Umumî olarak ve şahsî olarak Risale-i Nur okumalarında, bazı elfazı yanlış kullanarak farkında olmadan ve haddi hududu bilmeden hareket etmemek; “haddi aşmamak” gerekmektedir.
Risale-i Nurların en anlaşılır ve mânâsına muvafık okunma tarzı, yolu, prensibi ve düsturu; Risale-i Nur'daki yazılı metinlerin o kendine has üslubunu bozmadan okumaktır.
Anlayana kadar defaatle okumak da bu yolun ilmî bir tarzı ve şeklidir. Okuyan, kendi nefsine okusa, anlamaya daha da yaklaşır ve anlamaya muvaffak olur.
Her şeyden evvel, Risale-i Nur tefsirlerinin müellifi Bediüzzaman Said Nursî'nin, kendi ifadeleriyle Risale-i Nurlar’ı nasıl okuduğunu, ne zaman ve nasıl anlamaya muvaffak olduğunu da Risale-i Nur lâhikalarından okuyup anlamaya çalışmak lâzımdır.
Sıradan başka eserleri okurken takınılan tavırları, hâl ve hâletleri Risale-i Nur okumalarına tatbik etmeye çalışmamak lâzımdır.
Çünkü sırıtır. Çok özür dilerim; hem yapan kişi sırıtır, hem de uyarlamaya, ayarlamaya, angaje etmeye çalıştığı yorumlu ve yamalı manalar sırıtır.
Şunu katiyen çok iyi bilmek lâzımdır ki, Risale-i Nurlar’daki bütün metinler, yazıldıkları vakitte kendilerini ifade etmek noktasında, müellifi Bediüzzaman Said Nursî'ye göre yeterlidir; kabiliyettedir ve kapasitesi vardır. Dışarıdan müdahaleyi, tamamlamayı veya yorumlamayı gerektirecek hiçbir noksaniyeti ve eksiği yoktur. Tamdır. İlhamen ne gelmiş ise tıpkısının aynısıdır.
Bizlere düşen vazife, Risale-i Nurları okurken kendimizi, nefsimizi, şeytanın dürtmelerini, vesveselerimizi ve ilmimizi öne çıkarmak değildir.
Dikkatlice, önceden okuyup anladığımız meseleleri kavl-i leyyin ile, belâgatın her türlü tarz ve üslubunu yerinde kullanarak okuyup aktarabilmek; Risale-i Nur okumalarının marifetli bir neticesi ve meyvesidir.
İlle de okumak, okumak, okumak; anlayarak, dikkatlice okuyup aktarabilmek, bizlerin ulaşacağı en büyük hedeflerden biri olmalıdır.