"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ömür dakikaları, insana geri dönecek

Risale-i Nur'dan
11 Aralık 2019, Çarşamba

İ’lem Eyyühe’l-Aziz!

Meselâ, kamerin ahvaline veya istikbalin hakikatine dair îtâ-i malûmat eden adama, bütün mâmelekini ona feda etmeye hâzırsın. Amma daire-i mülkünde bir arı hükmünde bulunan Kamerin Hâlıkı’ndan haber getiren ve ezel-ebede, hayat-ı ebediyeye, hakaik-ı esasiyeye, azîm meselelere dair malûmat îtâ eden ve seni manevî perişaniyetlerden, dalâletlerden kurtarıp, kesretten vahdete doğru yol gösteren ve hayat-ı ebediyeye imanla maü’l-hayatı sana içirtmekle firak ve ayrılmak ateşlerinden kurtaran ve Hâlık’ın marziyatını, metalibini tarif eden ve Sultan-ı Ezel, Ebed’in muhaberesine tercümanlık yapan Resul-i Rahman’ı dinlemeye ve o Muhbir-i Sadık’a iman ile teslim olmaya mâni olan nefsin heva ve hevesini terk etmiyorsun.

İ’lem Eyyühe’l-Aziz!

Görüyoruz ki Sâni-i Hakîm, kemal-i hikmetiyle, pek âdi şeylerden pek harika mu’cize-i mensucat yapıyor. Ve keza, abesiyet ve israfa mahal bırakılmamak üzere, bir ferdi envâen vazifeler ile tavzif ediyor. Hatta insanın başında, insanın muvazzaf olduğu vazifeleri görmek için, her vazifeye göre birer tırnak kadar maddî bir şeyin bulunması icab etseydi, bir başın Cebel-i Tur büyüklüğünde olması lâzım gelirdi ki, ashab-ı vezaife yer olsun.

Ve keza, lisan, sair vezaifiyle beraber erzak hazinesine ve kudretin matbahında pişirilen bütün taamlara müfettiştir ve bütün taamların tatlarını yakîn eden, bilen bir ehl-i vukuftur.

İşte bu faaliyet-i hakîmiyeden anlaşılıyor ki, zamanın seyli ile beraber gelip geçen eşya-i seyyaleden ve geçen günlerden, senelerden, asırlardan, leyl ve neharın takallübü ile pek çok mensucat-ı gaybiye ve uhreviye yapılmaktadır. Evet, âlemin fihristesi hükmünde olan insan fabrikasında dokunan mensucat, o hakikati tenvir eder. Öyle ise bu fânî dünyada mevt, fenâ, devair-i gaybiyede sâfî bir bekaya intikal ederek bâkî kalır. Evet, rivayetlerde vardır ki, “İnsanın ömür dakikaları insana avdet ederler; ya gafletle muzlim olarak gelirler veya hasenât-ı muzîe ile avdet ederler.”

Mesnevî-i Nuriye, Onuncu Risale, s. 236

LÛ­GAT­ÇE:

ashab-ı vezaif: Görevliler.

avdet: Geri gelme, dönüş.

Cebel-i Tur: Tur Dağı.

devair-i gaybiye: Görmediğimiz daire ve âlemler.

Hâlık: Yoktan yaratan, her şeyi yoktan var eden, yaratıcı; Allah.

hasenât-ı muzîe: Işıklandıran, aydınlatan hayırlar, iyilikler ve güzellikler.

i’lem eyyühe’l-aziz: Ey aziz kardeşim, bil ki.

îtâ-i malûmat: Malûmat verme, bilgi verme.

kamer: Ay.

kesret: Çokluk.

leyl: Gece.

lisan: Dil.

mâmelek: Ne varsa, varı yoğu, olanı biteni; olanca şey.

marziyat: Razı olunacak şeyler, Allah’ın rızasına mazhar olacak hal ve hareketler.

mâü’l-hayat: Hayat suyu.

mensucat-ı gaybiye ve uhreviye: Görünmeyen ve ahirete yönelik dokumalar.

mu’cize-i mensucat: Mu’cize dokumalar; nakış nakış dokunmuş olan ve her birisi Allah’ın mu’cizesi olan varlıklar.

Muhbir-i Sadık: Allah ve ahiretle ilgili doğru haberler veren Peygamberimiz (asm).

muzlim: Karanlık.

nehar: Gündüz.

Sâni-i Hakîm: Hikmet ve sanatla yaratan, Allah.

taam: Yemek, yiyecek.

takallüb: Dönme, bir taraftan diğer tarafa dönme.

vahdet: Birlik.

yakîn: Etmek kesin olarak bilmek.

Okunma Sayısı: 1802
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı