"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Manzara-i umumiye

Ali Rıza AYDIN
16 Nisan 2020, Perşembe 00:01
Korunma maksadıyla günlerdir evlerimizdeyiz.

“Evde kal” çağrısına uyarak, (belki mübalâğa gibi gelecek ama) pencereden dahi başımızı çıkartmıyoruz dışarı.

Mecburiyet tahtında dışarı çıkanlar, işinin başına gitmek zorunda olanlar ve sağlığımız için, sağlığını fedâ edenler bu durumdan müstesna.

Salgınla baş etme, sonuca ulaşma adına bir dizi tıbbî, idarî; daha olmadı, zecrî tedbirler alınageldi, korona ülkemize ayak bastığından bu yana.

Bütün kurumlar, kendi nezdinde, kendi alanı içinde bu tedbiri aldı ve uygulamaya koydu.

Fakat ne yazık ki vatandaşların bir kısmı, “Evde kal” çağrısını ihlâl eder oldular. Ve nihayet, son günlerde sık sık dillendirilen sokağa çıkma yasağı, (her ne kadar “yasak” sevimli bir kavram olmasa da) ani bir kararla geldi, çaldı kapıyı.

Gerçi bu ülke, gençlerimiz bilmese de, sokağa çıkma yasaklarına hiç de yabancı değil. Birçok defa, askerî darbeler zamanında yaşandığı gibi, nüfus sayımlarında da görüyor bu uygulamayı.

Bugün ise, sükûnetle uymak lâzım sağlık için, musîbetin def’i için uygulamaya konulan tedbirlere.

Tamam da, ne hikmetse, bu sükûnet meselesini pek beceremiyoruz.

Haber duyulur duyulmaz, tedbir medbir unutuldu; sokaklarda, bir kargaşa, bir panik! Market kuyruğu, ekmek kuyruğu, hatta akaryakıt kuyruğu…

Sanki savaş ilânı!

 Burada, yeri gelmişken, olup bitenlerle ilgili iki yorum arz edeceğim sizlere.

Birisi, “Dosthane”nin bir sâdık okuyucusundan:

 “Bu pervâsızlık, felâketin dik âlâsıdır. Akıl büyük nimet, yokluğu zor. Demek ki, insanların mideleri, canlarından daha kıymetli. Korku ahlâkı diye bir şey vardı, açgözlülük uğruna o da yok oldu. Canım ülkemde açlıktan ölen oldu da, haberimiz mi olmadı? Ah benim güzel ülkemin cahillikte zirve tutanları; aşırılıktan geri durmayanları. Tedbir akledenlerin, panik ahmakların işidir.”

Şair Demet Safran ise, sosyal medya sayfasında, sokağa çıkma yasağının ilk iki saatindeki o garaip kargaşayı bir başka bakış açısıyla ve düne dair güzel bir anekdotla değerlendiriyor:   

“Şu manzarayı görünce büyüklerimizden bir teyzenin sözlerini hatırladım.

“Teyze, ‘Eskiden katığı dert etmezdik kızım. Evde unumuz, yağımız varsa rahattık. O unla ekmeğimizi yapar, yağla, unu kavurur ve bulursak içine bir de soğan doğrar, aş yapardık’ diyordu.

 “Şimdi hangimiz bunlara kanaat ediyoruz? İki günlük yasakta elimiz ayağımıza dolaşıyor. Hâlbuki evin, dolabın dibini sıyırsak aylarca yetebilecek erzakımız var.

“Ya biz o neslin evlâtları, torunları değiliz; ya da aslımızı unutmuşuz vesselâm…”

Evet, dostlarım; manzara-i umumiye bu!

Uzun lâfa ne hâcet.

Okunma Sayısı: 1189
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı