"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Terk-i Diyar Üniversitesi

Ali HAKKOYMAZ
04 Eylül 2021, Cumartesi
Sevgili Ülkem,

Yeni eğitim yılı bol okumalı, yazmalı olsun da beni bi’ dinle!

Süslü püslü lâflar; gerçekler duvarına toslayıp döner. Eski Türkiye, yeni Türkiye gibi sloganlardan sonra dönüp eğitime bakıyorum. Karnemiz (fena şekilde) fena... Bunu, üniversiteyi bitirip işsiz gezen gençlerin fotoğrafı ve dünya sıralamasında sonlardaki yerimiz söylüyor. 

*

Yine okullar açılacak; yine, yeni şeylerin olmadığı yerden başlayacaklar!

Okullar yine açılıyor da... ne-re-ye? Sanata, marifete açılmadığı; açık... Niye mi? Okul binaları ta uzaktan belli oluyor da... Estetikten uzak... Tabelâları bile fabrika çıkışlı... Soğuk... Halbuki hayatın bin bir rengi var. Kuru ve her sene aynı cümlelerle açılış törenleri... Kalabalık sınıflar... Çoğunun cebinde bir kitap, simit alacak parası olmayan öğrenciler ve kitaba ne zamandır uzak -hatırı sayılır sayıda- öğretmenler... Okullar yüz yıldır kapalı belki de! Açık olsaydı; dünyaya açılırdık; vesselâm...

*

Kalpten uzak;  kalıp insanlarla yol nereye? (İstisnası varsa bilelim.)

*

Aileler, çocuğumu okula verdim, rahatından çoktan çıkmalı...

*

Küçük, albenili, sakin, hapisaneye benzemeyen ihtisas (uzman) okulları açılmalı. Elli altmış kişilik... Resmiyet sıfır, fakat ciddiyet yani işe ehemmiyet veren okullar... Yok müdür, yok sekreter, yok müdür muavini odaları... geçelim! Ortaya çıkan ne; ona bakalım.

*

Öğretmenlere (para gibi) para verin; paranız yoksa; bu işi (başkalarına) devredin; özel sektöre... Ekmeğini düşünenden öğretmen olmaz! İnadı bırakın; eğitim inat tanımaz; korkunç yüzünü gösterir.

*

Madem zenginiz; bu “mülteci” eğitime çare bulun! 

*

Edebiyat dersinden bile sıkılan öğrenci varsa bu işte bit yeniği var. Biz çocuklarımıza bu ince, narin, estetik dersi de sevdiremedik. Niye? Kalıpta kaldık. İnsan, sonsuza yürüyen varlık; hangi kalıba sığar! Her ân değişen hayatın renklerini, seslerini tanımak adına konmuş bir dersi “müfredat” ucubesine terk edebilir misiniz!

*

Mesleksiz kalmak için on iki sene okumak şartı getirilmiş. Üniversiteyi bitirmek de çare olmuyor ki... yolunu bulan gençlerimiz Terk-i Diyar Üniversitesi’ne kaydoluyor.

*

Okullar okudun; hiç değişmemişsin! Ne çiçeğe hayretin var; ne yeni doğan günlere! Okula gitmeden; çocuktun, saftın, sorardın... Hayretini okullar mı törpüledi?

*

Okullar diploma fabrikası... “Fabrikalar” ihtiyacımız olmayan neleri üretiyor; sadeleşmemiz lâzım!

*

Üniversiteye adım atan gençlere şunu söylemesem olmaz: Okuldan, hocalardan bir beklentiniz olmasın. Nadiren, kendini açmış, aşmışlara rastlayabilirseniz ne âlâ! Orada üniversal/cihan şumül yani her fikre, hür fikre açık ve âşık bir yapı, kapı yok; bilesiniz. Orası da esir ve peşin hükümlü...

*

Edebiyatı sevmiyormuş. Öğretmen kitaptakini aynen yazdırıyor, dedi. Yok Tanzimatın özellikleri, yok Servet-i Fünun’un... Genç haklıydı. Ezberci eğitimin kurbanlarından biriydi. Müfredat diye bir ucubeyi “ezber adım” takip etmek... işte bu!

*

Öğretmen, “at gözlüğü” arasına bir virgül atmaya geliyorum!” diyordu. Bir virgül öğretmek için öğretmenlik yapılır mıydı! Yapılırdı. “At, gözlüğü!” Bak; gözün, gönlün, yolların açıldı. [Her gözlük, gözlük değilmiş demek ki!]

*

Türkçe yoksa; kalite artar mı! Okullarda [düzgün] Türkçe var mı? Kaç öğretmenimiz radyoya, televizyona çıkıp beş dakika -kem küm etmeden- konuşabilir? Kelimelerin rengini, hevesini tanımadan olur mu!

*

Okulların yarım, yaralı bereli, beş paralı olduğunu; bilmesi gerekenler de biliyor mu? [Vergilerimizin “vergi”sini bilmek hakkımız olsa gerek...]

*

Yeni yapılan, trilyonlar harcanan stadın önünden geçerken... buraya giden para bana verilse ne yaparım, diye sordum da... arabadakiler, kitap bastırırsın, dedi. Bildiler! Futbol sahasından bağıran; kitapların sahasından [sesini değil; sözünü] yükselten adamlar çıkar.

*

Gelir seviyesinin eğitimle paralel gittiğini söylemek kehanet değil ki...

*

Asıl mesele kitaba uzak; çok uzak oluşumuz. Öğretmenler aynadır. Bir şey neyse; gölgesi de o...

*

Bir ülkenin nerede olduğunu merak ediyorsanız; öğretmenlerine verdiği değere bakın; yeter! Öteki türlü veriler, kafa karıştırır.

*

Size bir sır vereyim de sır olmaktan çıksın.

Öğretmenler yoksulluk sınırının epeyce altında... İstatistik böyle söylüyor. Hâl böyleyken... gelişmişlik ne anlama geliyor; geri kalmışlık nerde kalmaktır? Hem ben niye dert ediyorum ki böyle şeyleri! Hiç işte!

*

Öğretmen yetiştiren okulların olmadığını da bilmiyorsanız; söyleyeyim!

*

Bu gördüğünüz yani görmek istemediğiniz manzaraların imalatı okullarda yapılıyor. Ve hâlâ hiçbir ciddî adım atılmadan okullar yine açılacak. 

Şeey... okullar önce iyi bir mektebe kaydedilmeli...

Bilmem; açılacak okul; ağlaya ağlaya Terk-i Diyar Üniversitesi’ne kayıt yaptıranları duyan var mı?! Hem de kaç binlerce... Büyüt, okut ve tam meyvesini alacakken... yok; içim ezilip büzülmekte, gözlerim ufuklara süzülmekte, gözlerim dolukmakta... 

Ali Hakkoymaz notu: İsteyen yukarıdaki satırları okumamış gibi olsun; unutsun; zira bu acı herkesin harcı değil...

Okunma Sayısı: 1559
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Nahit Topaloğlu

    4.9.2021 06:05:29

    "Hayretini okullar mı törpüledi?" Törpülemek ne kelime; hayretimi(zi) okullar rendeledi Ali kardeşim. Rendeçledi hatta! Cumartesiler iple çekiliyor biliyor musun? Fî emânillah! Bâki selamlar güzel kardeşim.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı