"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şam-ı Şerif Konferansı’nı kimler istemiyor?

Şükrü BULUT
22 Kasım 2019, Cuma
Önce şu noktayı arz edelim.

Eski hal muhal olduğuna göre, Cenevre’de, Soçi’de, Astana ve İstanbul’da toplanacak konferans üyeleri; dünyamızın ulaştığı en medeni, en teknik ve en uygulanabilir anayasası ve idare şekli üzerinde çalışacaklar. Dünya kamuoyu önünde yapılacak böyle iddialı bir çalışma, hataları elbette kabul etmeyecektir. Türkiye ve Avrupa’ya göçmüş milyonlarca Suriyeli de; ne istibdada, ne bedevice eski idareye, ne adaletsizliğe ve ne de teknoloji ve medeniyetten mahrumiyete “evet” demeyecektir. Yani her hal ü kârda, yapılacak çalışmanın Doğu ve Batı’nın en kaliteli çalışması olacağını düşünüyoruz. Bunu durdurmanın biricik yolu var. Allah korusun yeniden bölgesel savaş!... Alevlerinin Londra ve Paris ile birlikte İstanbul ve Tahran’ı da yakacağı bir savaşa hiçbir bölgesel dikta, müstebit ve sömürü düzeni kolaylıkla yanaşamaz. Zira kendisini yakacak ateşe razı olmaz. 

Cereyan etmekte olan hadiseleri bu minval üzere tahlil etmeye çalışalım: Irak’taki iç kargaşa, İsrail için tehlike görülen Lübnan’daki kaos çıkarma çabası, İran’a karşı sipere yatmış Neocon-neoliberal İttifakının akıttığı para ile sokakları tekrar ısıtmaya başlaması, Yemen’deki tarafların savaşı, bunalmış İsrail’in burnundan soluyarak Gazze’ye saldırması, müstebit Arap emirlikleri ve nihayet Mısır… AB üzerinden demokrasi bölgeye gelmesin diye Rothshildlerce finanse edilen Macron, Von den Leyen, Pegidalar, beş yıldızlar, sarı yelekliler de; Şam Konferansı’yla bölgeye gelecek demokrasinin önünde duramayacaklar. Zira Avrupa metropollerindeki katliâmlara kim evet diyebilir ki… Şayet Şam-ı Şerif Konferansı gerçekleşmezse; durağanlıktan nefret eden Troçkist Neocon ihtilâlciler ihtilâlleri uğruna dünyayı ateşe vermeyecekler mi? 

Arap Baharı ateşinin bölgede yayılmasına yanlış politikalarıyla sebep olan AKP’nin Türkiye Demokrasi’sinin başına açtığı felâketleri, dünkü partili ve kurmayları da konuştuklarına göre, bu hususta söylenecek fazla sözün kalmadığını düşünüyorum. Yani bizim demokrasimiz de AB üzerinden gelecek. Yalnızca Beşşar kendisine çeki düzen vermeyecek, AKP de Şam-ı Şerif  ile sosyal adalete dayalı demokrasiye yönelecek. 

Fakat buradaki handikabımız yine fosilleşmiş, müstebit, medeniyetten mahrum, bizi dünyaya maskara eden Atatürkçülük görünüyor. 

Hasis menfaatleri uğruna bu Kemalistlerle iş birliği yapan bir kısım Siyasal İslâmcı ve Türkçü kadroların  demokrasi yolundaki provokasyonlarına, bozgunculuklarına ve diktatörlüklerle işbirliklerine dikkat etmemiz gerekiyor.

Kader konuşunca bizim küçük iddia, arzu, hayal ve emellerimiz kendiliğinden susuyor. Hadiseye istediğimiz aralıktan bakabiliriz. Ortadoğu, Bağdat, Diyarbakır ve Şam-ı Şerif’te hürriyet ve demokrasi hakim olmadığı sürece; Tahran, Kabil, Taiz, Filistin ve Bingazi’de çatışmalar devam edecek. Avrupa’nın başşehirleri terör korkusu ile akşamlayıp sabahlayacaklar. Demokrasi ve medeniyet projesi olan  Avrupa Birliği tehlikede olunca, “dünya barışının şartı” olan İslâm Birliği de  oluşmayacak.

Beni Adem tarihinin artık son demlerine yaklaştığımızı bilemeyenler, globalizmin olaylarda ”bileşik su kapları” prensibini sosyal hayatımıza da yaşattığını fark edemeyenler, devletler ve milletler savaşının yerlerini hakim cereyanlara bıraktığını duymayanlar, Mesihi Avrupa ile İkinci Avrupa’nın saflarını karıştıranlar ve Said Nursî ile M. Kemal sevgisini aynı kalbe sıkıştıranlar; yukarda arz etmeye çalıştığımız manaları mutlaka uçuk ve mübalâğalı görecektir. 

Varsınlar, öyle telâkki etsinler… 

Okunma Sayısı: 829
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Süleyman

    22.11.2019 18:13:05

    Bize ümit vererek bizi duaya sevk eden yazılara çok ihtiyacı vat.

  • Demokrat Avrupa

    22.11.2019 18:03:27

    Aklın yolu bir, fakat samimiyet, iyi niyet, basiret ve feraset olmayınca güzel sonuçlar elde edilmiyor. Bu da yetmediği gibi el aleme rezil olunuyor.

  • Hakan

    22.11.2019 11:38:28

    İslambirligine glden yolu insaallah acacak bu sürec . tebrik edigorum . güzel bir analiz olmus

  • Niyazi N.

    22.11.2019 09:59:30

    “Ümitlerin ya da kaderin müjdesinin gerçekleceği zemin ve zaman olur inşaAllah, bu Şam Konferansı. Yine ümit edelim ki, bu tahakkuk ile şer cephesi kısmen de olsa bertaraf edilmiş olsun. Esasen bu, Şam Konferansının aralayacağı kapıdan girecek bölge insanının tanışacağı medeniyetin kadrü-kıymetini ne kadar bilip ne derece sahip çıkacağına bağlı olacak. Bediüzzaman’ın Münazarat ve Hutbe-i Şamiye eserlerinin bölgeye kesretle takviye edilmesi lüzumu var. Kıymetli Yazar ve Yeni Asya’nın mevzuyu doğru analizleriyle gündemde tutması şevk verici.., tebrikler.”

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı