Bu hafta çok farklı bir konudan bahsetmek istiyorum. Yıllar önce Yeni Asya Gazetesinde “Spormarket” köşesinde spor yazıları yazardım.
Spor seyretmeyi, takip etmeyi seviyordum. Sadece futbol yazmıyordum. Basketbol, voleybol, güreş, halter… Neredeyse tüm branşlarını takip edip yazıyordum. Bu spor takibi 4 Nisan 2015 tarihine kadar sürdü. Bir takımın deplasmanda galip geldiği müsabaka sonrası yola çıkan takım otobüsünün kurşunlanmasının üzerine spor merakım bir anda azalmaya başladı. Kurşun, arabayı süren şoföre sıkılmıştı. Aslında bir cinayet değil âdeta katliam düşünülmüştü. Bu olayın faili veya failleri bir türlü bulunup açıklanmadı. Böylesine bir düşmanlık anlaşılır bir durum değil.
Bu süre içerisinde futbolu, millî maçlarda ve açık kanalda yayınlanırsa Avrupa maçlarında seyrettim. Artık futbolun gerçekliğine çok inanmıyorum. Geçenlerde sosyal medyada bir video önüme geldi. Bir takımın lehine olan altı hatadan bahsediyordu. Bir yorumda da aleyhine olan hatalardan bahsediyordu bir taraftar. “Var” olmasına rağmen olmayacak hatalardı bunlar. Gerçi “Var” her durumda devreye girmiyormuş. Bu durumda yaklaşık on veya on iki hata… Doksan dakikalık bir maçta hakem on iki hata yapıyorsa bu yedi buçuk dakikada bir hata demektir. On hata varsa dokuz dakikada bir hata demektir. Bu çok fazla değil mi? Bu kadar çok hata yapan bir hakemin maç yönetmemesi lâzım. Sporda hakemin bir hatası bile aleyhinde olan takım için mağlubiyet olabilir. Hakemlerimizi mi iyi yetiştiremiyoruz veya iyi hakemlerimiz mi yok? Anlaşılır bir durum maalesef değil.
Hakem meselesini Türkiye Futbol Federasyonu mutlaka çözmeli. Başka ülkelerin maçlarını bazen seyrediyorum. Başka ülkenin hakemleri maçta çok hata yapmıyorlar. Hakkaniyet çerçevesinde kararlar veriyorlar. Bu hakkaniyet, futbolu sevdiriyor. Seyreden mutlu, sahada mücadele eden sporcu mutlu, teknik heyet mutlu…
Basketbol ve voleybol maçlarında bazı durumlarda video yardımcı hakem devreye girmektedir. Görüntüler hakemler tarafından seyredilerek bazen hakemin vermiş olduğu karar değişmektedir.
Futbolda var sisteminin çalışması; var korner, taç, sarı kart ve kırmızı kart gerektirmeyecek, ceza sahası dışındaki hiçbir faule etki etmiyor ve bunun için hakemi uyarmıyor. Hafta içinde Beşiktaş’ın oynadığı Avrupa maçında ilginç bir olay oldu. Beşiktaş’ın rakip takım oyuncusu yere düştü. Hakem faul verdi. Beşiktaşlı oyuncu itiraz edince sarı kart ile cezalandırıldı. Bu durumda teknik direktörün hakeme bu pozisyonu incelemelisiniz deme yetkisi olsa büyük ihtimal faul iptal olup sarı kart olmayacaktı.
Futbolda bu uygulansa seyir zevki azalır deseler de hakkaniyet açısından doğru bir sonuca ulaşılabilir. Teknik adam inandığı bir pozisyonda hakeme itiraz edebilmeli ve video yardımcı hakem devreye girmeli. Pozisyonu sadece baş hakem değil dördüncü hakem beraberce izleyip kararı ortak vermeli.
Avrupa’da ülkemizi temsil eden bütün kulüplerimize başarılar diliyorum. Umarım bu sene kulüplerimiz çeyrek final, yarı final ve final oynayarak futbolumuzu ileriye taşırlar.