"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Neoliberallerin (Sosyal Marksistlerin) inişi devam ediyor...

Şükrü BULUT
29 Mayıs 2024, Çarşamba
Okuyucularımızın, liberalizm ile neoliberalizmi birbirine karıştırmalarından dolayı, bir müddet “sosyal Marksist (neoliberalist)” tanımlamasını kullanacağız, global sivil Marksistler için… Gerçi Frankfurt Okulu’nu, Yeni Asya Neşriyat’tan çıkan NEOLİBERALLER araştırmasından okuyanlar, sosyal Marksistleri de tanırlar.

Bu global hareketin küresel düzeyde, Neoconservatistleri (Yeni Muhafazakârları) aşarak sahneye ilk çıkışları, 1970’lerden sonraya rastlar. Allende’nin demokratik hükümetini Pinochet ile deviren bu sosyal Marksistlerin; ekonomi, politika ve sosyal değişim kulvarlarındaki yürüyüşleri, 1980’lerden sonra iyice belirginleşecekti. İngiltere’de Karl Popper’ın talebeleri Thatcher ile Soros, Amerika’da Reagan, Almanya’da Helmut Kohl ve Türkiye’de Turgut Özal ile dünya sahnesine çıktıklarını ilan edeceklerdi.

Ve arkalarında ikinci versiyonlar sökün edecekti: Merkel, Sarkozy, Rasmussen, Tony, AKP kurmayları, Macron, Kamala Haris, Johnson ve Cameron gibileri; bu hareketin politik vazifelerini yaparken; Henry Kissenger’ın şakirdi Klaus Schwab’a da global ekonomi için İsviçre’de DAVOS platformunu kurduracaklardı.

Kırk-elli yıla yakın süreç içinde doğup serpilen siyasi, iktisadi ve sosyal yapıları incelediğimizde; taşların ne kadar rahatça oturduklarına şahit olacaksınız: Türkiye’de 12 Eylül İhtilali ve dindar iktidarlar, Renkli Devrimler, Avrupa siyasetini istikrarsızlaştırmak için yapayca ortaya çıkarılan YEŞİLLER HAREKETİ ve bu hareketin Türkiye’deki ayağı olan Marksist Kürt hareketi ve buradan başlayan Arap Baharı felaketleri... AB’yi ekonomik olarak zayıflatmak üzere uydurulan ekonomik krizler yetmeyince, COVID-19 sonrası sahnelenen Ukrayna Savaşı…

Yukarıda birer kelime ile işaret ettiğimiz geniş ve derin konulara dikkat eden okuyucularımıza, küresel sosyal Marksistlerin; LGBTI ile sosyokültürel noktada, COVID-19 ile iktisadi/ politik düzeyde ve Arap Baharı/Ukrayna savaşlarında ise neoconlarla kurdukları uzun soluklu ittifaklarıyla belli bir zirveye ulaştıklarını söyleyebiliriz. Fakat artık iniş başlıyor…

Hedefleri, önünde engel olarak gördükleri AB gibi yapıları, milli devletleri ve bölgesel paktları tamamen ortadan kaldırmaktı. Çok bekledikleri küresel diktatörlüklerini ilan edeceklerdi. Kısmen başarılı da oldular. Kendi elemanları olan Ursula’yı AB sekreterliğine getirdiler, Sarkozy’nin yardımıyla AB Merkez Bankası’nın başına Christina Lagarde’yi Frankfurt’ta tayin ettiler. Rasmussen’i NATO sekreterliğine oturtarak, istibdada karşı kurulmuş askeri paktı, tarihin en büyük cinayetine alet ettiler. Macron aracılığıyla hem Ukrayna’da hem de Kafkasya’da çatışma ateşini genişlettiler… Trump’ı yerinden ederek, yüzde sekseni Yahudi olan bir kabineyi ABD halkının idaresine getirdiler… Gel gör ki, zaman çok değişmiş. Ahlâksız bâtıla ve müstebitlere halkların uzun süre sabredemediklerini, LGBTI meselesinde birlikte gördük. Dünyada ve bilhassa Avrupa’da onlarca meclis, bu SODOMÎ hareketi milletçe lanetleyerek reddettiler. Sonra Ukrayna savaşına, birçok AB ülkesi itiraz etti. Bildiğiniz gibi, en son olarak Filistin meselesi dünya gündemine oturdu. O bebeklerin ve kadınların kanları, Neoconların bölgedeki tüm hesaplarını alt-üst etti… Hristiyan Batı’nın onlarca meclisinde, halkın temsilcileri, artık Filistin bayraklarını sallıyorlar. Bugünlerde yaşadıklarımız, bilhassa Neoconlar için çok acı veren birer sonuç olmalıydı. Müslümanlarla Hristiyanları her dem çatıştırmak için onlarca entrika inşa eden Troçki’nin globalci ihtilalcileri, bu neticeler karşısında mutlaka kahroluyorlardır.

Fakat Almanya sokaklarındaki billboardlara baktığımızda, LGBTI’nin maskaralaştığını görüyoruz. Daha önce SODOMÎLERİN bayraklarıyla şehirleri ve caddeleri süsleyen ahlaksız sosyal Marksistler, tekrar müstehcen kadın resimlerinden medet ummaya başlamışlar. “Kadın yoktur, cinsellikteki cazibe, kadına mahsus değildir” diyenlerin, afedersiniz tükürdüklerini yalamaya başladıklarına şahit oluyorsunuz.

Avrupa Birliği parlamentosunun önümüzdeki seçimlerinin sonuçları da, bu düşüşü hızlandıracak gibi… Demokrasinin ve insani değerlerin münafıkları olan YEŞİLLER HAREKETİ’nin, hem AB için hem de Alman halkı için büyük bir musibet olduğunu, seçmenler görmeye başladılar. Türkiye’deki tüm bölücü ve Marksist hareketlere kuvvet veren Sosyal Marksistlerin sermayelerinin, YEŞİLLER’in Avrupa ve Almanya siyasetlerini istikrarsızlaştırmalarına yetmeyeceğini, önümüzdeki zamanlar inşaallah gösterecektir. Bekleyelim ve görelim…

Okunma Sayısı: 1130
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hamdi

    30.5.2024 13:24:27

    Sosyal Marksizm tabiri orjinal. Lakin izaha ihtiyacı var hocam.

  • irfan

    29.5.2024 16:47:52

    Her iki savaşta zalimlerin maskelerinin düşmesiyle Müslüman hırıstiyan ittifakına sebebiyet vermesi ve Rusyanın müslüman ların yardımına koşması Elhamdülillah dedirtiyor.

  • Demokrat Avrupa

    29.5.2024 16:08:16

    @a.yılmaz ve @mustafa.said.kara. Marksistler veya Kapitalistler sadece İslam dinini değil bütün semavi dinleri bir tehdit olarak görüyorlar. Onlar için müslüman veya hristiyan fark etmiyor, Latin Amerika’ya veya Ukrayna’ya baktığınız zaman kimlere kimler tarafından tuzak kurulduğu ap açık ortada…Bundan dolayı dinsizliğe karşı müslüman ve hristiyan ittifakı şart oluyor..Ayrıca yazarın “Hangi Avrupa ve Neoliberaller” kitabını okumakta fayda var…

  • Demokrat Avrupa

    29.5.2024 15:46:34

    Ahir zaman paradigmalarını tam anlamı ile okumasını bilemeyen müslümanlarımız, halen orta çağ gözlüğü ile değişen şartları göz önünde bulundurmadan yanlış teşhisleri koyuyor…Durum böyle olunca ahir zaman dik dörtgen gereği Mesih ile Mehdi ittifakı yerine maalesef yanlış tarafta yer almak zorunda kalıyorlar…

  • Esra

    29.5.2024 14:33:33

    İstanbulun fethinin 571. yıldönümüne denk gelmesi tevafukuyla ittihad inşallah

  • Hüseyin T

    29.5.2024 14:18:50

    Küreselleşme ve dünyevileşme dil din ırk renk cins tanımaksızın küre-i arzın hemen hemen her alanında tektipleşmeyi ve benzeşmeyi beraberinde getirdi. Küreselleşme gezegenimizi evirdi çevirdi bir gemiye dönüştürdü. Ahlak, kaplumbağa hızında yayılırken ahlaksızlık ışık hızında yayılıyor taban buluyor..Dinler gelenekler örf ve adetler atadan kalma usuller ahlaksızlığı önleyemiyor..Hedonizm sadizm ve narsizm ahlak din sınır sınıf tanımıyor bütün bir geçmişi hiçliğe düşürüyor..Toplum şaşkın sürüler gibi sağa sola koşuşturuyor. Merhametsizlik rahmetsizlik nemelazımcılık musilaj yapıyor coranavirüs yayıyor. İnsandan ve küreselleşmeden kaynaklı ahlaksızlığı adaletsizliği merhametsizliği rahmetsizliği görmüyor. Ahlakı ahlaksızlıkta doğruyu yanlışta aradığının farkında bile değil...

  • Alpaslan Öztoprak

    29.5.2024 13:47:57

    Hocam çok güzel bir özet olmuş değerlendirmeniz herzaman gibi ümitsizliğe yer vermiyor. Şu anda yanlız dualarımız ve Cenabı Allah a Havale ettiğiniz bir zamanda ,her olumlu bir hareket, olay yanlız olmadığımìzì gösteriyor

  • İsmail

    29.5.2024 12:38:18

    Bu günkü yazınız, neoliberallerin çok seçik ve kısa tarihçesi gibi. Bunların bilinmesi lazımdı.

  • Zeliha

    29.5.2024 12:33:35

    Kıyamete yakin en dehşetli desiseler ile saldırıyorlar. Bize zor gelen daha da münafıkane olması. Allahin rahmeti olmasa halimiz ne olurdu. Onlar hilelerinde daha da uzmanlasmaya çalıştıkça rahmet artıyor diye umid ediyoruz. Yoksa kıyamet çoktan kopmuştu belkide. Az sayıda da olsa sebat edenler hürmetine onları şaşırtıp hilelerini başlarına geçiyor belki de bize duyurmuyorlar mi acaba diye de düşünmeden edemiyorum. Takibe devam. Allah razı olsun.

  • Mehmet

    29.5.2024 12:31:54

    Fevkalade vecizce bir çok noktayı bir arada izah eden bir makale olmuş. Tebrik ediyor ve kaleminize kuvvet istiyorum Allahtan.

  • Abdullah Benlice

    29.5.2024 12:10:34

    İnşAllah öyle olsun. Demek ki oradaki yeşil buradakinin başka bir versiyonu mu? Orada yeşiller hareketini kürt veya ermeni uyruklu vatandaşlarmı besliyor. Onu merak ediyorum. Eğer öyleyse her iki yeşil hareketi aynı güç besliyor demektir.

  • A.Yılmaz

    29.5.2024 08:06:23

    Marksistler bir taraftan saldırıyor. Rusya Müslüman Türkleri asimile ediyor. Çin öyle. Hristiyanlar dünyanın her yerinde misyonerliğe milyarlar akıtıyor. Kapitalist vahşi sistem islamı kendine rakip ve düşman görüp saldırıyor. Hepsi birden saldırıyor. Bugün biz islam alemine kızıyoruz ama hala Müslümanlar Allaha kul olmak ve Peygamberimizin sünnetini yaşamak konusunda ısrar ediyorlarsa bu bile büyük bir başarıdır. Dünya Müslümanları boğmaya çalışıyor.

  • Mustafa Said Kara

    29.5.2024 01:17:34

    Hristiyanların Müslümanlarla savaşmak için marksistlerin kışkırtmasına gerek var mı? Asırlardır tek dertleri Müslümanlar zaten. İsrail konusunda da mesele Hristiyanların ileri bir karakol olarak İsrail devletine ihtiyaç duymalarıdır. İsraile bu yüzden arka çıkıyorlar.

  • Sefer Akgül

    29.5.2024 00:55:56

    Inşallah inşallah

  • Mustafa coban

    29.5.2024 00:23:51

    Yeṣiller hareketi bal tuzaĝina düṣmüṣtür.iktar ortakliĝiyla parti prensipleri kesiṣince yeṣil siyasetçiler iktidar nimetlerine talip olmuṣlardir.buda onlarin sonu olmuṣtur

  • S.topuz

    29.5.2024 00:17:42

    ..."Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken mağlub olan İsevîlik ve İslâmiyet ittihad neticesinde, dinsizlik cereyanına galebe edip dağıtacak istidadında iken; âlem-i semavatta cism-i beşerîsiyle bulunan şahs-ı İsa Aleyhisselâm, o din-i hak cereyanının başına geçeceğini, bir Muhbir-i Sadık, bir Kadîr-i Külli Şey'in va'dine istinad ederek haber vermiştir. Madem haber vermiş, haktır; madem Kàdir-i Külli Şey' va'detmiş, elbette yapacaktır." ..."Hazret-i İsa Aleyhisselâm geldiği vakit, herkes onun hakikî İsa olduğunu bilmek lâzım değildir. Onun mukarreb ve havassı, nur-u iman ile onu tanır. Yoksa bedahet derecesinde herkes onu tanımayacaktır." Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı, Mektubat 57

  • S.topuz

    29.5.2024 00:16:47

    ..."İşte böyle bir sırada, o cereyan pek kuvvetli göründüğü bir zamanda, Hazret-i İsa Aleyhisselâm'ın şahsiyet-i maneviyesinden ibaret olan hakikî İsevîlik dini zuhur edecek, yani rahmet-i İlahiyenin semasından nüzul edecek; hal-i hazır Hristiyanlık dini o hakikata karşı tasaffi edecek, hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak, hakaik-i İslâmiye ile birleşecek; manen Hristiyanlık bir nevi İslâmiyete inkılab edecektir. Ve Kur'ana iktida ederek, o İsevîlik şahs-ı manevîsi tâbi' ve İslâmiyet metbu' makamında kalacak; din-i hak bu iltihak neticesinde azîm bir kuvvet bulacaktır."... Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı Mektubat - 57

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı