"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dünyamız arınırken...

Şükrü BULUT
18 Mayıs 2020, Pazartesi
Son çeyrek yüzyılda, olup bitenler hakkında söylenenleri iyi hatırlıyorum.

Ortak bir kanaate aynı sözlerle milyonlarca ağızdan tek mana: “Bu böyle gitmez!” Tecrübe ile cemiyeti derinlemesine tetkik edenler, şirazenin bu denli dağıldığını hiç görmediklerini söylüyorlardı. Ümidin yeisin elinde bu kadar hırpalanmadığını ve endişeli insanların bu kadar yorgunca başlarını yastıklarından kaldırmadıklarını… İnsanlığın böyle dehşetli boyutlarıyla tüm değerleriyle çürüme illetine tutulduğunu… Nazenin hürriyet ve demokrasinin iffetiyle zorba diktatörlerin böyle alçakça oynadıklarını ve serbestiyete koşan halkların, insanlık karşıtı sermaye gruplarınca yeniden tutsak alındığına bu güne kadar rastlamadıklarını söylüyorlardı.

Evet, ne insanlık dayanabildi bu hunharlığa ve ne de dünyamız… Ve mülkün sahibi koronayı gönderdi. Bazılarına göre öncü birliklerdi, cebbar ve kudretli orduların habercileri. İşte bildiğiniz gibi, üç ay zarfında azılı insaniyet düşmanlarını zap-u rapt altına aldı. Deccaliyet ve süfyaniyet temsilcilerinin yürekleri ağzına geldi ve kendilerini modern mahzenlerine kilitlediler. Yaratılmışların en güzeli ve en kutsalının iffetini pazarlayarak dünyanın büyük servetine konanlar, korkak adi mahlûklarca deniz sahillerinden, sefahethanelerden ve gayri insani eğlence merkezlerinden, arkalarına bakmadan kaçtılar… Deccaliyet, inşa halindeki sarayının çatısını çatmaktan bahsederken, modern Bolşevikler “Yeni İrem bağlarının” kapılarını açmaya hazırlanırken ve global dinsizler dünya hakimiyetlerini tam da ilan ederken, çıkageldi Çinli korona.

Bütün mesele bakış açısı değil mi? Altın ve elması taştan ayıramayana mücevherler ne yapsın ki… En ihtişamlı saraylarda, mükellef ziyaretlerde ve sevdiklerinin meclislerinde, akıllarıyla oynayıp mutlu hallerine feryad-u figan edenlere davet sahibi ne desin ki… İnanmak veya inanmamak… İşte düğüm burada. Önce insanı, sonra çevreyi ve daha sonra bütün sarayları davetlileriyle tanımak veya tanımamak.

Belki de mesele yaratıcıya zamanın düzgün aynalarından bakabilmek. Benim gibi görmesi zayıflayanlar, sağda-solda görünen gözetleme kulelerine de girebilirler. Atom altı partiküllerden ta dünyamızdan bin defa büyük güneşlere kadar. Hayali müşahedesiyle buralara seyahat edenler; çekirdek ile ağacın, big bang ile mevcut kâinatımızın ve âlem ile insan arasındaki mesafenin ne kadar kısa olduğunu bizzat göreceklerdir.

İsterseniz külli veya bütüncül yaklaşım diyelim, isterseniz global düşünce veya her meselede parça ile bütünü bir çerçevede hayal eden cihan şümul–küresel telakki ismini koyalım, bu tarz-ı telakkiye. Bir şey değişir mi? Bizi şu boyutlara zorlayanın korona olduğunu elbette biliyoruz. Dünyamızın hem sübjektif boyutlarında ve hem de fiziki alanlarında değişimin kapılarını öyle radikalce araladı ki… İnsanlık koro halinde her gün binlerce defa tekrarlıyor: Her şeyi yeniden tanımlayacağız. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak…

Dünyamızı bu noktaya günahlarımızla getirdiğimizi itiraf ediyoruz. Ortada bu kadar itirafçı olacağını tahmin edememiştik. Çoğu tahripkârların nedamet ile tövbeye yönelmeleri, şu koronalı günlerin en güzel manzaraları olsa gerek. Bu manzaradan keyiflenenlerin de; yaratıcıya isyanlarıyla gadap ve öfke dolu felâketlere muhatap kavimlerin peygamberleri edasıyla, insanlığın değerleri için savaşanlar olmalı. Zincirlere bağlansaydılar, aç canavarlarca insanlığımıza saldıracakların; morfin yemiş canavarcıklar gibi köşelerindeki büzülüşlerini hayret dolu bakışlarla inceliyorlar, kahramanlarımız. Fakat endişe devam ediyor: Ya şu korona korkusu ve korkudan imal edilmiş morfinin tesiri kaybolursa… Dünyalarında bin bir düşünce ve projeyle akşamlayıp sabahlıyorlar. Bu arınma mevsiminin biteviye devamını belki de bunun için istiyorlar. Üç ayların sonundaki bayramları öteleme arzuları da buradan geliyor. Nafilenin kazası olur mu? Nice on yıllardır bu kutsi zamanlarda itikâfa girmeyenler, koronanın açtığı kapıdan girip üç aydır kazalarını eda ediyorlar. Ramazan-ı Şerife hürmetsizce, ibadet vaktinde metropol ve sahilleri dolduran milyonları, artık oruçlu ve seccadeleri ellerinde mabet yolunda görüyorsunuz. Bu manzara onlara duyduğumuz öfkeyi de azalttı. Arınan dünyamız mı, insanlık mı veya Müslümanlar mı? Belki de her şey arınıyor… Marmara denizindeki yunuslara, İstanbul meydanlarını dolduran güvercinlere, kuşlara, balıkçı tezgâhından balık kaçıran martılara ve her gün biraz daha masmavi kesilen gökyüzüne bakanlar; arınmanın bütün boyutlarda devam ettiğini mırıldanıyorlar.

Bediüzzaman’ın eserlerindeki insan, dünya ve kâinat ilişkisini okuduğumuzda, mütemadiyen hücreden insana ve kâinata bir seyir halinde olduğumuzu hissediyoruz. Bazen bir zerreye misafir olup günlerce- haftalarca gezinebiliyoruz. Ara sıra, muzaffer komutanlar gibi bir ayağımız Jüpiter diğeri Merih’te hissediyoruz kendimizi. Ve hayatınızın en tatlı med-cezirlerini Said Nursi Hz.’leri sizi ayetlere bindirerek yaptırıyor, bu heyecanlı seyahati. İşte bu esnada dünyamızı bazen bir sinek bazen bir kartal ve bazen de dev bir gezegen şeklinde görüyorsunuz. Hayatıyla insana o kadar benziyor ki. Onun gibi doğmuş ve bugün ihtiyarlığını yaşayan bir insancık, işte arınma derken bu insanı da düşünüyorsunuz.

Şu garip süreci bazen “arınma” diyerek kendinizi teselli ederken; şayet insanlık cinayet ve günahlarına en küçük bir fırsatta dönecekse “sekerat-ı mevt” endişesi de kaplıyor, ruh dünyamızı. İnsanların maddî hastalıklarının ruhi bir temele dayandığını tıp ispat ediyor. Şu dünyamızın fizikî hastalıklarının da insanlığın hata ve kusurlarında temellendiğini mukayese ettiğimizde, kıyamet endişesi göğsümüzü daraltıyor. Arınmak için biraz daha mühlet verilse, diye arzu ediyorsunuz. Belki de şu manevi- maddi havanın güzelliğinden yararlanarak biraz daha okuma, yaşama ve çevremize anlatmak ile fırsatları lehimize çevirebiliriz. Ne dersiniz?

Okunma Sayısı: 1326
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • LeylaNur

    20.5.2020 13:16:42

    Hocam ellerinize sağlık, "Ve hayatınızın en tatlı med-cezirlerini Said Nursi Hz.’leri sizi ayetlere bindirerek yaptırıyor, bu heyecanlı seyahati. İşte bu esnada dünyamızı bazen bir sinek bazen bir kartal ve bazen de dev bir gezegen şeklinde görüyorsunuz." ne kadar güzel bir tasvir

  • Hıdır

    19.5.2020 21:22:00

    "kar”ı pek bâridâne ve tatsız telâkkî ederler. Halbuki, o bârid, tatsız perdesi altında o kadar hararetli gàyeler ve öyle şeker gibi tatlı neticeler vardır ki, tarif edilmez." Inşallah bu salgın hastalığın perdesi altında da hayırlı neticeler bizi bekliyor. Bu süreci iyi değerlendirmemiz gerekir.

  • Bülent Derviş

    19.5.2020 00:05:42

    Allah bu Corona vukuasından ders almayı nasip etsin ki, yok sa işimiz zor. Musibetler üst üste gelir Allah muhafaza. Elhamdülillâh ki, Yeni Asya bizleri benim gibi cahilleri bilgilendiriyor, yol gösteriyor. Saygılar sevgiler Allah razı olsun, Emeğine sağlık.

  • İsmail Atak Cebecili

    18.5.2020 13:57:43

    Acaba itiraf yeterli mi? Okumak; Kur’an okumak, Risâle-i Nurları Okumak, Dua okumak. Acaba eksik kalan var mı ve ne? Arınmak, galiba tedricîlik / yavaş yavaş-adım adım- kanununa da tabi. Arınmak, nereye kadar ve nasıl? İhlas, samimiyet, sadakat da mı gerekiyor? Çareyi, sadece Müslümanların değil, bütün insanlığın birlikte mi araması gerekiyor?

  • Hüseyin

    18.5.2020 13:13:10

    Herşeyde olduğu gibi, coranavirüs hadisesinde de herkes kendi penceresinden olay ve olgulara bakıyor.. Dünyaya ahiret gözüyle, vaka ve varlıklara nurlu ufuklardan bakanlar, öylesine derin ve engin içgörü kazandılar ki madde ve mananın mahiyetini ve ehemmiyetini göstermekle birlikte, Covid19 ile de bu dünyaya ait olmadığımızı, sınırlı bir zamanda, süreli bir ömürle yalnız olduğumuzu iliklerimize kadar idrak etmiş bulunuyoruz. Covid19 ile şu realiteyi de öğrenmiş bulunuyoruz. Coranavirüs, kimileri için iyi bir ders oldu .kimileri için ise fırsat ! neyin fırsatı? koyun can derdindeyken et derdinde olanların...

  • Bülent Bektaş

    18.5.2020 05:12:19

    Gerçekten çok güzel bir fikir Bu süreci Allah en iyi şekilde değerlendirmeyi nasip etsin Okumayı tefekkür edebilmeyi maddi ve manevi lezzet alabilmeyi Kadir gecesi ve Bayramı hlas ile idrak etmek dileğiyle

  • Ahmet Danışmaz

    18.5.2020 04:36:49

    Birkaç kişinin farkındalık ve nedamet ve tevbesi ile bu tüm arzı kaplayan isyanın ateşinin söneceğini düşünmüyorum. Bence bütün bu olanlar bir kıyamet habercisi. Ona göre de hazırlanmamız gerektiğini düşünüyorum. Selamlar

  • Haşim Özkan

    18.5.2020 04:15:39

    İyi derim,aziz dostum.Kalemine ve bileğine sağlık.

  • Recep Tuna

    18.5.2020 03:38:32

    İnşallah üstadım

  • Bülent

    18.5.2020 03:23:44

    Makroalem ile mikroalemin şu musibetle alakalı tasvirler ve tesbitleriini çok latifçe yakalamışsınız. Rabbim tesirini halketsin. Tebrikler.

  • Hasan Yüksel

    18.5.2020 03:10:20

    Ümitvar bir değerlendirme. Evet yeis yok ümit var. Allah’ın hikmetinden sual olunmaz. Görelim Mevla neyler...

  • Niyazi N.

    18.5.2020 02:21:07

    Cehalet ve zalimlik bataklığına saplanmış olanlar, gaflet ve sefahet uykusunda bulunanlar, ve hatta ehl-i iman olanlar.... herbiri, ibret ve ders çıkarabildiği ölçüde ruhen, manen ve hatta maddeten tasaffiye mazhar olacaklardır, yeterki bu zahirÎ musibeti bir ihtar ve fırsat olarak görüp değerlendirebilsinler. Meseleye tasaffiye kapı açan adeseden bakmanız mühim, tebrikler.

  • Veli Kul

    18.5.2020 00:38:46

    Ramazanlarda bilhassa Almanya'ya BAE'den seferiler gelir ORUC TUTMAMAK icin ikinci seferi olabilecekleri ülkeye dahi giderlerdi. Siz bildiginiz birkac Arapca cümlelerle konussaniz bile onlar Ingilizce mukabele ederlerdi . Bu nasil Din anlayisi bu nasil Uhuvvet anlayisi. Ahlakin sirazesinden cikmisligi bu mubarek aya denk getirmeleri ibret vericiydi. Eger bu Ramazani korona sebebiyle Dinine vakfeden tövbe ve istigfarlarla Allah'a yönelen insanlar olmaya calismayanlar varsa hüsran, elem onlara; onlar cok büyük felakete ugramislardir. Keske toprak olsalarmis. Cünkü toprakta en azindan lisan-i haliyle sükreden ot bitiyor.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı