"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Azıcık taviz ver, talebelerin milyon olacak!”

Ali FERŞADOĞLU
13 Ağustos 2020, Perşembe
Zaman zaman problem ve baskılar eşiği aştı sanarak bunalabiliriz.

Bu durumlarda ne yapmalıyız? Yapılacak şey tehevvüre kapılmadan Risale-i Nur’un ortaya koyduğu Kur’an ve Sünnet-i Seniyye ölçülerini uygulamaktır:  

“Elbette bize en elzem iş, telâş etmemek ve meyus olmamak ve birbirinin kuvve-i mâneviyesini takviye etmek ve korkmamak ve tevekkülle bu musibeti karşılamak ve habbeyi kubbe yapan farfaralı gazetecilerin kubbelerini habbe görüp ehemmiyet vermemektir.” (Bediüzzaman, Şuâlar, s. 296.) 

Saniyen, şunu bilmemiz gerekiyor: “Mühim ve büyük bir umur-u hayriyenin çok muzır mânileri olur. Şeytanlar o hizmetin hâdimleriyle çok uğraşır.” (Bediüzzaman, Lem’alar, s. 164.) 

Evet, problemsiz bir dünya yoktur! Peygamberimizin (asm) Hane-i Saadetlerinde problemler yaşanmıştır. (Ezvac-ı Tahirat’ı serbest bırakma, İfk hadisesi, vs…) Asr-ı Saadet’te, Aşere-i Mübeşşere (Cennetle Müjdelenen 10 sahabi) ve Sahabe-i Kiram arasında da problemler yaşanmıştır.  

Üstadımızın hayatında ve saff-ı evvel ağabeylerimizin döneminde de problemler yaşanmıştır. Ki, bunlar kaçınılmazdır. Önemli olan problemin neresinde olduğumuz: Problemi çözenlerden olmalıyız.

Salisen: İşimiz problemler karşısında metanetimizi yitirmek değil. Ve asla zaaf göstermemektir: Çünkü, “Zaaf ise, düşmanı tevkif etmez (durdurmaz), teşci eder (cesaretlendirir).” (Bediüzzaman, Mesnevi-i Nuriye, s. 87.) 

Diğer taraftan biz “başarı, sayı, sonuç odaklı” değil, “rıza ve hizmet odaklı” çalışıyoruz, çalışmalıyız. Zira, “Cenâb-ı Hakkın rızası ihlâs ile kazanılır; kesret-i etbâ’ ile ve fazla muvaffakiyetle değildir. (...)

“Ey sevaba hırslı ve a’mâl-i uhreviyeye kanaatsiz insan! Bazı peygamberler gelmişler ki, mahdut birkaç kişiden başka ittibâ edenler olmadığı halde, yine o peygamberlik vazife-i kudsiyesinin hadsiz ücretini almışlar. Demek hüner, kesret-i etbâ’ ile değildir. (...) Vazifeni yap, Allah’ın vazifesine karışma.” (Bediüzzaman, Lem’alar, s. 156.) 

İşte bununla ilgili çarpıcı bir hatıra: 1956 senesinde Isparta’da, üç dört saat devam eden sabah derslerinden birinden çıkan Zübeyir Ağabey birkaç dakika evvel Hz. Üstadın ders sonunda anlattığı bir dersi nakletti: “Kardeşlerim, şimdi Abdülkadir Geylani, İmam-ı Rabbani, Şah-ı Nakşibend Hazretleri gelseler, ‘Said, sen bu mesleğinden az az birşey fedakarlık etsen talebelerin milyonlar olacak ve Risale-i Nur’u pek çok insan okuyacak. Eğer mesleğinden fedakarlık etmezsen, işkencelerle, sıkıntılarla tazyik altında bırakılacaksın. Ve talebelerin de gayet az olacak’ deseler, ben o işkencelere, hapislere, sıkıntılara, musibetlere razı olur, fakat meslekten fedakarlığa razı olmam.”

Okunma Sayısı: 2089
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Zekeriyya

    13.8.2020 06:22:53

    Mesleğimiz ise herkesin imanını kurtarmak için calismaktir. Onun içinde karşımızdakilerinin siyasi görüşlerine bakmadan herkese el uzatmaktir. Nur gostermektir. Ehli imana karşı gazeteyle duruşumuzda da ihlâsı yani 20 Lem'ayi ve Uhuvvet Risalesini uygulamak gerekir. Yani Bütün ehl-i imanı kucaklayıcı olmamiz gerekir. Doğru olarak üstadın tavrını ortaya koyduktan sonra yazılanlara eyvallah.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı