bir arkadaşıma da yolladım. Defalarca okuduğunu söyledi ve "sanki beni anlatmışlar" dedi, ağladı

  • Hilal

    15.1.2021 14:58:52

    Çok güzel olmuş eline sağlık abi Allah razı olsun.

  • Hüseyin

    15.1.2021 08:37:14

    Osman kardeş, çok güzel değerlendirmişsin, hsnımlarımızın sıfatlarını. Hanım, kızlarım, gelinim, kız torunlarıma okutacağım. Çok memnun olacaklarını şimdiden diyeyim. Bu güzel yazılarda ilhamın bol olsun kardeş.

  • Ayselunalcinar

    15.1.2021 08:31:49

    Yine döktürmüşsün kardeşim,çok güzel dile getirmişsin .Allah razı olsun, hep erkekler böyle düşünse,geçim daha güzel olur, kırıp dökmekle,ellerine ne geçiyor,birde bu kadar emeğin üzerine emeklilik yok ev işleri öyle nankör ki bitmek bilmiyor ,erkekler emekli oluyor,ama anneler emekli olamıyor birde kıymet bilinmiyor,bu dünyada adalet yok, adalet ahirete kalıyor.Elin kalemin yüreğin sağlıklı olsun inşallah kardeş.

  • Sema Nur Gül

    15.1.2021 01:40:36

    Rabbim validenizi rahmetiyle kuşatsın ve vefat eden tüm müminleri de inşaallah.. Allah razı olsun beni duygulandırdı yazınız...Kaleminize sağlık..

  • Sezai MUMCU

    15.1.2021 00:25:10

    Gülerse ANAM gülsün diyemedik hep aglarsa ANAM aglar dedik. Biz ANALARIMIZA acimadik onlar bizim icin aglasin istedik. Her gün gece gündüz ANNELER GÜNÜ ama biz onlar RAHMETLI OLUNCA ancak tam kiymetlerini yadediyoruz. Bu analarin herbirinin RUHLARINA her gün onlarca 3 Ihlas 1 Fatiha hediye etsek yine haklarini ödeyemeyiz. Analari ve cocuklarinin analari hayatta olanlar bilsin ki her KIZ BEBEK ilerde Cennet ayaklarinin altinda olacak ANNE DOGAR! Onlari Iblisin FEMINISTLERINDEN koruyalim!

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı