"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Abdullah bin Ubey bin Selül - 2

Süleyman KÖSMENE
16 Eylül 2020, Çarşamba
Mehmet Bilici: “Eğer münafıklık Allah’a inanmadığı halde inanmış gibi görünmekse, yalan söyleyen insanlara münafık dememiz doğru olur mu?”

Onlar Yalancıdırlar

İbn-i Selül, Müşriklerle ve Yahudilerle gizli işbirliğinden, Hz. Ayşe’ye (ra) iftira atmaya kadar bütün gizli fitnelerin içinde ve başında yer aldı.

Peygamber Efendimiz (asm) Müslümanları Tebük’te Rumlarla savaşmaya dâvet ettiğinde, İbn-i Selül, “Rumları Araplar mı sandınız? Vallahi onlar sizi ipe dizerler!” diyerek Müslümanları caydırmaya çalıştı. Ordu Tebük’e doğru yola çıktığında, adamlarıyla birlikte toparlanıp savaşa katılmak üzere ordunun peşinden gittiler. Yolda, “Eğer Muhammed gerçekten Peygamber ise, biz eşek olalım!” gibi lâflar ettiler.

Ardından savaşmaktan vazgeçip Medine’ye döndüler. Peygamberimiz (asm) Tebük’ten döndüğünde her birisi neden gitmedikleri için birer mazeret uydurdular. Peygamber Efendimiz (asm) gerçek yüzlerini Allah’a havale ederek affetti.

Oysa şu âyet onlardan bahsediyordu: “Onlar, “eğer gücümüz yetseydi, sizinle beraber cihâda çıkardık” diye yemin edecekler, böylece nefislerini helâke sürükleyeceklerdir. Allah biliyor ki, onlar yalancıdırlar.” 1

Ona Merhametli Davranacağız

İbn-i Selül’ün fitnelerine yeter diyen Hazret-i Ömer, Resulullah’a (asm) gelerek:

“Ya Resulallah! İzin ver şu herifin başını uçuralım!” dedi. Fakat Resulullah Efendimiz (asm): “Ya Ömer! Muhammed artık kendi adamlarını öldürüyor demezler mi?” buyurdu.

İbn-i Selül’ün oğlu Abdullah Resulullah’a (asm) gelerek:

“Ya Resulallah! Eğer babamın öldürülmesini emredeceksen bana emret! Eğer onu başkası öldürür ve ortalıkta dolaşırsa, bu nefsime ağır gelebilir. Ben de intikam için onu öldürürsem, bir kâfirin uğruna bir Müslüman’ı öldürmekten korkarım!” dedi.

Peygamber Efendimiz (asm): “Hayır! Biz ona merhametli davranacağız. O bizimle iyi geçindiği sürece, biz onunla iyi geçineceğiz!” buyurdu.

Kınama Zamanı Değil!

İbn-i Selül 630 yılında her fani gibi hastalandı. Peygamber Efendimiz’e (asm) haber gönderip görüşmek istedi. Peygamber Efendimiz (asm) ölmek üzereyken geldi. “Ey İbn-i Selül! Yahudilere olan sevgin seni helâk etti!” buyurdu. İbn-i Selül: “Ya Resulallah! Bu gün kınama zamanı değil! Vücuduna değen gömleğini bana giydir. Umarım ki senin gömleğini giyersem Allah beni bağışlar. Namazımı da sen kıldır. Benim bağışlanmam için duâ et!” diye yalvardı. Peygamber Efendimiz (asm) orayı terk etti. Fakat İbn-i Selül öldüğünde kefen olarak Resulullah’ın (asm) gömleğine sarılmasını ve namazını Resulullah’ın (asm) kıldırmasını vasiyet etti. Oğlu Abdullah durumu Resulullah’a (asm) iletti. Resulullah (asm) gömleğini çıkarıp verdi. Ve “Cenaze hazırlanınca haber ver, namazını kıldırayım!” buyurdu. İnen âyet ise şöyle diyordu: “Onların ister bağışlanmasını dile, ister dileme, birdir. Onlar için yetmiş defa istiğfarda bulunsan, Allah onları bağışlamayacaktır.” 2 Peygamber Efendimiz (asm) İbn-i Selül’ün namazını kıldırmak üzere musallaya doğru yürüdüğünde, Hazret-i Ömer: “Yâ Resûlallah! Allah düşmanı İbn-i Selül’ün üzerine namaz mı kılacaksın?” dedi.

Geri Dur Ya Ömer!

Resulullah (asm): 

“Geri dur ya Ömer! Allah beni bağışlanma dileyip dilememe hususunda serbest bıraktı. Ben de mağfireti yetmişten fazla isterim.” buyurdu. İbn-i Selül’ün namazını kıldırdı. Bu vesileyle orada bulunan bin kişi Müslüman oldu.

Ancak hemen ardından gelen âyet, azarlar mahiyetteydi: “Onlardan ölmüş olan hiçbirine asla namaz kılma; onun kabri başında da durma! Çünkü onlar, Allah ve Resûlünü inkâr ettiler.” 3

Bundan böyle Peygamber Efendimiz (asm) hiçbir münafığın namazını kılmadı. Gömleğinin de İbn-i Selül’e fayda vermediğini bildirdi.

Bütün bu hadiselerden şu dersleri çıkarabiliriz:

1- Eften püften şeyler için Müslüman’ı münafık ilân etmeyelim.

2- Münafıklık bile yapmış olsa Müslüman’a duâ edelim, mağfiret dileyelim.

3- Biz kulluğumuzu yapalım. Yargıçlık işini Allah’a bırakalım.

4- Biz bağışladığımızda bizim de bağışlanacağımızı unutmayalım.

5- Bir münafığa bile mağfiret dileyen Resulullah (asm), size hiç kıyamaz. Resulullah’ı (asm) ve sünnetini sevelim.

Dipnotlar:

1- Tevbe Sûresi: 42. 2- Tevbe Sûresi: 80. 3- Tevbe Suresi: 84.

Okunma Sayısı: 1564
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ahmet Necdet Hocaoğlu

    16.9.2020 17:32:41

    İki gündür devameden yazınızdan çok etkilendik.Gerçek bir müslümanın davranış tarzını gösteriyor.Allah razı olsun.Çalışmalarının devamını diliyorum.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı