Sırr-ı meşveret, sırf maslahat için, garazsız olarak, meşveretin hakkını edâ etmek için davranmayı icab eder.
Şirket-i maneviye, meşveretin sırr-ı aziminden husule gelir. Bediüzzaman da “Heyetinizdeki Risale-i Nur’un şahs-ı manevîsini konuşturmak ve reyini almak için meşveret ediniz.”1 tavsiyesini yapar. Sırr-ı meşveretin bir tezahürü olarak arzetmeye çalıştığımız fikirler, Nur talebelerinin vaz geçemeyeceği prensiplerdir. Nur talebeleri mülâyimane meşveret etseler ve onları kusurlu bulanlar da kusurlu olan kardeşlerimizi mülâyimane ikaz nev’inde müsamaha ile şefkatkâr olsalar, çok hayırlı ve münasip olur. Hem her insanın meşrebi bir olmadığından, müsâmaha ile mukábele daha eslemdir.
Bediüzzaman meşverette ısrar ediyor
Bediüzzaman “Siz meşveret ediniz, nasıl münasip ise yaparsınız.”2 Ve “siz meşveretle ne lâzımsa yaparsınız. Fakat ihtiyatla, telaşsız, velveleye vermemek lâzım.”3diyor. Pekala, bu tavsiyelere uyabiliyor muyuz? Zübeyir ağabey “Harfi harfine kitabî ol!” derken bütün efalimizin Risale-i Nur’dan olmasını istiyordu. Bu ikaz ve tavsiyelere sadâkatla bağlı kalmak elzem görünüyor.
Bediüzzaman “Siz, mabeyninizde münakaşasız bir meşveret ediniz. Kararınızı kabul ederim.”4 “Risale-i Nur dairesindeki şakirtler, istişare suretinde, tab etmek gibi çok ehemmiyetli işleri görmeye başlamalarıdır.”5 “Medar-ı niza bir mesele varsa meşveret ediniz. Çok sıkı tutmayınız; herkes bir meşrepte olmaz. Müsâmahayla birbirine bakmak şimdi elzemdir.”6 “Ben dünyaya bakmıyorum. Heyetinizdeki Risale-i Nur’un şahs-ı manevisini konuşturmak ve reyini almak için meşveret ediniz. Çelik gibi metin Isparta mübarek ve kahraman kardeşleriniz ile mümkün oldukça müdâvele-i efkâr ediniz.”7 tavsiyeleri ile meşveretin sırrına dair prensipleri gösteriyor.
Bediüzzaman, talebelerinin meşveretle yaptığı hizmetlerine itimadını da şöyle izah ediyor: “Benim bedelime Ankara’ya giden Seyyid Sâlih’e meşveretinizi beyan edersiniz ve münsip olan cevabı verirsiniz. Size havale ediyorum. Zaten Medresetüzzehra erkânıyla üniversitenin Nurcularına her şeyimi havale etmişim. Onlar ne yapsa razıyım.”8
Bediüzzaman, sırr-ı meşveretin hakikatlerine sadâkatle bağlı kalmamızı da söylüyor: “Sakın! Dikkat ediniz, ihtilâf-ı meşrebinizden ve zaif damarlarınızdan ve derd-i maişet zaruretinizden ehl-i dalâlet istifade edip, birbirinizi tenkit ettirmeye meydan vermeyiniz. Meşveret-i şer’iyeyle reylerinizi teşettütten muhafaza ediniz. İhlâs Risalesi’nin düsturlarını her vakit göz önünüzde bulundurunuz. Yoksa, az bir ihtilâf bu vakitte Risale-i Nur’a büyük bir zarar verebilir.”9 Şu tavsiye ve ikazlara da çok dikkat etmek gerekir: ”Yirmibirinci Lem’a-yı İhlâs’ta ispat ve tafsil edildiği gibi; Nur şakirdleri birbirlerini tenkid etmemek ve itiraz etmemek, kusuru varsa da lütufkâr bir tarzda hatıra getirmek ve mümkün olduğu kadar birbirine tam tesanüd ve ittifak ve kusura bakmamak[…] değil evhamla, şübhelerle ittiham etmek, belki gözü ile de kabahatını görse ve kendine karşı da adavetini bulsa, yine onun aleyhine itiraz etmemek, yalnız bir nev’ meşveretle birbirini kusurdan muhafazaya çalışmak gerektir. Yoksa perde altında fırsat bekleyen münafıklar ve siyasî dinsizler ve bid’akâr cereyanlar az bir gevşeklik mabeyninizde bulsa, parmaklarını sokabilirler. Sizin tesânüdünüzü kırıp, ehemmiyetli zarar verebilirler. Çünkü en büyük kuvvetimiz tesânüd ve sebat ve sadakattır.”10 Burada da “yalnız bir nev’ meşveretle birbirini kusurdan muhafazaya çalışmak” cümlesi hepimize yol göstermektedir.
Dipnotlar:
1- Şualar, 13.Şua, Denizli Hapsi mektupları
2- Emirdağ Lâhikası-I Mektupları
3- Emirdağ Lâhikası-I, s. 9.
4- Şualar, s. 527.
5- Kastamonu Lâhikası, s. 174.
6- Kastamonu Lâhikası, s. 336.
7- Şualar, 13.Şua, Denizli Hapis Mektupları
8- Emirdağ Lâhikası-2 Mektupları
9- Kastamonu Lâhikası, s. 340.
10- Emirdağ Lâhikası-II Mektupları