"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Manasız isim ve resimlerle demokratlık olmaz

Şükrü BULUT
09 Ekim 2020, Cuma
Yükselen değerlerin istismarını çok yaşamışsınızdır. Elektronik medyanın bütün insanlığı kuşattığı şu zamanda, istismarın küresel düzeydeki kurumsallaşmasıyla da karşılaşıyorsunuz. Bir zamanlar “dinî değerler” yükselirken, başka zamanlarda insanî değerler yükseliyor. Hürriyet ve demokrasi gibi… 1980’lere geldiğimizde, Enternasyonal Sosyalistlerin hür ülkelerde “Barış Dernekleri kurduklarını yaşamıştık.

Bediüzzaman’ın tam yüz sene önce; bundan böyle meydana gelecek savaşların sınıflar ve zümreler arasında geçeceği, ifadesinin, dillerde vird olması gerekir kanaatindeyiz. Dünyamız komünikasyon harikalarıyla küçüldükçe, savaşın da şiddeti artıyor ve cepheleri olabildikçe çeşitlenerek renk-leniyor. Eskiden birbirine düşman sınıfların dernekleri, lokalleri, yayın organları, siyasî partileri ve hatta okulları vardı. Sloganlarıyla, giyim-kuşamlarıyla, fikirleriyle ve destekledikleri siyasî partileriyle onları tanırdınız. O devirlerin tam manasıyla geriye kalmaya başladığı 1980’lerin üzerinden, bir kuşak geçmiş bulunuyor.

Hattı müdafaalar yerini sathı müdafaalara bırakınca, mertlik de bozuldu. Meselâ Almanya’da Hıristiyan Demok-rat Partisi “özde din karşıtı ve soyalist” kadrolarca adeta işgale uğramıştı. Müteveffa Köln Başpiskopus’u Kardinal Meisner o günlerin parti başkanına, “sizin yerinize komünistler idare etseydiler bu kadar ülkeyi tahrip edemezlerdi” demişti. Hakikat öyle idi. Meşhur Alman “sosyal devlet” sistemini öyle tırpalamışlardı ki, asil Alman yaşlıları çöplüklerde bira şişeleri toplamaya başladılar. Ve Lenin ile Vera Schmidt’in çocuk çiftlikleri bir başka formatta Almanya cemiyetine dönmüştü. Eşcinsel evliliklerden kürtaja kadar aile karşıtı bütün projeler, devlet desteğiyle şaha kaldırılmıştı. İşin acı tarafı ise; iktidarda Hıristiyan Demokratlarla Hıristiyan Sosyaller vardı.

Fransa’da durum Almanya’dan farklı olmadı. Chirac gibi muhafazakâr bir liderden sonra, onun kanatları altında muhafazakâr partiden Nikolai Sarkozy iktidara gelmişti. Selânikli bu avukatın mahiyetini okuyucularımız iyi bilirler. Ve yine yargı devrimi ile Hollande’nin yerine gelen Emmanuel Macron’un partisinin değerleriyle ne denli uyuştuğunu, yine ilgili okuyucularımız takip ediyorlardır.

Bu durum Amerika’da da değişmedi. Amerika’yı “emperyalizme” ikna eden Hunhington ile Fridmann’ın talebeleri cumhuriyetçi takılınca, neocon-neoliberal ittifakı bütün yatırımlarını bu partiye yapmışlardı. Baba-oğul Bush dönemlerindeki dünya felâketlerini hafifletmek ve Müslümanların da gönlünü almak üzere Hüseyin Barak Obama’yı Demok-ratların adayı olarak sahneye çıkardılar ve iyi de oldu. Bill Clinton’un mirasında “mutlaka başarılı” olacaklarını sandıkları Hillary’nin cephesine yığınak yapan demokrasi karşıtları, Donald Trump ile birlikte mücadelelerini açığa vurdular. Model olarak bu günlerde 1980’lerin öncelerine çekilip “ezilen-horlanan ve intikam duygusuyla isyana hazır olanları” demokrasi cephesine topladılar ki, bu kitleler demokrasi isteğinden ziyade intikam duygularıyla 2020 Kasım’ına hazırlanıyorlar. İnsanî değerlerden, demokrasiden, ahlâktan, semavî inançlardan çok uzakta, neocon-neoliberal zenginlerinin parasıyla sandığa giden bu kitlenin “Demokrat Parti” bayrağı altında toplandıklarını biliyorsunuz. Yani, demokrasi karşıtı ihtilâlci ve emperyalist dinsiz cereyanlarının ne zaman ve hangi kurumsal yapının arkasına gizlenerek bize hücum edeceğini bilemediğimizden, demokrasinin manasını iyi bilip mahiyetini anlayarak demokratları aramak ve desteklemek zamanının geldiği kanaatindeyiz.

Anlattıklarımız Türkiyemiz için henüz geçerli değil. Zira Demokratlar; daha çok hazırladıkları programları, icraatları ve ülke uğrundaki fedakârlıklarıyla tanınırlar. Ülkemizde şimdilik “demokrasi“ olmadığından, hürrriyete inanan herkes “demokrasiyi yeniden ikame” fikriyle hareket etmek durumundadır. Ahirzaman dinsizlik cereyanlarının birleşerek katlettikleri “Türkiye Demokrasisini” diriltmeden ve ülkeyi yönetmeye talip bütün siyasî kanatları demokrasiye inandırmadan demokratlıktan veya dindar demokratlardan bahsetmenin biraz erken olacağı kanaatindeyiz.

Belki de, ülkemizin bütün sosyal sınıflarına yönelik bir “demokratikleşme” seferberliği başlatmamız daha hayırlı olacak. Millî birlik-beraberliği pekiştirecek, kitleler arasındaki muhabbeti arttıracak, duygu ve geleneksellikten ziyade ilim ve insanlarımızın gerçeklerini esas alarak başlatacağımız “demokrasi seferberliğinin” hem Avrupa ve hem de Asya ülkelerine büyük kazanımlar getireceğini de düşünmek gerekiyor. Zira, Türkiyemiz stratejik ve coğrafi olarak Doğu ile Batı’yı birleştirdiği gibi; insan nüfusu, dinî inançları, kültürleri ve medeniyet anlayışı cihetiyle de kavşakta durduğumuzun şuurunda hareket ile çalışmalıyız. Elbette ki; sefih ve ahlâksız palyaçoların kostümlerine büründürülmüş, temelde insanî değerlerle çatışma içerisindeki demokratlık ve demokrasiden bahsetmiyoruz. Özde komitacı müstebit olan bu hareketlerin demokrasinin ölümcül hastalığı ve demokratların ebedî hasımları olduklarını unutmadan, “doğru demokrasiler” hedefiyle yolumuza devam edeceğiz, inşaallah.

Okunma Sayısı: 1501
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Nura

    10.10.2020 12:03:36

    önemli olan kurumlar, partiler değilmiş. Proğramlar ve icraatlar demokratları ve demokrasiyi belirtir.

  • Bulut

    10.10.2020 11:36:18

    „Demokrasi ile ahlak ilişkisini öne çıkarırsak, demokrasiyi yıpratanların bir cephesi çökebilir.“ Aynen, katiliyorum. Gerek ictimai hayatta yön belirleyen siviltoplumörgütlerinin bünyesinde topluma dayatilan projelerde, gerek siyasi mecraalarda ve bilhassa ekonomik „dayatmalarin“ sonuclarinin müdahale ve etkisini, sebep/sonuc iliskilerini sorgulamak gerekiyor. Sorgulamak ise günümüz insanin unutmus oldugu bir deger malesef. Bütüncül bakis icin ise, ait ve ayidiyet duygusunu özel ve ictimai hayatta dengede tutabilmek icin „sorgulamak“ bir hayat bekisidir, bilhassa icinde bulundugumuz bilgicaginin yogun bilgi kirliligi icerisinde. Yazarimizin engin bilgi ve bakisindan istifade ettigimiz gibi katilimcililarin yorumlarinda da cok istifade ediyoruz, Allah razi olsun🌹

  • Dr. Bahtiyar Aziz

    9.10.2020 22:08:42

    Demokrasi ile ahlak ilişkisini öne çıkarırsak, demokrasiyi yıpratanların bir cephesi çökebilir.

  • Demokrat Avrupa

    9.10.2020 19:41:05

    Demokratlık o kadar kolay olsaydı, herkes demokrat olurdu. Demokratlık bedel ister ve sonradan da olunmuyor, insanoğlu tam manası ile demokrasiyi anlayabilseydi dünya bu durumda olmazdı. Sadece isimden ibaret demokrasiden ziyade içeriği ilmi olarak doldurulan demokrasi ...

  • İhsan

    9.10.2020 15:26:18

    Örneklemeler mükemmel. Yeni bir sürece girişimizin de belirtileri, bu yazılar. İnsanların ortak değeri paydasına yükseltilmezse demokrasi,zulüm,fukaralık ve kaos aynen devam edecek görünüyor. Global boyutlarda birlikteliklere ihtiyaç var...

  • Bulut

    9.10.2020 15:19:53

    Dünya kaos‘la birlikte yeni düzene gidiyor ve öyle gözüküyorki vitrin kimlikler gecerliligini kayip ediyor. Istikbal seffafiyet‘in ve hakikatin hüküm sürdügü zaman olacak insallah. Müslümanlar ve bilhassa Nur talebeleri tam ihlas, tam uhuvvet, tam sadakat ve tam bir metanet ile vasifesinde gayret etmeli. Risale-i Nur‘lar bir mana‘da kainat kitabindan teressuh ettigi icin bu hususta gelecegi nurlandiracaktir biiznillah. Allah razi olsun, cok güzel cizmissiniz 🌹

  • Hüseyin

    9.10.2020 15:06:50

    (2)Küresel ve yerel kapitalizmin yoğunlaşmasıyla birlikte bozulan ekonomik durum ve gelir adaletsizliği sınıf kavramını belirgin bir şekilde ortaya çıkardı. birbirlerini sevmeseler bile gelir adaletsizliği ve o gelir adaletsizliğinden nemalananları ve mağdurları bir-birlerine kapı komşu yaptı . Zengin olan bir müslüman doğduğu büyüdüğü geliştiği eski mahallesini fakir komşularını dava arkadaşlarını terk ediyor. farklı yaşam tarzlarına sahip insanların yoğun olduğu lüks muhitlere taşınıyor,  jakoben elitlerle, eyyamcı sosyeteye kapı komşu oluyor. Çocuklar, aileler birbirine karışıyor yekdiğerine  benzemeye başlıyor..Kapitalizm, değer inanç milliyet ülke sınır tanımıyor dinlemiyor servetine ve gelirine göre insanları  sınıf sınıf bölüyor ayırıyor....

  • Hüseyin

    9.10.2020 15:06:23

    (1)Küreselleşme ile beraber sınırlar, sınıflar, fikirler, inançlar, değerler, yaşam biçimleri, kültürler, devletler ve sistemler değişmeye dönüşmeye gittikçe de birbirine benzemeye başladı..Yeni dünya düzeninde insanlar moral değerlerini kaybettiler .Ki bu değerler bin yılların birikimiydi nesilden nesile günümüze kadar taşınmıştı.Geldiğimiz aşamada insan istatistiki bir nümeriktir, nesneler topluluğundan bir nesnedir.

  • İ. Seyda

    9.10.2020 14:38:25

    DEMOKRASİ OLMADAN İTTİFAK OLMASI ZOR İŞ! Bu zamanlarda “insaniyet-i kübra” değerleri hâkim olacak. Neticede hak galip gelecek ve “hakikat-i İslamiye” hüküm sürecektir. Neden Müslümanlar değil de “hakikat-i İslamiye…” Zira bu zamanlarda Müslümanlar bu değerlerin çok uzağındalar. O zaman önce nefsimde demokrat olmam lazım. Sonrasında o, dalga dalga yayılacaktır. Adaleti, kanun hakimiyetini ve ortak akıl denen istişare mekanizmalarını en küçük daireden başlayarak, ikinci, üçüncü dairelerde bir bütün olarak uygulamaya geçirmek gerek.

  • Zübeyir

    9.10.2020 12:22:12

    Tebrikler Şükrü Abi, konu bütünlüğünün yazı sonuna kadar sağlandığı güzel bir yazı kalema almışsınız. Taç paragrafı benim için şudur: "Belki de, ülkemizin bütün sosyal sınıflarına yönelik bir “demokratikleşme” seferberliği başlatmamız daha hayırlı olacak." Bu hakikatin anlaşılması, nur talebeleri arasındaki ihtilaflara da son verecektir kanaatindeyim.

  • Ahmet Danışmaz

    9.10.2020 11:43:36

    Birileri Türk tipi demokrasi, Türk tipi islam gibi projelerde Türkiye'de de tüm değerli kurumların ve kavramların içini oydular. İşin acısı millet de buna inanıyor. Selamlar

  • Süleyman F.

    9.10.2020 10:51:55

    Demokrasinin müslümanların yitik malı olduğunu dağa taşa söyletmeliyiz. Allah razı olsun

  • Abdullah

    9.10.2020 10:28:26

    Türkiye bir fetretin içinde. Merhum Cumhurbaşkanı Demirel’in Cumhurbaşkanı koltuğuna mecbur edilişi ile Türkiye kaosa girdi maalesef. Demokratlar partilerinden uzaklaştı. Tabi bu olan biten hadiselere sebebiyet veren tüm darbelerin müsebbibi Kemalizmde. Şimdi demokratlar kendilerini başka başka partilerde muhafaza ediyor. İnşAllah birgün demokrasiyi ana hedef yapmış demokratlar ve yeni nesilleri, Demokrat Parti çatısı altında toplanacak. Gültekin bey gerçi genç ve dinamik bir arkadaş fakat şu istibdat zemininde çok cılız kalıyor söyledikleri. Tecrübeli ve olgun bir lider ve geçmişinden korkmayan bir lidere ihtiyacı var Demokrat Parti’nin. Öne atılacağı vakit herkesim arkasına düşeceği bir lider. Veyahut da Gültekin bey istibdad bitene kadar tecrübelerini ve cesaretini arttırması gerekecek.

  • sefer hoca

    9.10.2020 10:09:08

    Bütün kavramların içi boşaltılmış maalesef.Yeniden ihya ve inşa dönemi başlar inşallah

  • Selim

    9.10.2020 09:47:28

    Demokrasiyi doğru öğrenmeden demokratları tanımak müşkil görünüyor.

  • Mehmet Demir

    9.10.2020 07:44:06

    Teşekkür ederim hocam,illa da demokrasi.

  • Halil İbrahim Karahan

    9.10.2020 04:46:20

    Allah razı olsun Rabbim Hakiki Demokratların uyanıp, iş başına geçmesine vesile olsun inşallah.

  • Niyazi N.

    9.10.2020 04:37:57

    Zihin ve kaleminize sıhhat ve kuvvet... gayet net ve isabetli tahlil etmişsiniz, tebrikler sayın Bulut Mıharrir .. 😊🌷

  • Hayati

    9.10.2020 04:03:53

    Cumhuriyetin ve demokrasinin üst kimlikleri artık yeterli değil. Nifak derinleşince istibdadı tanımak zorlaşıyor. Güzel bir tahlil.

  • Veli Kul

    9.10.2020 03:19:31

    Allah kullarina Adaleti ve iyiligi emreder. Gecen biraderime dedim: Atalarimiz "Eyi olun Eyi gecinin" diye tavsiye ederlerdi. Bu tavsiye Kur'anin her emriyle örtüsen bir tavsiyedir. Biraderim tereddütsüz tasdik etti. DEMOKRASI ve CUMHURIYET de bu ölcege tabii olmali. Adalet ve Iyilik veya iyi olup iyi gecinmek. BILHASSA ISTIBDAT REJIMLERI kendilerine HALK CUMHURIYETI diyorlar ZULMÜN, BASKININ neresi iyi nasil onlarla iyi olunur, adil olunur? Amiyane bir tahlil gibi gözüküyor ama Kur'anî bir EMIR: Adalet ve iyilik dolayisiyla DEMOKRASI ancak DOGRU TAHLILE uyarsa DEMOKRASIDIR, adalet yoksa, iyilik yoksa Adalet-i MAHZA ile ADALET-I IZAFIYE arasinda zerre yer bulamamis bir abukluk; at cöpe gitsin!

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı