"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Almanya meselesi (5)

Şemseddin ÇAKIR
06 Eylül 2019, Cuma
Bundan önceki yazımı “Ya bir yol aç, ya yoldan geç, ya da yoldan kaç” sözleriyle bitirmiştim. Şimdi oradan devam ediyorum.

Evet, bu sahih, mütevâtir ve müteşâbih naslar ve rivayetler kimin meselesidir? Bunların İslâmlardan başka mes’ulü, ve yed-i emini mi var? Yoksa bunları mülhidlerin insaf ve istismarına mı havale edeceğiz?

Bediüzzaman neden mülhidleri iskat ve gafil hocaları irşaddan bahseder “Neden müteşâbihat tefsir yerinde te’vil edilir” der?  

Bunlar ve benzeri  soruları çoğaltabiliriz. İşte biz de, mülhidleri iskat ve gafil hocaları irşada mecburen devam ediyoruz. Her halde bu zamanın en mühim cihad-ı manevilerinden birisi de, bu müteşabihat-ın izahı olsa gerektir, böylece diğer kıyamet alâmetlerini dahi anlamış olacağız.  

Bu vesileyle İkinci Dünya Savaşı’nın sebep ve oluşumundan ziyade biraz da sonuçlarından bahsedelim. Zira meselenin en önemli tarafı zaferden de, öte sonuçlarıdır.

Meseleyi daha iyi analiz edebilmek için de, İkinci Dünya Savaşı’nın dahili ve harici sonuçları diye ikiye ayırıyoruz.

A- Dahili sonuçları:

1- Türkiyeye çok partili sistemin gelişine vesile olmasıdır. (1946 seçimleri gibi)

2- 31 Mart 1909 da sindirilen Ahrarların yeniden sahneye çıkma fırsatı buluşlarıdır ki, Üstad bunu “35 sene sonra ahrarların dirilişi” diye nitelendiriyor ki,1950 zaferi onun sonucudur.

3- Demokrat Parti’nin kurulmasıdır.

4- Tek particiliğin veya diktacılığın tarihe karışmasıyla milletin rahat nefes almaya başlamasıdır.

5- Ateizm olan komünist bloka karşı hür dünyanın yanında (Nato’da) yer alıp böylece kuzey sınırımızı da, ezeli düşmanımız olan Moskof’a karşı güvenceye almış olmamızdır ve “İncirlik” onun için tahsis edilmiştir. Daha irili ufaklı çok faydalar sıralayabiliriz.

B- Harici sonuçları:

1- İslâm âlemi; dinî literatürde büyük Deccal sayılan komünist istilâsından kurtulmuştur.

2- Rusya sıcak denizlere ve petrol yataklarına sahip olamadığı için dünya hâkimiyetinden mahrum kalmıştır. 

3- Rusya, mukaddes beldeler olan Mekke ve Medine’ye hâkim olamadığı için İslâmın inanç birliğini ve merkezi sistemini  yok edememiştir. Zaten bu hususta Efendimiz’in (asm) müjdeleri vardır.

4- İslâm âlem-i istilâdan kurtulmanın da ötesinde, sömürgeci İngilizlerin mağlûbiyet ve zaafiyet-i neticesi İslâm ülkeleri istiklâliyetlerine kavuşmuşlardır.

5- Sadece Rusya değil müttefikleri dahi gerekli dersi aldıkları için dünya hâkimiyeti hayalleri söndüğünden Nato ve AB’ye mecbur kalınmış ve istilâcı savaşlara son verilmiştir. Daha başka faydaları da sayılabilir.

İşte öylesine dünya çapında çok büyük hayırlara vesile olan Alman savaşı, iyi ki olmuş dedirtecek böyle çok hayr-ı azime vesile olmuş. Demek Efendimiz’in (asm) işârâtı bir kıyâmet alâmeti olarak adeta zarurîdir ve hatta olmazsa olmazıdır. Fakat bunu anlamak için ne ilahiyatçı olmak, ne de tarihçi olmak yetmez. Onun için Mehdi olmak veya Mehdi’den ders almak lâzımdır. Bir temsille maksadımı noktalayayım.

Yoldan geçen bir bilge, iki kişinin kavga ettiğini görür ve araya girerek ayırmak ister.” Koca adamlarsınız  derdiniz nedir, ayıp değil mi? deyince onlardan biri “bu adam bana inad şuradaki kaplumbağaya kurbağa diyor” der. Bunun üzerine bilge ona nereden baktığını sorar, oda aynı yerden bakar ve “hakikaten buradan o neyse kaplumbağa gibi gözüküyor” deyip, bir de öbürünün baktığı yerden bakar ki, oradanda o şey kurbağa gibi gözükmektedir. Bu gerçeği tesbitten sonra, ikisine hitaben der ki; “İkinizde de, kasıt yok, ne varsa bakış açılarınızda” deyip ikisinin elinden tutup daha yakın ve hâkim bir noktaya götürür ki, meğer o bir taş imiş. Böylece ikisinin de, kasıtsız, fakat yanlış birer bakışın kurbanı olduğu anlaşılır. 

İşte bilimciler ve felsefeciler de, aynen böyledir. Peygamberler onların elinden tutup daha hâkim bir noktadan baktırarak hidayetlerine vesile olur. 

Bediüzzamanın ifadesiyle: “Karıncayı emirsiz, arıyı yasupsuz bırakmayan Allah” dediği gibi, demek Cenab-ı Allah da, insanları Nebisiz ve velisiz bırakmıyor. İşte  Bediüzzaman da, ahirzamanda Efendimiz’in (asm) hakikî varisi olarak bu problemleri böyle çözmüştür. 

Yahya Kemal’in: 

“Bir merhaleden güneşle derya görünür,   

Bir merhaleden her iki dünya görünür, 

Son merhale öyle bir faslı bahardır, 

Kim geçmiş gelecek  hepsi rü’ya görünür” 

demesi gibi, Efendimiz de (asm) mi’raçta  ve Cemalullah’ı öyle görmüştür. Bediüzzaman da, güneş ve deryayı beraber görenlerdendir.

Demek herkesin haddini, hududunu ve merhalesini bilmesi gerekir, yoksa kavganın sebebi ve mes’ulu olur. Onun vebalinden de kurtulamayıp, maazallah dosta bâr, düşmana yâr olur.

Okunma Sayısı: 907
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı