"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Milletin gönlü ekonomi ile değil, demokrasi ile kazanılır…

Şükrü BULUT
17 Aralık 2021, Cuma
Sokaktaki insanlara önce ekonomi mi, demokrasi mi sorusuna alacağımız cevabını, galiba ben de tahmin edebiliyorum.

Ekmekten başlayarak uzayacak diyaloglarla sokağın neler düşündüğünü, sosyal medyadaki yansımalar da görüyoruz. Kamuoyunun ekseriyeti böyle düşünüyor diye, bu neticeyi elbette doğru kabul edecek değiliz. Fakat bir doğru daha var. İdareciler milleti cehalet içre demokrasiden mahrum bıraktıkça, hem kendileri, hem ülke ve hem de demokrasimiz kaybetmeye devam ediyor. Bir köye dönüşen dünyamızın sair mahallelerinde hakkımızda konuşulanlara kulak kabarttığımızda, bu hususta mübalâğa yapmadığımız da belli oluyor.

Hürriyet mi, ekmek mi tercihiyle karşılaştıklarında, tercihlerini ekmekten yana koymuş milletlerin en büyük eksikliğinin “doğru demokrasi” olduğunu inkâr edenler de, cehaletten yana düşerler.

Önce milletin cehaleti ve cehalete bina edilen gizli istibdatlar ve entrikalı demokrasi dışı idareler… Bunun en müşahhas örneklerini Türkiye’mizin son kırk senesinde bolca müşahede ederek geliyoruz.

12 Eylül sonrasında muhafazakâr Türk milletine kurtarıcı olarak takdim edilen Özal ve heyetinin gelişini bilmeyenler, arşivlerden resimleriyle birlikte öğrenebilir. Ne Özal’ın ve ne de birlikte yola çıkanların ağzında “Demokrasinin” d harfini işitememiştik. Geceli-gündüzlü ekonomi dersi çalışmışlardı. Konuşmaları ve icraatlarıyla serapa “ekonomi” kesilmişlerdi. Her gün yeni bir gündem ve her ay yepyeni ekonomik vaatler… Kısmî rüşvetler ve insanların hakk-hürriyetlere yönelmemeleri ve bilhassa birlik-beraberliğe tevessül etmeleri için her türlü dolap çevriliyordu. Hikâyeyi biliyorsunuz… Demokrasiye en büyük ihaneti yapan dindar Özal ve ekibi, bildiğiniz üzere ekonomi bataklığına saplanmıştı. Özal’ın kendisi de, ANAP’ın içine düştüğü dehşetli zilleti görmeden vefat etti.

Şimdi ikinci bir senaryonun sonuna yaklaşıyor gibiyiz. 2002’den sonra ortaya çıkan “YENİ VE GENÇ EKİP” de ekonomi ile işe başlamıştı. Kemalistlerin tezgâhladığı “YEŞİL SERMAYE” tiyatrosuyla elindeki-avucundakini kaybeden bir kısım muhafazakârın AKP’ye nasıl yöneldiklerini iyi hatırlıyoruz. Neocon-neoliberallerin kontrollerindeki sermaye ile ülke yepyeni bir yükselişe geçmişti. Demokrasiden ziyade RÜŞVET”i tedai edecek Müslümanların bazı hakları iade edilince, milletimiz hürriyet ve demokrasiye geçtiğimizi zannetti ve haklı olarak sevindi. Gel gör ki; 12 Eylül ihtilâlinin askerî vesayeti Kemalist anayasası olduğu gibi yürürlükteydi. TSK, yargı, meclis ve hükümet tek noktada toplandığı halde, milletin arasındaki “derin devlet korkusu” biteviye pompalandı. Bağımsızlığımızın âlâmeti olacak anayasamız ve şeairimiz Kemalizm’e tutsak bırakılarak, hipnoz ve aldatmalarla 2021’in sonuna geldik. Ülkenin ve milletin içine düştüğü fecaati tasvire gerek var mı? Ekonomide ulaştığımız noktanın mahiyeti de gözler önüne serildi ve biz tarihimizin en önemli elli senesini “ekonomik vaatlerle” kaybettik. Peşinden koşuşturduğumuz ekmek de elimizden kaydı, gitti…

Bediüzzaman Hz.leri, ekmeksiz yaşarım, fakat hürriyetsiz yaşayamam derken bu hakikati terennüm ediyordu. Hürriyet ve demokrasilerine sahip çıkmayanlar, ekmeklerine de sahip çıkamazlar. Tıpkı günümüz Türkiye’si gibi. Çıraklık dönemi, kalfalık dönemi ve nihayet ustalık dönemi… Hiç birinde keramet yokmuş. Milletin olduğu yerde idareyi fertlerde merkezileştirmenin acı akıbetini, hep birlikte yaşayacağız.

Daha önce de yazmıştık. Milletini arkasına almayan hükümetler, harici cereyanların ellerinde oyuncak olurlar diye. Demokrasi olmadan da hiçbir idare milleti arkasında bulamaz. Demokrasinin sandıktan ibaret olmadığını, geçici rüşvetlerle seçimler alına bilinir, fakat milletin desteğinin kalıcı olmadığını ve dışardan gelecek müdahalelere karşı ancak “demokrasi içinde millî beraberlikle“ durulacağını yazdık ve yazmaya devam edeceğiz. Siyasî menfaati için kendisi dışındaki partileri vatan düşmanı ve bölücü olarak halka anlatan iktidara, bir müddet sonra halk da inanmaz. Yani, millî birliğinize, paranıza, ekonominize ve değerlerinize kast edildiğinde, demokrasilerin esas unsurlarından olan “muhalefeti” yanınızda bulamazsınız.

Evet, demokrasiye en ziyade muhtaç olacağımız bir etabı yürüyor, Türkiye’miz. Fakat demokrasiyi Neoliberallere el ele vererek itibarsızlaştırdık. Sokaktaki halk demokrasiyi doğru tanımıyor, idarelerin kendisini kandırdığı bir metot olarak görüyor. Ve birçok yerde demokrasiden bahsettiğinizde; bölücülük, LGBTQ hareketi, dini hürriyetlere müdahale veya Batı’nın hegemonyası olarak size tepki yağıyor. Doğru demokrasilerle Asr-ı Saadet uygulamaları arasında irtibat kurmaya kalkışsanız, birileri belki de sizi yuhalattıracaktır, sokakta.

Bütün bunlar hakikati değiştirmiyor. Türkiye’nin yüz milyarlarca dolara değil, öncelikli olarak demokrasiye ihtiyacı var. Bütün menfi şartlara rağmen dünkü Doğu Avrupa ülkeleri bunun en canlı şahitleri sayılırlar. Vatanın bütünlüğü, millî birlik-beraberlik ve halkın refahı için öncelikli demokrasi lâzımmış…

Okunma Sayısı: 1594
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • S.topuz

    17.12.2021 23:24:54

    Demokrasi muhalififleri olan derin ve karanlık iç ve dış güçler, yapmış oldukları ihtilallerle ve benzeri hile ve dolaplarla Demokrat kadroları budayıp, maalesef darma dağın ettiler! Arada geçen altmış küsür seneden beri, Demokrat kadro ve zihniyet vor türlü yapılan hipnoz ve sihirin etkisinden kurtulup toparlanamadılar. " Boş tencerenin deviremediği hiçbir hukümet yoktur” ifadesi Inşaallah merhum DEMİRELİ haklı çıkarır da ,ülkemiz ve demokrasimiz sahili selamlete çıkar. Gayret vatandaştan ve MUHALEFET ten, muvaffakiyet ve muzafferiyet ALLAHDAN. Ha gayret,ha gayret... Az kaldı. Tünelin ucunda ışık ve NUR görünmeye başladı...

  • Selma

    17.12.2021 21:27:10

    Demokrasiye ulaşamayan milletler, ekonomik bağımsızlıklarını kazanamazlar.

  • Nisan

    17.12.2021 21:26:19

    AB ye girmemek için her türlü dolabı çeviren akp, nihayet zillet sürecine girdi. Ellon Musk’a da ülkeyi dilenci yaptı...

  • İsmail

    17.12.2021 15:59:02

    Rahmetli Özal bu ülkeye ihanet etmedi önünü açmıştır etrafındakiler etmişse ettiler ama zaten kendisi ülke için candan çalışacak insanlar lazım demişti Allah rahmet eylesin Ankara samsun yolu internet Özal sayesinde bu ülkeye geldi lütfen iyi analiz edin saf temiz insanları bulamıyor olanlarda kendini öyle iyi gösterip ihanet etmiştir.Rahmetli Özal ruhu şad olsun. Yazınız Özal kısmı hariç ÇOK GUZEL sagolun vurgulariniz hitaplariniz iyi.selamlar.

  • Sertaç LÜSER

    17.12.2021 14:54:19

    Demokrasi tanımı ve bakış açısı şekilsel bakan müslüman kişiler için atomu parçalamak kadar zor.Gerçekten çok uzak ve itici geliyor.Heleki siyasal İslam mantığında ise.Üstadımız başka milletlere yolda karışmak tabirini kullanırken İslamın şartı olan zekatı söylüyor fakat sadece para veya mal olarak değil,ilim,bilgi,hoşgörü, olarakta.Zira havzı marifet ve muhabbetin tesis edeceği bir toplumda ister istemez gelecek olan fayda yine millet yararına olacağı için.Şahısların ve şahısçılıktan beslenenlerin menfaati hiçe inecek.Bu yüzden toplum olarak Demokrasiyi hissedip istememiz lazım.Şimdi sene 2021 Demokrasinin d harfini iyice işittik.Artık isteme vaktinde.

  • sefer hoca

    17.12.2021 13:37:06

    Aynen öyle kardeşim.Emeğinize sağlık

  • Nura

    17.12.2021 13:08:11

    Allah, istismarcıyı en çok istismar ettiği meselede bitirir.

  • Niyazi Nur

    17.12.2021 12:28:52

    Hür olmayanların hakikatte ekmeksiz de kalacağını, ama belki daha önemlisi insaniyetlerini kaybedeceklerini nazarlara çokça sunmak gerekir. Hürriyet, iman, insan olma rabıtası ..! Bunun da, en geniş daireden başlayarak şahsi mülahaza ve tasarruflara kadar tesir ve sirayet eden ve meşrutiyet-i meşrua manasındaki hakiki demokrasilerle mümkün olabileceğini her kesime anlatmaya ve ilan etmeye usanmadan devam etmeli. Ekser muhtaçların intibahına vesile olacak hayatî bir irşad vazifesi olarak görmeli, Ah şu cehalet …. insanlığın en büyük üç düşmanından biri ! Boş vaktimiz yok, çalışmaya devam 😊 Kaleminize kuvvet kıymetli hocam !

  • Hüseyin

    17.12.2021 10:04:26

    İçinde bulunduğumuz ahval ve şeraiti buralara nasıl ve nereden geldiğimizi sebep sonuç ilişkisinden kopmadan olgu ve olayları analitik bir bakışla didikleyen kavramları yerli yerine oturtan kusursuz bir makale... Hastalığımızın nedenlerini bünyemizin ana hatlarını sistemsizliğin ve irrasyonelliğin neticelerini, demokrasi olmadan hürriyetin ve ekmeğin elde edilemeyeceğini elde edilse bile orta ve uzun vadede korunamayacağının analizi, raporu... Demokrasi bir yaşam ve kültür biçimidir..Onu nefsinde ve yakın çevresinde hissettirmeden yeşertmeden lafzî mülahazalarla kalpten yoksun telafuzlarla ekonomik kalkınma ve refah,insanî ve medeni bir gelişmişlik ortaya çıkmaz..

  • Aykan

    17.12.2021 09:49:57

    Kaleminize sağlık. Demokrasinin nimetlerini anlatmaya devam etmenizi dilerim. "Hürriyetin olmadığı yerde ekmek olmaz."

  • Ali İhsan

    17.12.2021 09:16:42

    Anapın akibetine nihayet geldi, akp de...

  • Muharrem

    17.12.2021 09:13:40

    Milletin gönlünü kazanan ekonomiyi de halleder. Para babalarıyla çalışan da zillere düşer.

  • Haşim Özkan

    17.12.2021 06:26:12

    Sözün bittiği yerdeyiz.Rabbim ahir ve akıbetimizi hayır eylesin.

  • Ahmet Danışmaz

    17.12.2021 00:09:30

    Aynen katılıyorum. Milletimizin her şeyden önce demokrasiye ihtiyacı var. Başka söze ihtiyaç yok. Tebrikler

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı