"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Birinci ve İkinci Avrupa arasındaki cepheler ısınıyor, farkında mıyız?

Şükrü BULUT
28 Ocak 2022, Cuma
Her şey değişti ve değişmeye devam ediyor. Bu gün dünden o kadar farklı ki…

Bırakalım büyük şehirleri, köy ve kasabalarından kırk-elli sene önce ayrılmışlar, ocaklarının yollarını çıkaramıyorlar. Köyden ta dünyanın metropollerine… Sür’atli ve dehşetli bir değişim. Bizi şaşkına çeviren büyük inkılâbın fizikî mekânlardaki yansımasına işaret edenler; medeniyetin bütün şubelerinde, kültürlerin bütün renklerinde ve hatta insanların kaygı ve hallerindeki ürkütücü değişimi gösteriyorlardır.

Dünkü dünyamız küçülerek kayboldu. Büyük devletleri, milletleriyle birlikte gitmişler. İster gözümüzü aklımızla birlikte açıp farkına varalım veya varmayalım, değişir mi, netice… Artık Amerika Kıt’asının eski ABD’si yok, Avrupa’nın Büyük Britanya’sı, Fransa’sı veya Almanya’sı metropollerinde korudukları birkaç antika eserle “dünkü kimliklerini muhafaza” derdine düşmüşler. Dünün inatçı İslâm düşmanı Rusya’sını arayan gazeteciler, anlaşılmaz haberlerle dönüyorlar. Ve küresel eşkıyaya kaptırdığı bağımsızlığından, halkları inim inim inleyen Çin de yok. Dünya siyasetini takip eden yorumcuların, bu millet ile alâkalı hangi yorumu doğru çıkıyor ki…

Değişim her yerde ve her karede… İklim değişikliği üzerinden “münafıkça siyaset üreten YEŞİLLER’in” anlattıklarından hangisi doğru, Allah aşkına… İklimde, bitki örtüsünde, ağaçlarda, hayvanlar âleminde ve deryalardaki değişimi; “DEĞİŞİMİN SAHİBİNİ” tanımadan takip edenler, hep kaybediyorlar, bu gün.

Değişim; savaş-barış, fayda-zarar, doğru-yanlış, zulüm-adalet, cehalet-ilim, diktatörlük-demokrasi, hürriyet- istibdat ve insan-hayvan mefhumlarında da büyük boyutlarıyla kendisini gösteriyor. Hayata ve olaylara bu büyük değişimin fıtrî penceresinden bakamayanlar hem kendilerine ve hem de tesir sahasındaki her şeye büyük zararlar veriyorlar.

Merkezinde insan bulunan kâinat ve dünyamızdaki büyük değişimi doğru okuyup takip etmenin -bize göre- biricik yolu var… Her şeyi yaratan, her şeyin dizginini elinde tutan ve işleyiş programları yanında olan yaratıcıyı bilmek, tanımak ve bize gönderdiği mesajı dikkatlice okuyup olan-biteni bu çerçevede değerlendirmek. Yani inanmak veya inanmamak… Üçüncü bir alternatifi var mı? Yukarda değinmeye çalıştığımız “Büyük Değişim” de bizi bu neticeye götürüyor. Evet, inanmak veya inanmamak… Bu büyük değişimi ıskalayanlar yalnızca inanmayanlar değil, elbette… Bakışları geçmişe takılmış nice Müslümanlar var ki, büyük değişimden habersizce cihanı kurtarma derdine düşmüşler. Günümüz insanından zamanın ileri teknolojisine, en küçük toplumundan en büyük devletine ve kendisine saldıran koronadan, ta en büyük dinsizlik cereyanına kadar hiçbirisini tanıyamadan cenk meydanına çıkmışlardan bahsediyoruz. Allah’ın mesajına bağlı ve hürmetkârlar iken, Kur’ân’ın Büyük Değişimin kodlarından haber veren âyetlerin tefsirlerinden habersiz kalmışlar. Bazen yalın cehalet, bazen tarafgirlik, bazen inat ve bazen de menfaatin; zihinlere girişini engellediği hakikat güneş gibi parlıyorken, onlar gözlerini kapatarak “hayâl âlemlerine” dalıyorlar… Gözlerini açtıklarında ise, farkına varmadan deccaliyet veya süfyaniyetin dolmuşlarına binerek hedefe varacaklarını umuyorlar.

Mübalâğa etmiyoruz. Hususî olarak kimseye söylediğimiz bir şey de yok. Fakat şu son otuz-kırk sene zarfında meydana gelmiş hadiseleri şahit göstererek diyoruz ki, bu tesbiti isbat sadedinde yüzlerce delili bir çırpıda sunabiliriz. Değişimi, hakikati ve doğru kararı vermede öyle gecikiyorlar ki; ne ümmete, ne kendilerine ve ne de insanlığa bir faydaları dokunmuyor. İşte Balkanlar. İşte Kafkaslar’daki düşman destekli mücadeleler, işte Körfez savaşları, işte Barzanistan, işte Arap Baharı. İşte Libya. İşte Hür Suriye Ordusu ve içinden bir türlü çıkamadığımız Suriye Savaşı gibi daha nice olaylardaki yanlış kararların çetelesini, medyanın arşivlerinden gösterebiliriz.

Değişimi anlayamayan veya İnsanlığın aleyhindeki paradigmalarla dünya hadiselerini değerlendirenleri, yeri ve zamanı geldikçe; insaniyete, demokrasi ve semavî dinlere karşı giriştikleri taarruzlarından okuyucularımızı haberdar etmeye çalışıyoruz. Bu hadiseleri değerlendirmedeki esaslar da iki kategoride fikir mahfillerinde boy gösteriyorlar. Semavî dinlere, insanî değerlere, barışa ve bilime taraf olanlarla ve tam manasıyla karşı cephede yerleri alan düşünceler…

Karşı cepheye inanmadıklarından, doğrularımızı anlatma imkânımız elbette olmuyor. Fakat insaniyet ve fıtrat tarafındakilere şu hakikati her fırsatta anlatmamız gerekiyor. Kur’ân’ın zamanımızdaki en büyük tefsirlerinden olan Risale-i Nur’a bakmadıklarından değişimden mahrumca doğru stratejiyi uygulayamayanların; vicdandan yoksun dinsiz düşmanlar ile baş edemeyeceklerini ikaz etmek durumundayız. Bediüzzaman’ın bu dehşetli “ahir zaman mücadelesinin” kodlarını Kur’ân’dan bularak Risale-i Nurlar’a yazdığını anlatmak zorundayız.

Yazımızın başlığı ile anlattıklarımız, size tenakuz gibi mi geldi? Hayır. Bu yazımızda; Joe Biden hükümetinin kadrolarına yerleştikten sonra, tahrip faaliyetlerine başlayan neoconların yeni cephelerinden haber verecektik. Global hegemonyaya teslim olmayan Rusya’yı Kiev üzerinden ablukaya alma girişimi, Millî devlet olarak Almanya’nın Neocon-neoliberal ittifakına karşı duruşu, Almanya kaptan-ı deryası Schönbach’ın neoliberal etkisindeki hükümete itirazı, Neoconların Kazakistan Cephesi için Çin’i ikna seansları ile Suriye’de kullandıkları PKK-IŞİD teröristleriyle hazırlandıkları yeni taarruzlar, Neoliberaller’in Türkiye üzerinden AB’ye karşı hazırladıkları “mülteciler” tuzağı ve Batı Afrika’da gözden ırakça işledikleri cinayetler gibi bir dizi haber ile yeni cephelerden sizi haberdar edecektik. Fakat maalesef bazı okuyucularımız hâlâ Risale-i Nur’un dışındaki düstur ve prensibi bu olaylarda kullanınca, önce “doğru dili, tanımları ve değişim penceresinden” haberdar olmamızın önemli olduğunu düşündük. 

Müslümanların ve Hıristiyanların hadiseleri doğru anlayamamaları için karşı tarafın uydurduğu terminoloji, tanım ve kabulleri bolca kullanarak ümmete doğru yolu göstermeye çalışanlara da, Risale-i Nur’daki Kur’ânî prensiplerle yardım ihtiyacı, bizi sadet harici bir noktaya getirdi. Affınızı diliyoruz.

Okunma Sayısı: 1361
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • H.ibrahim Karahan

    31.1.2022 04:25:16

    Allah razı olsun

  • Mustafa Said

    29.1.2022 22:27:34

    Dünya olaylarına doğru pencerelerden bakmayanların ürettikleri korkudan kurtulmak için güzel tavsiyeler.

  • Nura

    29.1.2022 12:42:54

    Değişimi Kur’an ile bize Risale-i Nur penceresinden sunan Üstad dan Allah razı olsun.

  • SALİH

    28.1.2022 23:09:16

    Risale-i Nur'daki ölçüler eşliğinde dünyada olup-biten olaylar denizine dalanların boğulmayacağını zaman göstermiştir. Tebrik ediyor ve devamını istiyoruz.

  • Serap

    28.1.2022 21:10:50

    İslam yaratılıştır. Kur‘an ise yaratılışın prensiplerini anlatıyor. Kur’an ile çelişen tüm değişim istekleri, insanı felakete götürür. Bu tarih boyunca böyle olmuş. Güzel tesbitler...

  • Zeliha

    28.1.2022 17:33:47

    Ahir zaman insanının oyalanmaya, değişimi kaçırmaya ne hali var ne zamanı. Çünkü değişimi insana boca ederken bir yandan hiç birşeyi kaçırma dünyanın keyfini sür baskısı yapılıyor. Ama değişimi doğru takip etmek için elinde değişmez ölçüler olmadan nereye varabilir ki aciz insan. Allah razı olsun. Risale-i Nur un nasıl ihtiyaç arzettigini çok veciz ifade etmişsiniz.

  • S.topuz

    28.1.2022 17:07:53

    "Madem âlem-i beka, şu âlem-i fenadan yapılacaktır. Elbette anasır-ı esasiyesi, bekaya ve ebede gidecektir. Evet Cennet-Cehennem, şecere-i hilkatten ebed tarafına uzanıp eğilerek giden dalının iki meyvesidir ve şu silsile-i kâinatın iki neticesidir ve şu seyl-i şuunatın iki mahzenidir ve ebede karşı cereyan eden ve dalgalanan mevcudatın iki havzıdır ve lütuf ve kahrın iki tecelligâhıdır ki; dest-i kudret bir hareket-i şedide ile kâinatı çalkaladığı vakit, o iki havuz münasib maddelerle dolacaktır." Sözler - 532

  • S.topuz

    28.1.2022 17:06:30

    "Şu kâinata dikkat edilse görünüyor ki: İçinde iki unsur var ki, her tarafa uzanmış, kök atmış. Hayır şer, güzel çirkin, nef' zarar, kemal noksan, ziya zulmet, hidayet dalalet, nur nâr, iman küfür, taat isyan, havf muhabbet gibi âsârlarıyla, meyveleriyle şu kâinatta ezdad birbiriyle çarpışıyor. Daima tagayyür ve tebeddülata mazhar oluyor. Başka bir âlemin mahsulâtının tezgâhı hükmünde çarkları dönüyor. Elbette o iki unsurun birbirine zıd olan dalları ve neticeleri, ebede gidecek; temerküz edip birbirinden ayrılacak. O vakit, Cennet-Cehennem suretinde tezahür edecektir. " Sözler - 531

  • Osman

    28.1.2022 16:43:02

    Güzel bir yazı tebrik ederim Dünyanın kurtuluşu Birinci Avrupa’yla ittihadı islamın ittihad etmesidir gerisi boş

  • Demokrat Avrupa

    28.1.2022 16:27:03

    Hz. Adem zamanından başlayan iman küfür mücadelesi fitne-i ahirzamanı da içine alarak bütün hızıyla devam ediyor. Ahir zaman dikdörtgenini anla(ya)mayan din mensupları ise sürekli deccaliyet ve süfyaniyetin havuzuna su taşımakla meşgul oluyorlar…Bir tarafta cerbeze ile iş görenler, diğer tarafta ise aklı selim ile olayları takip edenler…Ak ile karanın bir birinden ayrılamadığı, zahiren dindar batınen ise dinsizlik kokan cereyanlar insanlık için var olan hareketleri şaşırtarak dünyayı kendilerine göre şekillendirmeye çalışıyorlar…

  • Mustafa coban

    28.1.2022 12:03:51

    Insanlik büyük doğumlara gebe.problemler büyük gibi dursada çözüm basit.insanlik bu oyunlari tekrar tekrar yaşiyor.roller ayni rol yapanlar ayri.bu filmi görmüştük diyesi geliyor insanin.

  • Turgay Namdar

    28.1.2022 10:48:42

    Ufuk açıcı güzel bir yazı. Tebrikler ve teşekkürler. Yalnız birinci Avrupa’yı sadece devletler-milletler üzerinden okumayalım derim. 2009 da ilk bakışta alternatif para olarak başlayan fakat sonrasında sosyal-siyasi hayatın her alanında kökten bir değişim vadettiği anlaşılan sivil bir devrim başladı. Görünen o ki demokratlık mücadelesi kabuk değiştiriyor. Nazenin demokrasiyi merkeziyetçi-statükocu vahşi düşmanların hile ve tuzaklarından azade kılan teknolojik bir “balon” yapıldı. Bunun etrafında merkeziyetsiz bir dünya için mücadele eden sivil bir topluluk tüm dünyada dalga dalga büyüyor. Bu bizi ilgilendiriyor. Lütfen Blockchain ve Bitcoin’i demokrasinin geleceği açısından inceleyelim. Selam ve dua ile. Cuma’nın hayır ve bereketi üzerinize olsun.

  • Hüseyin

    28.1.2022 10:47:18

    Ukrayna'da orta doğu'da ya da orta asya"da olup bitenlerin arka planında  hegemonyacı güçlerin ekonomi odaklı düşünmeleri ticaret ve nüfuz alanlarını genişletme eski ideolojilerini canlandırma ve soğuk savaş yıllarını geri getirme ülkeler üzerinde fiili ve psikolojik baskı kurma mekanizmasıyla alan büyütme pastayı kapma çabalarından oluşuyor.. Ukrayna da ya da kazakistandaki hadiseler demokrasi istemeyen iç ve dış otoriterlerin neden olduğu karışıklıklardır.. Küresel güçler küre-i arzdaki doğal kaynakları kapital ve güç uğruna hoyratça tükettiler ..Şimdi de dijital platformlarda kurguladıkları nft metaverse gibi sanal dünyalarda yer kapma, nam salma, para kazanma peşindeler...

  • Sertaç LÜSER

    28.1.2022 09:32:52

    Değişimin çok hızlı olduğunu söylemeye gerek bile yok.Zira hissederken bile çok şeyler anında değişebiliyor.Bu durum,ahirzaman fırtınasının çok kuvvetli ve dehşetli olduğunu bizlere gösterir.Bu saikle sahabe efendilerimizin tırnakları ile yeri kazıyıp ahirzaman dehşetinden ALLAH (c.c.) sığınmaları akla uygun geliyor.Şimdi olan ve olana inanmak biz müslümanlara kalmış fakat olanı fark ettirmek yine Risale-i NUR talebelerine düşüyor.Fakat Ene ile değil Risale-i Nur'daki hakikatler ile.Meşveret ve Birlik ile.

  • İhsan

    28.1.2022 09:06:06

    Dünya hadiselerinin anlaşılmasını sağlayacak ön bilgileri ayrı bir makale olarak yazarsanız, konuların anlaşılması daha kolay olacak, yine de güzel gidiyor. Tebrik ederiz.

  • Ahmet Said

    28.1.2022 09:01:43

    Zamanın şartlarını, kahramanlarını ve mekan ilişkilerini çözemeyen, olayları doğru yorumlayamaz.

  • Haydar

    28.1.2022 08:12:20

    Allah razı olsun hocam. Değişmeyen hiçbir şey yok. Şer ittifakına ilaç, Kur’an-ı Kerim ve Risalei Nur tefsirlerini anlayarak okumak

  • Haşim Özkan

    28.1.2022 06:27:53

    “Değişmeyen tek şey değişim”diyen düşünür çok isabetli tespitte bulunmuş.Hala bu değişimi görmeyen körlere ve duymayan sağırlara Rabbim basiret versin aziz dostum.Vesselam.

  • H.ibrahim Karahan

    28.1.2022 05:24:36

    Allah razı olsun.

  • Mustafa yaprak

    28.1.2022 01:51:43

    "Zaman değişmiş,asır başkalaşmış " işte bu hakikat nazarlara sunulmalı. Sağ olun şükrü hocam.

  • Enes

    28.1.2022 00:35:20

    Risale-i Nur adesesiyle baktığımızda düşmanımızın kim olduğunu ve hırsları için dünyamızı keşmekeşe sürükleyen din düşmanları olduğu ayan beyan ortada. Arife bir işaret kafi.

  • Rehanur

    28.1.2022 00:28:18

    Diğer makalelere nazaran soyut manalar içeren bu yazınızda çok önemli gözlemleme prensipleri sıralanmış. Kısaca diyebiliriz ki, şuurlu, farkindalikli ve sürdürülebilir bir telâkki istikameti icin Risale i Nuru doğru analiz etmek elzemdir. Yoksa Ahirzaman girdabında kaybolmuş nesillerden olmak işten bile değil.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı