"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sosyal tabakaları birleştiren köprü: Zekat

Abdurrahman AYDIN
07 Mayıs 2020, Perşembe
Orucu Müslümanların çoğu tutar; zekâtı ise kaliteli olanlar verir.

Zaten onlar zengin olmak için değil, zekât verebilmek için çalışır.1 Onlar için servet gaye değil, vasıtadır. Allah’ı ve ebedî hayatı unutturan bir servet ancak felâkettir.

SUAL: Her sene malımızın 1/40’ını zekât olarak verirsek, kara gün için sakladığımız sermaye tükenmez mi?

Asla! Belki o kara gün engellenir2 ve o mal da bereketlenir. Parayı faizin arttıracağı, zekâtın ise eksilteceği zannedilir. Oysa gerçek tam tersidir. Nass-ı âyetle: “Allah, faizin arttırdığı malı imha edecektir. Zekâtı verilen malı ise kat kat ziyadeleştirecektir.”3 Zekât verildiğinde onun yerini dolduracağını Kerîm-i Zülcelâl kesin olarak va’detmiştir.4 Zaten zekâtın bir anlamı da ziyadeleşmektir.

Biz bu dünyaya çıplak olarak gelmedik mi? Giderken de yine çıplak olarak gitmeyecek miyiz? Şu geçici dünyada sahip olduğumuz, sağlıktan servete kadar her şey Allah’ımızın vergisi değil mi? Hepsi için de şükür gerekmez mi? O halde bedenin şükrü bedenle, malın şükrü de tespihle değil, malla ifa edilecektir. Şükredilen bir nimet ise elbette ziyadeleşecektir.5 Hem de Bâkî-i Hakîki yolunda sarf edilen her şey gibi o mal da ebedîleşecektir.

Zekâtın diğer bir anlamı da temizliktir. Zekât verildiğinde hem o mal, kendi içindeki fukara hakkından, hem de vicdan bencillik ve hırstan temizlenir.6

Zekâtla, alt ve üst tabaka arasında hep var olan kin ve haset ile tahkir ve zulmün iki kökünden biri kurutulur. (Haşiye) Ekonomik sınıflar arasında hürmet ve itaat ile merhamet ve ihsan köprüleri kurulur. Sosyal hayat zekâtla huzur bulur. Namaz dini, zekât da asayişi korur.7

Egoizmin karanlık zindanından kurtulamayan, bencilliğin duvarlarını aşıp toplumla kucaklaşamayan bir insan ise yalnızlığa mahkûmdur. O asla mutlu olamaz!

Nifak ve infak aynı kökten gelir. Kalbin içindeki nifak, infakta kendini gösterir.8 Cimrilik yapıp zekâtını vermeyen, Allah’ı para kadar sevmiyor demektir!

Dâfi-i beliyyat olan zekât verilmediğinde, en az o miktarda mal ya bir musîbet veya israf yoluyla, ama bir şekilde elden çıkacak ve vebali sahibinin boynunda kalacaktır.9 Kıyamet gününde ise o mal kızartılarak onun boynuna dolanacaktır.10

ZEKÂT NASIL HESAPLANIR?

Memur gibi aylık geçiniyorsak aylık, yıllık periyotla geçiniyorsak yıllık geçim masraflarımızı ve varsa önümüzdeki on iki ay içinde ödenmesi gereken –eşimizin değil, kendimizin– vadeli borçlarını düştükten sonra,11 elimizde biriktirdiğimiz kendimize ait malî değerlerin (altın, döviz, çek, hisse senedi, alacak vs.) 80.18 gr altın değerine yani nisaba ulaştığı günü, kamerî tarih itibariyle kaydederiz.

Bir kamerî yıl geçip aynı güne bir gün kala, elimizdeki birikmiş malî değerleri kontrol ederiz. O gün itibariyle hâlâ nisaba sahipsek, bizim zenginliğimiz istikrarlı bir zenginlik sayılacağından “o kamerî gün itibariyle elimizde birikenlerin” 1/40’ını ayırır ve zekât olarak zarflarız yahut miktarını yazarız.

Bu zarftan, zekâtın verilebileceği yerlerle yardım etmemiz gereken fakirler karşımıza çıktıkça, zekât olduğunu belirtme gereği duymadan bir hediye gibi, para, gıda veya eşya olarak verebiliriz.12 Zira malî ibadetlerde kıymet esastır. Yalnız geciktirdiğimiz zekât ödemelerimizde enflasyondan kaynaklanacak değer kaybını ilâve etmemiz gerekir.

Kaydettiğimiz ilk tarihten sonra yıl içinde iflâs da etsek, milyarder de olsak bu iniş çıkışlara itibar etmeyiz. Bize düşen, zekât tarihimiz geldiği gün hesabı yapmaktır. O günden iki gün önce biriktirdiğimiz para ile örneğin bir otomobil satın alsak ve iki gün sonra zekât tarihimiz geldiğinde elimizde nisab miktarı mal kalmasa, zekât mükellefi olmaktan çıkarız. Yeniden zekât mükellefi olmak için tekrar nisaba ulaşacağımız günü bekler ve ulaşabilirsek milâdı ve bütün sistemi yeniden başlatırız.

VERİRKEN ZEKÂT OLDUĞUNU SÖYLEMEK EVLÂDIR

Çünkü:

1.Farzların izharında riya olmaz.13 Bilâkis, farzların çok terke uğradığı bu zamanda aşikâre yapılması, gizlenmesinden çok daha evlâdır. Zira izhar, farzları unutmamaları için diğer insanlara lisan-ı hal ile yapılan etkili bir ihtar ve irşattır.

2. Zaten fakirin hakkı olan bir malı ona verirken, kendimizin tevzîat memuru olduğunu gizlemek ve kendi malımızdan hediye veriyor ve ihsan ediyor gibi görünerek riya ve şöhrete düşmek elbette ihlâstan uzaktır. “Bu zekâttır” diye vermek ise bizi böyle bir riyadan kurtarır.

3. Hem de bîçare fakiri minnet altında kalmaktan ve ezilmekten kurtarır. O da bize değil, önce bu zekâtı farz kılan Allah’a şükreder. Nimetin O’ndan geldiğinin bilinci içinde bize edeceği duâ, daha hâlis ve makbul olur.14

O yüzden zekât dışında kalan ve farz olmayan diğer sadâkalarda dahî –bunların hepsi ‘zekâtın kabîlesi ve mükemmili’ olduğuna nazaran– mecâzen “zekâttır” diye o nam ile vermek daha sevaptır. Müslümanların birbirlerine yardımlarının “Zekât Köprüsü” üzerinden yapılmasında ekstra faydalar vardır.

HAŞİYE: Diğer kök ise: “Sen çalış, ben yiyeyim” anlayışının doğurduğu faizdir. Eğer serveti zalimlerin elinde toplayan “Şu ribâ taşını altından çeksek, şu zalim medeniyet kasrı çökecek” ve beşere barış ve huzur gelecektir. (bk. Rumuz) Zira âlemdeki bütün isyan ve zulümlerin kaynağı, emeğin sermaye ile mücadelesidir. Bunun yegâne sulh çaresi, vücûb-u zekât ve hurmet-i ribâdır. Batı medeniyeti bu iki çareye kulak vermez ve Şeriat-ı Garraya iltica etmezse, maîşetteki müthiş müsâvatsızlık sebebiyle zir-ü zeber olacaktır. (bk. Muhâkemat, 1. Makale, 9. Mukaddime) Ve bu harîs, hodgam ve zalim ikinci kelime “beşerin terakkiyatını herc-ü merc ateşine atmak üzeredir.” (Sünûhat, İşârat, İfade)

Dipnotlar: 

1- Mü’minûn 23/4. 

2- Peygamber Efendimiz (asm): “Mallarınızı zekâtla koruyun!” buyurmuştur. (Suyûtî, Camiü’s-Sağîr, Y. Asya Yay, HN. 1971, 211). 

3- Bakara 2/276 ile Rûm 30/39’un bir aradaki mealidir. 

4- Sebe 34/39. 

5- İbrahim 14/7. 

6- bk. Tevbe 9/103. 

7- bk. İ. İ’caz, Sadâka ve Zekât. 

8- bk. Tevbe 9/75-77. 

9- bk. 22. Mektup, 2. Mebhas. 

10- Âl-i İmran 3/180; Tevbe 9/34-35. 

11- Din İşleri Yüksek Kurulu, Fetvalar, s. 231, DİB Yay. 2019. 

12- bk. Ö. N. BİLMEN, B. İ. İlmihali, 355. 

13- bk. Kastamonu L. 184. 

14- bk. 22. Mektup, 2. Mebhas.

Okunma Sayısı: 1941
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Cenk çalık

    11.5.2020 10:27:43

    Biraz daha derin düşününce zekat ben hissiyatını bize çevirdiğini görüyoruz. Yani, zekat vermek istemeyen ve faiz yiyen birisi kendini düşünür. Merkezde kendi vardır. Dolayısıyla ben, ben, ben der ve başkasına sıra gelmez. Zekat bu ben, benleri bize çevirir. Benim değil fakirin hakkı. Sadece ben yok. Benim dışımda da hakkı olanlar var. Ben bunu vermeye mecburum diye düşünmesi toplumsal barışa katkı sağlar. Vermenin tarifsiz lezzet-i ruhaninin yaşanması da ayrıca bir peşin ücrettir. Verene kadar ki nefis ve şeytanla savaş verilmektedir. Verince insan rahatlar, huzur bulur. Kelimelerle çok tarif edilemeyen bir hissiyat yaşanır. Bu arada işin teknik boyutlarını da özlü ifade etmenizde yazınıza daha da istifadeye medar olmuş. Allah razı olsun sayın hocam. Baki selamlar...

  • Cenk çalık

    11.5.2020 10:27:37

    Peygamber efendimizin (asm) Bir an için bile nefsimle başbaşa bırakma duasını hatırladım yazınızı okurken. Zira iş parayla yapılan ibadete gelince nefiste, şeytanda boş durmuyor. Bin dereden su getiriyor. Sosyal tabakaları ramazan risalesi başta olmak üzere iki meşhur veciz ifadesiyle bakınca zekat ve faizin günümüzün hem ferdi ve hem de içtimayi sorunların çözümü olduğu anlaşılıyor. Denilebilir ki her zengin zekatını verse hemen hemen tüm sorunlarımız çözülebilir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı