"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yoktan yaratma ilk maddeye mi mahsustur?

Süleyman KÖSMENE
26 Mart 2019, Salı 00:30
Acil Faber rumuzlu okuyucumuz: “Her bir bitki ve hayvan türünün ilk atası ve insanlığın atası olan Âdem aleyhisselam yoktan mı yaratılmıştır? Yoksa elementlerin vs. bir araya getirilmesiyle oluşturulan bir terkip midir? Eğer terkipse, bu anlamda bigbangle başlayan ve ilk madde olup sürekli dönüşen esir maddesini düşündüğümüzde, ilk madde haricinde mutlak manada yoktan yaratmadan söz edemez miyiz?”

YARATILIŞI ANLATAN KELİMELER    

Bediüzzaman yaratılışı iki ana mefhumda açıklıyor:

1-İhtira ve ibda’ 2-İnşa, terkip ve san’at

İhtira’ ve ibda, hiçten ve yoktan yaratmayı ifade ediyor. Cenab-ı Hak dilerse yarattığı her şeyi, ister ilk madde, ister son madde olsun, hiçten ve yoktan yaratır.1

İhtira’, daha önce hiç olmayan bir şeyi ilk olarak, yeni ve benzeri olmadan icad etmek demektir. İbda’ ise bir şeyin aletsiz, edevatsız, araçsız, gereçsiz, maddesiz, zamansız, mekânsız, örneksiz, benzersiz, misilsiz, numunesiz yaratılması demektir ki, sadece Allah’a ait bir tasarrufu ifade ediyor.

Risale-i Nur’da hilkat mucizesi anlatılırken başvurulan “ibda’, bedi’, ihdâs, ihtirâ, icâd, sun’, halk ve tekvin” kelimeleri birbirini açıklar mahiyette kullanılmıştır.

Fransız kimyacısı A. L. de Lavoisier’in 1750’li yıllarda ifade ettiği, “Hiçbir şey yoktan var olmaz ve var olan hiçbir şey vardan yok olmaz” düşüncesi Allah’ın tasarrufunu ifade etmekten uzaktır. Ancak Allah’ın tasarrufu dışında bu düşünceyi savunabiliriz. Zaten Lavoisier de bu tespitini ifade ederken “Allah’tan başka” demiştir.

YARATILIŞ BİR İHTİŞAMDIR

Hilkat kavramlarından ikincisi “inşa’, terkip ve san’at”tır. Bu kelimeler, terkip ederek yapma, unsurlarını bir araya getirerek yaratma, eşyayı mevcut varlıklardan toplayarak meydana getirme, dağılan ceset hücrelerini ve çürüyen kemikleri toplayarak yeniden vücut verme2 demektir.

Allah dilerse eşyayı inşa’, terkip ve sanat ile yaratır. Yani yeni mevcudu önceden yarattığı mevcut unsurlardan toplayarak yaratır.

Aslında burada Allah yine ilk ve numunesiz yaratmayı gerçekleştiriyor. Yani yarattığı şeyi mevcut eşyadan toplama –haşa- bir zafiyet değil; -tabir caizse- bir kudret, hilkat ve sanat şovudur.

Çünkü Allah’ın unsurlardan toplayarak yaratması bizim odundan sunta, suntadan mobilya üretmemiz gibi değil, tam bir yaratmadır. Mesela toprakta var olan elementleri toplayarak meyve yarattığını ele alalım: Meyvenin şekli, rengi, güzelliği, tadı, kokusu, faydası, besin değeri, rızık değeri, şifa değeri bu elementlerde yoktur. Bunlar yoktan yaratılmıştır. Aynı elementin bir farklı bileşeni zehir olabilirken, tek bir zerre farkıyla besin maddesi kılınması ancak tam bir yaratma ile mümkündür.

Bediüzzaman inşa’ın bir sanat şovu olduğunu şöyle ifade ediyor: “Mâlikü’l-Mülk-i Zülcelâl, küçük-büyük, cüz’î-küllî herşeyi birer model hükmünde inşa ederek, yüzler tarzda taze taze nakışlarla münakkaş mensucat-ı san’atını onlara giydirir, cilve-i esmâsını, mu’cizât-ı kudretini izhar eder.”3

İNSAN YARATMAKTAN ÂCİZDİR  

Bu çerçevede denebilir ki, Cenab-ı Allah her canlıyı bir ilk atadan yaratmıştır. Ama hem o ilk ata, hem de her bir fert yoktan yaratılmıştır. Her bir ferdin vücudunu teşkil eden elementlerin tabiattan alınması onun yoktan yaratıldığına halel vermez. Mesela suyun iki hidrojen bir oksijenin terkibiyle yaratıldığını Kimya bilimi biliyor. Hidrojen ve oksijen maddeleri bol miktarda tabiatta mevcuttur. Fakat hiçbir kimyacının iki hidrojen bir oksijen elementini bir araya getirip su yaptığı görülmemiştir. İnsan bundan acizdir. Bu gazların bir yanıcı, diğeri yakıcıdır. Aklen bir araya gelmesi imkânsızdır. İnsan gücüyle de imkânsızdır. Ama Yaratıcı güçle bu mümkün oluyor ve su hayata hayat katacak kadar önem arz ediyor.

Dolayısıyla hem esir maddesi, hem de tüm maddeler yoktan yaratılmıştır diyebiliriz. Terkip olması yoktan yaratma gerçeğini ihlal etmez. Çünkü bu terkiplerin hemen hiçbirisi beşeri güçle yapılabilen terkipler değildirler. Hepsi de bir öncekine bağlı olmakla beraber, bir öncekinden bağımsız, müstakil, benzersiz ve fert olarak yoktan yaratılmıştı.

Dipnotlar:

1 -Lem’alar, s. 196 2- Sözler, s. 105 3- Mektubat, s. 227

Okunma Sayısı: 1660
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı