"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kâinatın muazzam çarkı: Günler, mevsimler ve yıllar

Mustafa KERTMEN
07 Eylül 2026, Pazartesi
“Arz, meczup bir Mevlevî gibi iki hareketiyle günlerin, senelerin, mevsimlerin husulüne medar olan bir daireyi, haşr-i a’zamın meydanı etrafında çiziyor.

Ve zîhayatın yüz bin envâını bütün erzak ve levazımatlarıyla içine alıp feza denizinde kemâl-i muvazene ve nizamla gezdiren ve güneş etrafında seyahat eden muhteşem ve musahhar bir sefine-i Rabbâniyedir.”

(Asâ-yı Mûsâ, s. 131)

Sabahın ilk ışıkları ufukta belirmeden hemen önce kâinat sessizce uyanır. Doğunun sınırındaki kızıllık yeni bir günün müjdesidir. Kuşlar ve tüm mahlukat yeryüzünü muazzam bir zikir meclisine çevirirken, Güneş’in doğuşuyla herkes rızkının peşine düşer. Çok geçmeden araç sesleri duyulur; insanlar yollara dökülür. İkindi bitip akşam çöktüğünde kızıllık yerini karanlığa bırakır. Geceyi ağustos böceklerinin zikirleri doldurur ve ışıklar birer birer sönerek derin bir sükûnete gömülür.

Dünyanın bir tarafında gün tamamlanırken diğer tarafında henüz ağarmaktadır. Günlerin bu kesintisiz takibiyle 365 gün 6 saatlik hassas bir sürenin sonunda bir sene doğar. “Sene” iki heceli sade bir kelimedir; fakat oluşması için koca bir devir gerekir.

Mavi yerküre bir meczup Mevlevi gibi görevine âşıktır. Kendinden geçmiş bir cezbe haliyle dönüp durur; ne bir an ileri gider ne de geri kalır. 24 saatlik gün, aydınlık ile karanlığın mükemmel birleşimidir. Dünyanın kendi ekseni ve Güneş çevresindeki hassas hareketiyle günler ve mevsimler meydana gelir. Her mevsimde o döneme mahsus rızıklar rahmet hazinesinden sunulur. Kâinat, tek bir aksama olmadan çalışan koca bir fabrikadır.

Peki, bu lezzetli meyveler kimin içindir? Basit(!) bir elmanın yaratılması için dahi koca kâinatın seferber olması gerekir. Yerkürenin ekseni tam 23 derece 26 dakikalık o hassas eğikliğe sahip olmalıdır ki mevsimler oluşsun, rızıklar sırayla yeryüzü soframıza dizilsin. Güneş’e olan mesafe ve uzaydaki konum da ne hayatı donduracak kadar uzak ne de kavuracak kadar yakındır.

Bu mükemmel düzeni Kâinatın Hâlıkı’ndan başka kim tesis edebilir? Nitekim Âyetü’l-Kübrâ’daki hakikat seyyahı da yeryüzünün bu intizamına bakarak Yaratıcısını arzdan sormakta, varlığın delillerini bu döngüde bulmaktadır. Dünya feza denizinde akıp giderken, çizdiği bu muazzam daire ile yalnızca bir seneyi değil, vakti geldiğinde kurulacak büyük haşr-i a’zam meydanının da sınırlarını İlâhî bir takdirle adımlamaktadır.

Okunma Sayısı: 198
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı