"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Risale-i Nur’un neşredildiği Barla

Halil ELİTOK
07 Eylül 2026, Pazartesi
Bir asır önce Isparta’mızı şereflendiren Üstad Bediüzzaman Said Nursî’nin Isparta-Barla’ya gönderilişinin yüzüncü yılı etkinliği hayırlı uğurlu olsun.

Türkiye’nin herc ü merc olduğu bir ortamda 1925 yılında Şeyh Said İsyanı, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da merkezi yönetime karşı çıkarılan cumhuriyet döneminin ilk büyük ayaklanmasıdır. Bu isyana Bediüzzaman da dahil edilmek istenmiştir. Fakat Bediüzzaman, bu talebi redderek: “Türk milleti asırlardan beri İslâmiyetin bayraktarlığını yapmıştır... Böyle bir milletin torunlarına kılıç çekilmez. Kardeşi kardeşle çarpıştıramayız, bu şer’an caiz değildir”1 sözleriyle karşı çıkmıştır.

Nitekim Üstad Bediüzzaman, Şeyh Said isyanından önce de kendine yapılan bu tarz teklifleri geri çevirmiş ve onları bu konuda ikaz etmeyi kendine de vazife saymıştır.

“Harb-i Umumîden biraz evvel, ben Van’da iken, bazı dindar ve müttakî zatlar yanıma geldiler. Dediler ki: ‘Bazı kumandanlarda dinsizlik oluyor. Gel, bize iştirak et. Biz bu reislere isyan edeceğiz.’ 

“Ben de dedim: ‘O fenalıklar ve o dinsizlikler, o gibi kumandanlara mahsustur. Ordu onunla mes’ul olmaz. Bu Osmanlı ordusunda belki yüzbin evliya var. Ben bu orduya karşı kılıç çekmem ve size iştirak etmem.”2

Bediüzzaman, başta Şeyh Said isyanı olmak üzere, her türlü isyan hareketlerinin karşısında olmuş; isyancıların teşebbüslerinden vazgeçmesi, halkın onlara itibar etmemesi için çok büyük gayretler sarfetmiştir. Onun, kendisinden destek isteyen Şeyh Said’e verdiği cevap çok çarpıcı ve ibretlidir.

Yine Bediüzzaman Osmanlı Devleti’ne karşı isyan etmek isteyen bazı Kürt aşiret reislerine hitaben şöyle diyordu:

“Altı yüz seneden beri tevhid bayrağını umum âleme karşı yücelten ve millî âdetlerini terk ederek ihtiyarlanan bizim şanlı Türk pederlerimize, kuvvet ve cesaretimizi hediye edelim. Ona bedel, onların akıl ve ma’rifetinden istifade edeceğiz ve asaletimizi de göstereceğiz. Elhâsıl, Türkler bizim aklımız, biz onların kuvveti; hep beraber bir iyi insan oluruz. Dik başlılık etmeyeceğiz ve kendi başına hareket yapmayacağız. Bu azmimizle başka milletlere ibret dersi vereceğiz. İyi evlâd böyle olur... İttifakta kuvvet var, ittihâdda hayat var, uhuvvette saadet var, hükümete itaatte selâmet var. İttihâdın sağlam ipine ve muhabbet şeridine sarılmak zaruridir.”3

Bütün bu isyana karşı çıkmasına rağmen kaderin bir cilvesidir ki, 1926 yılının Temmuz ayında Burdur iline nefyediliyor oradan da 1927 yılının Şubat ayında da Isparta-Barla’ya nefy ediliyor.

Isparta-Barla’ya gelişinin hayırlı olmasını diliyor. İyi ki geldin Ey Üstadım! diyorum.  

Dipnotlar:

1- Tarihçe-i Hayat, Barla Hayatı, s. 164.

2- Şualar, 14. Şua, 3.esas, s. 391.

3- Eski Said Dönemi Eserleri, Nutuk, s. 99-100. 

Okunma Sayısı: 190
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı