"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yaşı da yok, kurusu da

Ali Rıza AYDIN
15 Şubat 2024, Perşembe
Mesele, şu emekliler. “Et tekraru ahsen, velev kâne yüz seksen.” (Yüz seksen kere de olsa, tekrar etmek iyidir) sözünü birçoğumuz biliriz.

İyi olan, bir konuyu çok tekrarlamak değil; şartlar itibariyle, tekrar etmeye mecbur olmak. 

Her seçim öncesinde, emekliler harika bir malzeme! 

İster siyasette, ister ticarette, kim ne maksatla kullanmak isterse kullanıyor; buna bir mani yok. 

Mani olacak adam da, yok. 

Çünkü herkes, kendi hesabının peşinde! 

Şu kadar milyon sayıdaki emeklinin her biri potansiyel bir oy. Âdeta “kapanın elinde kalıyor” sözünde olduğu gibi… 

Gerçi sandıktan sonra emekli memekli tanıyan olmaz da… 

İş sadece oy meselesinden ibaret de değil. 

Bir çok internet sitesi, gün yok ki sayfalarında emeklilerle alakalı olarak bir haber geçmesin. Ciddî-gayriciddi, sitelerin haber başlıkları “maaş” konusu. 

İnsanların zaruret derecesine varan ihtiyaçlarını ve beklentilerini bildikleri için, bunu kazanç vasıtası yapmaktan asla çekinmiyorlar. Çünkü tıklamaya göre reklâm, reklâma göre para! 

Emekli vatandaşların ya da yakınlarının büyük ekseriyeti bu hususu bilemedikleri; dolayısıyla, ellerine geçecek parayı merak ettikleri için tıklıyorlar. Yani bir mana da, kullanılıyorlar. 

Tabi bu haberlerin kaynağı devletin konuyla ilgili kurumları, kurumların ilgili şahısları! 

SSK ve BAĞKUR emekli maaşları 37.57’ye göre mi, 49.25’e göre mi, yoksa 11.68’lik refah (!) payına göre mi; “kök”e göre mi, “gövde”ye göre mi. Bayram ikramiyesi 2000 mi, 5000 bin mi vs, vs… Bir sürü anlaşılmaz isimler, deyimler, terimler. 

Emeklileri ümitlendiren bu tarz haberler ortalıkta dönüp dolaşıyor, ama bir türlü emeklinin cebine bir şey girmiyor. 

Girecek, ama ne hikmetse, giremiyor. 

Yeri gelmişken, size bir anekdot arz edeyim: 

Ziyaretçi, hastanın başucuna oturmuş. Hâl hatır sorduktan, birkaç teselli edici kelâm ettikten sonra, ateşler içinde yanan, dili damağı kuruyan hastaya; “Şu an bir karpuz olsa, pek iyi olur, belki ateşini düşürür; sana buz gibi bir mürdüm eriği hoşafı yapılsa hâzâ şifa olur” gibi bir takım lâkırdılar ettikten sonra, yutkunup duran hastaya; “Kardeşim” demiş, “Yaşı da yok, kurusu da yok, ama bunları, ağzın sulansın diye söyledim” demiş. 

Şu “soğuk şaka”ya bakar mısınız? 

Emeklinin yani emektarların, yani emek vermiş bunca insanın hâli de, aynen bu! 

Yaşı da yok, kurusu da, ama lâf çok. 

Ümit bu ya! Belki şu sıralar vaat edilenler bir parça yerine getirilebilir. 

Fakat esas meselemiz, emeklilere karşı sergilenen her hangi yakışıksız, ciddiyetsiz, istihza edici davranış tarzı. 

Yetkili ya da yetkiliye yakın ağızdan bir kelime çıkmaya görsün, yetkisiz çok ağızda, yani sosyal medyada âdeta bin kelime oluyor. 

Haberlerdeki başlıklar kallavi, gelin görün ki içi boş. 

Muhteremler yapmayın, etmeyin. 

Hadis-i şerifte “Beli bükülmüş ihtiyarlarınız olmasaydı, belâlar sel gibi üzerinize dökülecekti” buyrulduğu ifade ediliyor. (Lem’alar, 236) 

Saygıya, hürmete, merhamete muhtaç; rahmete vesile bu insanları ezmeyin, üzmeyin; kullanmayın. 

Lütfen! 

Okunma Sayısı: 1538
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı