"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Narsist aynalar

Yasemin YAŞAR
27 Temmuz 2019, Cumartesi
Mitolojide “Narcissus” veya “Narsis” adında bir kahramanın hazin ve üzücü bir öyküsü vardır.

Bizim bildiğimiz nergis çiçeği, adını bu mitolojik kahramandan alır. “Nergis” güzellik demektir. Fakat öyle bir güzelliktir ki, kendine zarar veren, kendini bitiren bir güzellik.

Narcissus, kendine aşık olanlara karşılık vermeyen, “Echo” adlı güzel bir peri kızıyla karşılaşır. Echo, Narcissusa aşık olur. Fakat Narcissus peri kızının aşkına karşılık vermez. Buna çok üzülen Echo kahrından ölür.

Olympos tanrıları Narcissus’a çok kızar ve onu cezalandırırlar. Verdikleri ceza; “Başka birini sevmeyenin, kendini sevmesi” cezasıdır.

Narcissus bir gün bir nehrin kenarına gelir ve su içmek için eğildiğinde, suya yansıyan kendi yüzünü görür ve kendine aşık olur. Bütün ömrü suya yansıyan ve adeta büyülendiği kendi yüzünü seyretmekle geçer.

İşte bugün psikolojide “narsizm” diye adlandırılan sadece kendine aşık, bütün kâinatın kendi enesi etrafında döndüğünü düşünen insanların içine düştüğü psikolojik hastalığın mitolojik kökeni budur. Bu mitolojik öykünün cisimleşmiş şekli de Nergis çiçeğidir.

“Mükemmellik” iddiasında olan insanlar tıpkı Yunan Mitolojisi’nin bu öyküsünde geçen Narcissus gibi sonunda kendini tüketen ve kendinden başka kimseyi sevmeyen narsist bir kişiliğe bürünebilir. “Mükemmel” olma iddiasının, insanı nasıl tükettiğinin hazin bir öyküsüdür.

Aslında bir mitolojik öyküdür. Üstelik Yunan Mitolojisinin bir öyküsüdür. Lâkin, Doğu mitolojilerinde, tasavvufta, ariflerin divanlarında, halk öykülerinde de buna benzer anlatımların, temaların çokça işlendiği görülür. Yani başkasını sevmeyen kendine sevdalı kişiliklerin tükenişleri, kendine aşık tiplerin nasıl çevresindeki insanları sömürdükleri ve nasıl tutkuların kölesi olduklarını anlatan onlarca hikâye, öykü bulunmaktadır. Neticede hak ve hakikat nerede olsa aynıdır. Sadece bazı kılıflar, bazı elbiseler giymiştir.

Narcissus’un baktığı su ayna görevi görür. Ancak aynadaki yansımasını tanımayacak kadar kendine yabancılaşmış olması ilginçtir. İnsan da zaman zaman kendi gerçekliğine kör durumlara girmektedir. Ona tutulan riyakâr aynalarla, kendini unutan sanemleşen, firavunlaşan ve sanemleştiği ölçüde onu kutsayanların kölesi haline gelen insanlar yok mudur?

Narcissus’un kendi gerçekliğini ancak aynada yansıyan görüntüsünden öğrenmesi dikkate değerdir. Cemiyet içerisinde de Narcissus gibi narsizm hastalığına tutulmuş yapılar, sizinle değil, sizde gördüğü ile ilgilenir. Sizin varlığınızın anlamı onun için sadece sizin gözlerinizde kendisini görmeye yarayan bir ayna olmaktan öte geçmez. Narsist sürekli yeni aynalar bulma peşindedir. Yani ona mükemmelliğini hissettirecek aynalar. 

Ona, bunu hissettirmeyenlerden hemen uzaklaşır. İletişimi keser. İnsan kendi gerçekliğini aynada bulmaya çalışmaz, kafasındaki kendi gerçeğini ona gösteren yalancı aynalar peşinde koşar. Ne garip bir yanılmışlıktır.

Mevlânâ’nın Mesnevîsinde geçen bir hikâye şöyledir. Adamın biri yolda yürürken bir ayna bulur. Aynaya bakan adam ne kadar çirkin olduğu gerçeğiyle karşı karşıyadır. Asıl gerçeği ile karşılaşmaktan rahatsızlık duyan bu çirkin adam aynayı fırlatır atar. Ve kendi kendine şöyle der. “Boşuna değil sahibin de seni atmış, terk etmiş.”. Narsistçe düşüncelerin bir sonucu olarak bütün kusuru aynaya atıvermiştir.

Hasılı, derinlerdeki boşluğu başkalarının beğenisiyle tatmin etmeye çalışmak kendi gerçeğinden uzaklaşmayı netice verecek ve sürekli sizi pohpohlayan, riyakâr aynalar aramaya sevk edecektir. Bu yüzden narsistleşmemek için evet aynaya ihtiyaç vardır, fakat sizi doğru yansıtan, sizi gerçekten seven ve iyisin iyisin diyerek sizi Cehenneme atan değil, gerekirse acı söyleyip, ama Cehennemden kurtaran aynalara ihtiyaç vardır. 

Okunma Sayısı: 3338
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • A. AYDIN

    27.7.2019 18:58:09

    Güzel bir psikanaliz.

  • Abdullah

    27.7.2019 11:45:31

    İnsan fitri olarak kendisini seviyor ve beğeniyor.Kendisinin beğenilmesini de istiyor ve hoşlanıyor.Bu fıtri bir hal dır." Evet,insan evvela nefsini sever,"Ey nefis ! Sen muhabbetini kendi nefsine sarf ediyorsun.Sen kendi nefsini kendine mabud ve mahbub yapıyorsun.Her şeyi nefsine feda ediyırsun.Adeta bir nevi rububiyet veriyorsun." ila ahir... bu satırlar,insanın ne derece nefsine medtun olduğınu açıkça gösteriyor.Şimdi bu beğenilmek,sevilmek hissini,meylini,içimizden nasıl söküp atacağız."Üstat ben kendimi beğenmiyorum,beni beğenenleri de beğenmıyorum"diyor,demesine ama bu merhaleye,bu halet-i ruhiyeye nasıl ulaşmış,nasıl bir cehd ve fedakarlıkla nail olumuş?Bunu bilmek lazım. Formülleri Risalelerde serpiştirilmiştir.Bir de Üstadın hayatına,yaşantısına bakmak gerekiyor.Yani kısaca kendimizi beğenilme hissinden kurtarmanın çaresi Risale-i Nur'dadır.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı