"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Zamanımızın putları

01 Ekim 2019, Salı
Putperestliğin geçmişine baktığımızda, zamanlarında çok sevilen bir idareci veya güçlü bir kahramanı, edebiyatçı, şair v.b şahısları daima hatırlamak için belli bir merkeze, taş, ağaç veya kalıcı bir şeyle temsili olarak benzerini inşa ederek, o insanların gelecekte de yâd edilmesini istemişlerdir.

Ne var ki; aradan geçen yıllar, asırlar, bunların isim, görev ve olaylarını değiştirip, kendilerine göre hikâyeler yazarak hakikatler unutturulmuş, insanlar, bunlara tapar hale gelmişlerdir.

Geçmişte ne gariptir ki; insanlar kendi yaptıklarına taptıkları gibi, canlı mahlûklara da taptıkları görülmüş. (Firavun, Nemrut v.b gibi) Cenab-ı Allah, Kur’ân-ı Kerîm de bizlere ibret ve ders olması bakımından, başlarına gelen helâk olma sebeplerini ve dehşetle son bulan saltanatlarını ibret almamız için bildirmiş.

O kavimlerin helâkiyet sebeplerinin tamamı, hatta fazlası, içinde yaşadığımız asırda mevcut. Çünkü bu zamanın putları şekil değiştirerek, eski zamanda olduğu gibi maddî değil, manevî olduğundan daha dehşetli oldukları görülmektedir.

Üstadımız; İşarat’ül İ’caz adlı eserinde “Bidayet-i zuhur-u İslâmiyet’te muannit ve kitapsız kâfirlerin ve nifaka giren eski dinlerin münafıkları gibi, aynen bu zaman-ı ahirde naziresi (benzeri) çıkacağını, ders-i Kur’ânîden gelen bir sünûhatla, Eski Said hissetmiş münafıklar hakkındaki âyetleri izahla en ince nükteleri beyan etmiş.” (İşarat’ül İ’caz s. 19)

Taklidî iman sahipleri gibi, “Ben Allah’a inanıyorum” deyip te; inancımızın göstergesi olan başta namaz olmak üzere, haram-helâl emirlerini yerine getirmemizden, bizleri hayırlı hizmetlerden alıkoyan her düşünce ve fiilimiz manevî putlarımız oluyor.

“Desise-i Şeytaniye” (29. Mektup 6. Kısım) bahsinde geçen, insanları gerçek hizmet ve ibadetten alıkoyan bu zamanın putları hüviyetinde olan konular;

Rabbimizin emirlerini unutturan, “Dünyevîleşme, gösteriş merakı ve görenek belâsı,” Vahid-i kıyasî olması için verilmesine rağmen, her türlü nefsanî arzumuzu öne çıkarıp bizleri âdeta esir alan “Ene”miz. Hakikatleri bizlere söylemekten alıkoyan “havf” duygumuz. Kazancımızda kanaat ve iktisat olması gerekirken, bunları unutturan “hırs”ımız. İnsanlara dalkavukluk yaparak korumaya çalıştığımız, “hubb-u cah”ımız. İnsanlığı felâkete götüren bunlar ve benzeri duygularımız bu zamanımızın birer “manevî putları”dır.

Bu dehşetli asırda bunlardan kurtulmanın çaresi ise; Kur’ân’ın bu asra uygun tefsiri olan tabiatperestlik ve küfür putlarının belini kıran, bin tiryak hasiyetinde ve en mücerrep ilâç, Risale-i Nur’daki hakikatlerdir.

Okunma Sayısı: 904
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı