"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Aşkolsun!

Zeynep ÇAKIR
07 Mart 2024, Perşembe
Huzur Sokağı'nın dindar, imanlı genci, bir gün mütevazı evinin penceresinden sokağa şöyle bir bakarken, karşı binadaki apartmanın camından siyah saçlı, yeşil gözlü bir kıza gözü takılır.

Bir anlık görüşün ismi aşktır, ama biçare genç, amansız bir nefis muhasebesiyle, bir yandan yaşadığı durumu adlandırmaya çalışırken, öte yandan günaha girmeden, yanlışlara düşmeden evliliğe giden yolu açmak çabasına düşer.

İşler öyle gelişmez tabii! Feyza, bu dindar gence kendini beğendirmek için yalana tevessül ederek, aslında kendinin de dindar olduğunu ama ailesinden ötürü inancı doğrultusunda yaşayamadığını duyurur, gence ümit verir. Lakin yalanı kısa süre içinde ortaya çıkınca, Bilâl'de büyük bir hayal kırıklığı olur ve sonuçta her ikisinin de kendi düşüncelerine uygun evlilikler yaptıkları ayrılmalara dönüşür.

İki ciltlik roman içinde sizli bizli belki iki kez konuşma vardır iki genç arasında. Ama bu güçlü aşkın tesiri romanın bütün sayfalarında okuyucuya geçer.

Aşk illetine tutulmuş olmak, günah deryasına düşmenin mazereti olmadığı gibi, her iki taraf da buna ne tenezzül, ne de tevessül edecek bir zafiyet göstermezler.

Yıllar sonra bir manifatura dükkânında bu kez tesettürlü bir Feyza'yı gören Bilâl'in, "Feyza Hanım" hitabına bile karşılık vermeden alelacele dükkândan kaçarcasına çıkan Feyza'nın gerekçesi, evli bir adama ümit verme korkusudur.

Hâlbuki Bilâl'in eşi vefat etmiş, kendisi eşinden ayrılmıştır. Bilmiyordur ve eski bir yarayı kanatmak, haramlara kapı açacak o ilgiden kaçınmayı tercih etmiştir. O bir kaç saniyelik tesadüf anında heyecanın, kalp çarpıntısının bedenini esir aldığı bir halette, duygularının esiri olmamayı seçmiştir.

Bu haliyle bile bir hidayet romanının aşk teması üzerine bina edilmesi, İslamî çevrelerce çok tenkit almış, lâkin gençlik sarhoşluğuyla aşka düşen birçok gence de sevdalıyken iffeti korumanın mümkün olabileceğini ders vermiştir.

Böyle bir mesaj kaygısı olmayan Çalıkuşu romanında ise Feride'nin saf ve masum aşkının takipçisi olarak Zeynilerde ve Anadolu şehirlerinde dolaşırız yıllar boyu.

Çapkın bir sevgiliden kaçış, ama yine de ona sadık kalışın öyküsüyle... Nice sevdalar vardır söylenmemiş sözlerle kavilleşilen, yüz yüze görüşme olmasa da bir mektubun ucu yakılarak ilân edilen, bir mendil düşürülerek gönlüm sana düştü denilen, türkülerle, manilerle dünyaya ilan edilen... Ama hepsi de masumdur, mazurdur, kabul edilir. Asıl olan bunlara fırsat verilmeden İslamî ölçülerde olandır tabii. Lâkin aşk, sevda bir vakıadır, yok saymakla yeryüzünden kalkacak değildir. Fakat aşkolsun, helal olsun, ne kadar masum, saygı duyulan bir mesafe ve titizlikle kendilerini koruyarak dedirtmesi lâzımdır en azından. Zaten amaç, helaline ulaşmaktır.

Böyle olan elbette saygıya layık. Onların çığlıkları da kâh bir romanda, bir filmde, bir türküde, şarkıda, bir köyde, kasabada, kulaktan kulağa anlatımlarla dillere destandır.

Peki, bugün aşk dedikleri nedir, nasıl gösterilir? Maalesef pespaye ve bu masumiyetin çok uzağında. Üvey kızıyla evlenen adam 'Biz âşık olduk' der mesela bir filmde. Âşık olmak onların rezaletine bir mazeret, toplumun onayına bir referanstır, peh peh! Adam karısını aldatır, çeker gider 'Ben âşık oldum' der. Kadın adamın şiddetinden bezer, ilk yüzüne gülene kapılır 'Ben âşık oldum' der. Kardeş, ablasının sevdiğini elinden alır, ben âşık oldum der. Âşık olmak, hasta olmak, elinde olmamak her türlü ahlâksızlığı yapmak için yerlere düşürülmüş bir olgudur ve maalesef o kadar çok bu konuda vurgular vardır ki, zina denilen şeyin bu ciğersizlerce tevili aşktır. Aşkı kirletmek, pis nefsinin ayıbını meşru göstermeye teşnedir. Böylesi bir aşk tabirinden hedefe ulaşmak için her yol mubahtır diyen Makyavel bile yaka silker. Baksalar mezarında ters bile dönmüştür işte o kadar.

Hâsılı âşık olanın helaline ulaşması, kavuşması için herkes seferber olsun, ama ensest, çarpık, sapkın, ahlâksız meyillere, fuhşiyata, zinaya, terbiyesizliğe, edepsizliğe ve bunları savunan bütün densizliklere veyl olsun, yazıklar olsun. Her türlü rezaleti normalleştiren ifsat komitelerine aşkolsun ki hedeflerine ulaşıyorlar sinsice. "Böyle aşk olmaz olsun" diyen basiret ehline ve ahir zaman fitnelerinden kendini sakınanlara gerçekten aşk olsun, helal olsun!

Okunma Sayısı: 1407
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Zeliha

    7.3.2024 20:38:12

    Ah ki ah....ne Bilal i böyle bildik ne Feyza yı. Şimdi nefisler öyle pespaye ki senaryoyu bile değiştiriyorlar. Gerçek aşka götüren mecazi aşkı bile kaybettirdiler . Ama tespit edilmesi bile güzel ki geriden gelen nesil bilsin bu rezillikleri. Allah razı olsun.

  • ahmet

    7.3.2024 10:26:42

    Allah razı olsun ablacığım çok güzel bir yazı olmuş, Yaşanan bunca toplumsal fecaatten sonra üstüne bir de dini ve dindarları anlatan dizilerin zehir kustuğu bir ortamda bu gerçekler insanın içi ne kadar da acıtıyor. Ayrıca yazılarınızı daha sık görmek isteriz. Selam ve dua ile.

  • Müjdat Bayar

    7.3.2024 08:58:33

    Aşk bir demir leblebidir, çiğneyebilene aşk olsun, demişler. Âhir zamanda ayağa düştü aşk da. Yazınız çok güzeldi. Rabb'im iki cihan saadeti versin.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı