"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Türkçe hutbe icadını kaldırma gündemi

Ahmet BATTAL
19 Ağustos 2021, Perşembe
Biz icat dedik, ama kastımız “iyi bir şey” demek değil. İcat burada bid’a (bid’at) anlamında.

Ve bid’anın “dine sonradan sokuşturulan kötülük” anlamına geldiğini bilmeyen bir Diyanet İşleri Başkanlığımızın olduğunu düşünemeyiz.

“Türkçe Ezan” saçmalığı ile aynı dönemde Türklerin dinine sokulan ve “Türkçe Hutbe” denilen bid’a icadın derhal kaldırılması lâzım.

Zira camilere giren bu bid’a, camiyi iktidar siyasetinin ve hakim siyasetin emrine veriyor ve caminin din üzerinden birleştirici rolünü de bozuyor. 

Muhalifleri camiden kaçıran bu gidiş vahim.

İttihad-ı İslâm âşığı Yeni Asya’nın ve okuyucularının, kırmızı kaynakların da yardımıyla bu konuda da öncü rolü üstlenmesi ve konuyu sürekli gündemde tutması gerektiği anlaşılıyor. 

Geçen Cuma namazında camilerde hutbe saatinde ve hutbe makamında okunan Türkçe vaazda hocalar Enfal Sûresi’nin 46. âyetinin mealini Başkanlıktan gelen şekliyle şöyle okudular:

“Allah’a ve Resûlüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.”

Oysa Diyanet İşleri Başkanlığı’nın (ve Türkiye Diyanet Vakfı’nın) Kur’ân mealinde 45. ve 46. âyetler şöyle meallendirilmiş:

“Ey iman edenler! Bir düşman birliği ile çatıştığınız vakit sebat ediniz ve Allah’ı çokça anınız ki zafer sizin olsun. Allah ve resulüne itaat edin, birbirinize düşmeyin, sonra zayıflarsınız ve zaferi elden kaçırırsınız. Sabredin, kuşkusuz Allah sabredenlerle beraberdir.”

Bu âyet için geçen hafta okunan meal de elbette yakışabilir. Nitekim başka bazı meal kitaplarında “devlet” kelimesi eskiden beri var. Bizim derdimiz işin bu yönü değil. Uzmanı da değiliz.

Bizim derdimiz âyet mealleri vasıtasıyla hutbe makamından iktidar siyaseti yapılması ve bunun ittihadı bozması.

Halkın ekseriyeti zaten devleti ve hükümeti birbirinden ayıracak durumda değil iken hutbede iş “devlet”e dönüştürülünce “devleti muhafaza iktidarı muhafaza demektir” denmiş oluyor. Böylece siyasetler üstü kalması gereken o mübarek hutbe makamı iktidar partisinin oylarının erimesini engellemenin bir aleti yapılmaya çalışılmış oluyor. Niyet başka da olsa sonuç bu oluyor. 

Bu, seksen doksan sene önce’nin tek parti CHP’si yaptığında da böyleydi, bir tür devlet partisi yapılmaya çalışan bugünün AKMHP’si yaptığında da böyle.

Bu sebeple Türkçe hutbe bid’atı artık kaldırılmalı. 

Türkçe ezan mecburiyetini kaldıran Demokrat Parti’nin hutbe konusunda başaramadığını onun devamı olan ve olduğunu iddia eden parti ya da partilerin yapabilmesi gerekirdi. 

Bu güne kadar olmadı.

Aksine Türkçe hutbe saçmalığı her geçen gün daha da yerleşti, kanıksandı, dinin içinde ve hatta dinin gereği sanıldı. Bid’a yönü gözden uzak kaldı.  

İki şeyi ayırmak lâzım: Camide vaaz olmasın ve olmaz demiyoruz. Vaaz elbette olacak ve elbette cemaatin anladığı dilden olacak. Ama zamanında ve yerinde.

Hutbe makamı vaaz makamı değil. Hutbe vakti vaaz saati değil. Hutbe Cuma namazının bir parçası ve Arapça olmak zorunda. Bu kural birilerinin keyfine göre değiştirebileceği bir şey değil. 

Bugünkü uygulamada bir âyet ve bir hadis okunduğunda aslında hutbe okunmuş ve tamamlanmış oluyor. (Nitekim köylerde yoğun iş dönemlerinde eskiden beri ve halen dahi hutbenin sadece Arapça kısmı yani âyet ve hadis okunur ve “Türkçe hutbe” okunmadan hutbe bitirilip namaza geçilir.) 

O halde daimî gündem yapalım, proje hazırlayalım, iddiamızı delillendirelim, şeair taraftarı cepheyi genişletelim ve bu yanlış uygulamayı kaldırtalım. 

Ta ki camiler, yeniden, siyaseti ne olursa olsun bütün mü’minleri birleştirici bir mekân haline gelebilsin.

İman hırsızı siyaset camiden çıkarsa ancak böyle çıkar.  

Okunma Sayısı: 2618
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Orhan Ali YILMAZ

    20.08.2021 07:27:21

    Yalnız, Üstad Hazretleri'nin şöyle iki farklı bir yaklaşımı var; Birisi, Dâru'l-Hikmet'te Âzâ iken yazdığı ve 1922'de neşrettiği Lemâât'ında yer alan şu gelen fetvası: "Talim-i nazariyattan ziyade, tezkir-i müsellemâta ihtiyaç var. Zaruriyat-ı dinî, müsellemat-ı Şer'î; kulûblerde hasıldır; ihtar ile huzuru, tezkir ile şuuru; matlup da hâsıl olur. Onun için Cum'ada hutbe-i Arabiye, zaruriyatı ihtar, müsellematı tezkir, maalkifaye olur onun tarz-ı tezkiri. Nazariyatı talim onda maksud değildir."Diğeri de Kastamonu Lâhikası'ndaki şu mektubdur: "Sakın hocaların Cuma ve cemaatlerine ilişmeyiniz. İştirak etmeseniz de, iştirak edenleri tenkid etmeyiniz. Gerçi İmam-ı Rabbanî demiş ki: "Bid'a olan yerlere girmeyiniz." Maksadı, sevabı olmaz demektir; yoksa, namaz battal olur değil. Çünki selef-i sâlihînden bir kısmı, Yezid ve Velid gibi şahısların arkasında namaz kılmışlar. Eğer mescide gidip gelmekte kebaire maruz kalırsa, halvethanesinde bulunması lâzımdır." Hayırlı Cumalar diliyorum...

  • Oğuz Yiğiter

    20.08.2021 05:22:44

    Allah razı olsun Ahmet hocam. Çok muzdarip olduğumuz bir konuya kalıcı çözüm için öncülük eden kıymetli bir teşebbüs. Dalga dalga ma'kes bulur inşaallah ve icra mevkiindeki yetkililer de bu sese kulak verip, camilerin birleştirici vasfına büyük bir su-i kast olan bu bid'aya son verirler diye temenni ve dua ediyorum...

  • Recep ziftci

    19.08.2021 12:45:35

    Iman hırsız siyaset müthiş bir tespit allah razı olsun

  • Ulaş

    19.08.2021 12:33:27

    Hutbe, tezkir-i müsellemattır, bu sebeple hutbede sadece Kur'an âyetlerinin ve hadîslerin aslı okunmalıdır. Neticede, 1927 senesinde Türkçeleştirilen hutbe bid'attır. Zaten camilerde hutbelerin hakikisi okunsa biiznillah birçok mü'min kebairden ictinab edip feraizi imtisal edecektir.

  • Asım

    19.08.2021 06:31:38

    Hocam gerçekten her zaman olduğu gibi yine çok önemli bir konuya değinmişsiniz Türkiye de gerçek gündem konuşulmuyor yazılı ve görsel medyanın kontrolünü elinde tutan iktidar milleti uyutmaya devam ediyor.Diyanet hiçbir zaman bu kadar açıkca iktidar yanlısı olmamıştı camiiler adeta hükümetin bütün icraatlarını destekleyen fetva makamına dönüştü o nedenle bunlar vaaz vermekten vaz geçer türkçe hutbeden vaz geçmezler çünkü cemaat vaaz dinlememek için camiye geç geliyor hutbede böyle bir şansı yok.DİYANETTE BU DURUMU TEPE TEPE KULLANIYOR YAZIK.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı