"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

AKP belediyeciliği toplumun sosyal esaslarını tahrip etti

Şükrü BULUT
08 Mart 2024, Cuma
Doğumunun sebebi 12 Eylül Devrimi ve darbe anayasanı benimsemiş AKP’ nin, misyon olarak sosyal devlete düşman olduğunu söylediğimiz takdirde, okuyucularımızın “sosyal devlet nerede” sorularına muhatap olacağımızdan çekiniyoruz.

Doğrudur. İskandinavya veya Kuzey Avrupa ülkelerindeki gibi bir sosyal devletimiz yoksa bile, oralardaki sosyal devletin icra ettiği vazifeleri kısmen yerine getiren bir devlet geleneğimiz vardı. Milletimizin kendi içinde korumaya çalıştığı bir milli geleneği vardı. Henüz istismar edilmediğinden, tesiri devam etmekte olan “dini dayanışma geleneğimiz” vardı… İşte bütün bunları, önce ANAP ile ve sonrasında ise din gömleğini üzerine çeken AKP ile tahrip edenler, 12 Eylül devriminin asıl sahipleriydi…

Zamana yayılarak ve fevkalade geniş bir sahadaki tahribin özetinin özetini de bir yazıya sığıştıramayız, elbette... Belediyeciliğimizin; şehir imar planlarıyla, özelleştirdikleri hizmet müesseseleriyle, bilinçli olarak perişan edilen devlet okullarıyla, e devlet üzerinden vatandaşlarını fişlemeleriyle, kültürel projeleriyle ve bilhassa AKP eliyle sağlıkta yapılan tahribatlarla ulaştığı dayanılmaz noktasının milli iradeyi ayağa kaldıramamasının sebebinin de; yapılanların küresel propaganda, reklam ve danışma şirketlerinin Yardımlarıyla, küresel düzeyde organize olmuş Marksist sermayedarlarının icrasından başka bir şey değil. Vatandaş karşısında bir parti olduğunu zannediyor. Dindar, vatanperver ve hatta milliyetçi olduklarını zannettiği bu darbecilerin vazifelerinin, Türkiye’yi globalcilerin tenasübünde tutmak olduğunu nereden bilsinler ki…

Bir ülkenin kırk sene boyunca enflasyonlarla takatsiz bırakıldığını biliyor muyuz?

ANAP dönemindeki enflasyonlarla, şu AKP dönemindeki kur entrikaları arasındaki farkı biliyor muyuz?

Yeşil Sermaye ile yapılan ekonomik operasyonların AKP zeminine yardım olduğunu biliyor muyuz?

28 Şubat 1997 de kısılmaya başlayan hürriyetlerin, arkasında gelmekte olan dönemdeki AKP için bir balans ayarı olduğunu biliyor muyuz?

Zira burada hürriyetleri sıkılanlar, AKP’yi bir demokrasi ve kurtuluş hareketi olarak göreceklerdi.

Tarım ile uğraşan köylüden başlayarak; fabrika işçisinin, mevsimlik işçilerin, işçi emeklilerin ve hatta akp’nin rüşvetle tutmaya çalıştığı memurların alım güçlerinin nerelerden nerelere yuvarlandığını da biliyoruz.

Daha doğrusu, ANAP kadar AKP’nin de bu milletin partisi olmadığını ve küresel Marksistlerin gerçekleştirdikleri bir darbenin ürünü olduğunu bildiğimiz zaman bu iki darbe partisiyle milletin sosyal yapısına, ahlak ve geleneğine indirilen darbeleri görmeye başlayacağız.

Milletin bünyesinden çıkmamış, ürettiği politikalarla başta dini cemaatler olmak üzere bütün sosyal gurupları birbirine düşman etmiş, milli duygu ve davranışlardan mahrum olarak vazife başına getirtilenlerden sosyal devlet telakkisi beklemek elbette mümkün değildir. Gelenek ve töre düşmanlığını sinema perdelerine ve sokağa kadar taşıyan bu sivil Marksistlerden “ dini/milli” gelenek beklemek te mümkün değildi. Milletin yıkılan veya kaybolan değerlerine üzgün görünen AKP’ liler için güzel bir halk deyimi vardır: Çoban ile ağlaşıp, kurt ile paylaşıyorlar… Milletin sermayesini ta Atlantik ötelerine gizlice gönderirlerken; havuz medyasının sayfalarını “ ihracat patlaması veya büyük döviz girdisi” haberleriyle süsleyenlere hesap soracak takatte bir muhalefet de olmayınca, millete yalnızca hüzün, kaos ve kurşuni bir sema kalıyor…

“Komşusu aç iken tok yatan bizden değil” hadisini defterlerinden silerek, Marksist liberallerin emrinde Türk Milletini ekmeye muhtaç edenlerin bu milleti de, İslâmiyeti de temsil etmediklerini yüksek sesle ifade etme zamanı geçiyor, gibi…

Okunma Sayısı: 1405
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hüseyin T

    8.3.2024 13:00:38

    12 Eylül ürünü ANAP ve onun türevi akp, kıymetli hocamızın teferruatlı bir şekilde ifade ettiği gibi her alandaki tahribata hiç durmaksızın devam ediyor.yerel yönetimlerden tutun ta merkezi yönetime kadar bütün alanlarda kudurmuş aç vahşiler gibi saldırmaya devam ediyor.her şeye sadece rant gözüyle bakıyor.büyük bir azabı ilahinin çok yakında geleceğinden endişe ediyoruz.cunku yapılan tahribat ve zulümler arşi ilahiyi titretecek bir vaziyeti çoktan geçmiş.Allah encamimizi hayr eylesin inşallah.

  • Yaşar

    8.3.2024 12:24:20

    Şu zahiri makyajların arkasında şehirlerimizin imarlarına, tarihi dokularına ve manevi hayatlarına yapılan suikastları da yazmanızı istiyoruz.

  • Erhan

    8.3.2024 09:13:23

    Akp hükümeti dini bir yaşam biçimi olarak değil, okumayan, araştırmayan, sorgulamayan kitleleri kendine müptela etmek için bir araç olarak kullandı, kullanıyor, kullanacaktır. Bu ülkede kuran kursu (ist), cami(kütahya) kapatan tek partidir. Bu ülkede dine en fazla zarar veren partidir. Kutuplaştırma, şeytanlaştırma, ötekileştirme, zulüm, yalan, iftira, tezvirat, takiye tüm bu hasletleri içinde barındıran en başarılı parti olmuştur. Harika tespitlerle dolu mükemmel bir yazı, ellerinize sağlık.

  • Oğuz Yiğiter

    8.3.2024 08:19:08

    Yakın siyasî tarihimizde; 12 eylül + ANAP=28 şubat+AKP denklemini ve çözümlemesini yapamamış bir kurmay aklın yapacağı müteakip bütün hamleler, "aldatmakla iş gören cereyanın" topluma giydirdiği deli gömleği içinde debelenmekten öte gidemiyecektir. Bu denlemin ehlince mutlaka çözülüp, kurmay zekâlarca topluma mutlaka iyi anlatılması gerekir ki, söz konusu iki meşum darbe ile Menderes ve Demirel dönemlerinde yapılan ve kırk küsur senedir akamete uğratılan "demokratik cumhuriyet mihverine" tekrar oturabilsin. Getisi havanda su döğmektir vesselam....

  • S.topuz

    8.3.2024 01:38:40

    ..." Hiçbir müfsid ben müfsidim demez. Daima suret-i haktan görünür. Yahut bâtılı hak görür. Evet kimse demez ayranım ekşidir. Fakat siz mihenge vurmadan almayınız. Zira çok silik söz ticarette geziyor. Hattâ benim sözümü de, ben söylediğim için hüsn-ü zan edip tamamını kabul etmeyiniz. Belki ben de müfsidim veya bilmediğim halde ifsad ediyorum. Öyle ise her söylenen sözün kalbe girmesine yol vermeyiniz. İşte size söylediğim sözler hayalin elinde kalsın, mihenge vurunuz. Eğer altın çıktı ise kalbde saklayınız. Bakır çıktı ise çok gıybeti üstüne ve bedduayı arkasına takınız, bana reddediniz gönderiniz."... Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı (Münazarat 14) Hizmet Rehberi - 161

  • S.topuz

    8.3.2024 01:35:28

    ..."Ehadîs-i şerifede gelmiş ki: Âhirzamanın Süfyan ve Deccal gibi nifak ve zındıka başına geçecek eşhas-ı müdhişe-i muzırraları, İslâm'ın ve beşerin hırs ve şikakından istifade ederek az bir kuvvetle nev'-i beşeri herc ü merc eder ve koca Âlem-i İslâmı esaret altına alır.    EY EHL-İ İMAN! Zillet içinde esaret altına girmemek isterseniz, aklınızı başınıza alınız! İhtilafınızdan istifade eden zalimlere karşı اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌ kal'a-i kudsiyesi içine giriniz; tahassun ediniz. Yoksa ne hayatınızı muhafaza ve ne de hukukunuzu müdafaa edebilirsiniz."... Hayat-ı içtimaiyenizle alâkanız varsa, اَلْمُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِ كَالْبُنْيَانِ الْمَرْصُوصِ يَشُدُّ بَعْضُهُ بَعْضًا düstur-u âliyeyi düstur-u hayat yapınız, sefalet-i dünyeviyeden ve şekavet-i uhreviyeden kurtulunuz!"... Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı Mektubat - 267

  • Mehmet

    8.3.2024 00:17:47

    AKP belediyeciliğinin demokrasi ile bvir ilgisi olmadığından, demokrasi sistemi içindeki diğer belediyeciliklerle karşılışatırılması bir mana ifade etmiyor. Tam otuz senedir, aynı tiyatro ve aynı manzara... Nereye geldiğimizi Avrupa belediyeleriyle karşılaştıracak bir babayiğit var mı?

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı