"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

ABD’nin “İran tehdidi”ne karşı

Cevher İLHAN
05 Temmuz 2019, Cuma
Aylardır mahallî seçimler ve tekrarlanan İstanbul seçimleri hayhuyunda Trump’ın İran’a “yaptırımlar tehdidi”yle Irak’ı işgalde ve Suriye’ye askerî müdahale denemelerinde “kimyasal silâh” uydurmasına başvuran ABD, şimdi de İran’ı tahrikle çatışmaya çekip İran üzerinden bölgedeki işbirlikçileri ve taşeronu örgütlerle bölgeye müdahale etme bahanelerini uydurma peşinde.

Trump’ın, 2015’te BM’nin beş daimî üyesi ile Almanya’nın İran’la yaptığı “5+1 nükleer anlaşmadan çekilip” İran’ı da “çekilmeye zorlaması”na mukabil, İran Cumhurbaşkanı Ruhani’nin, taraflara verdikleri 60 günlük sürenin dolacağı 7 Temmuz’dan itibaren bir sonraki adımı atacaklarını iletip, “7 Temmuz’dan sonra zenginleştirilmiş uranyum seviyesini artık yüzde 3,67’nin üstüne çıkaracağız. Taahhütlere uyulmaması halinde istediğimiz kadar uranyum üreteceğiz. Eğer yine teessüfle karşılayıp beyanat yayınlayacaksanız buyurun yayınlayın” restiyle özellikle AB ülkelerine “Nükleer anlaşma’ iyiyse hepimiz bütün taahhütlerimize bağlı kalalım” çağrısı bu açıdan dikkat çekici.

Tam da Washington’un Tahran’ı Umman Körfezi’nde tankerleri vurmakla suçladığı, Körfez’e yığınak yapan Amerikan Hava Kuvvetlerine ait insansız hava aracının (İHA) Basra Körfezi kıyısındaki Hürmüzgan eyaleti Kuhmubarek şehri sahilinde Hürmüz Boğazı’nda düşürüldüğü ve Ortadoğu’daki onca üssünde on binlerce askerî bulunan ABD’nin ek asker göndermekle bölgede gerilimi tırmandırdığı vartada savurduğu tehditler bunun tezâhürü. (gazeteler, 20.6.19)

AĞIR TAHRİKİN MENHUS MAKSADI…

Gerçi “nükleer anlaşma”yı bütünüyle kadük bıraktırmaya karşı Tahran her ne kadar “Gerekirse Hürmüz’ü kapatırız” tepkisi gösterse de, en üst düzeyde peşpeşe “ABD ve herhangi bir ülke ile savaşmak niyetimiz yok” mesajları veriliyor. 

Ancak Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn, Suudi Arabistan, Kuveyt, Irak ve İran’ın çevrelediği Basra Körfezi’ni Umman Körfezi’ne, dolayısıyla Hint Okyanusuna ve dünyaya bağlayan Hürmüz Boğazı üzerinden ağır tahrikler devam ediyor. 

Menhus maksat, İran’ı kışkırtarak başta Amerikan Kongresi’nde tekrar “nükleer anlaşma”ya dönüşü savunan Demokrat Partili başkan adaylarıyla senatörlerin elini zayıflatmak; İran’la “anlaşma”yı sürdürmek isteyen Rusya ve Almanya gibi ülkeleri manipüle etmek.

İran’ın, Suriye’den çekilmesiyle Filistin’de zulmünü arttırarak sürdüren, Suriye’ye ait Golan Tepeleri’ndeki işgalini Trump’ın desteğiyle “kalıcılaştırmaya” yeltenen “İsrail’in güvenliği” için karşısında bölgede güçlü bir Müslüman devlet bıraktırmamak hesâbına İran’ı da çökertmek.

Kısacası, ağır ekonomik baskılarla iç karışıklığı ve kargaşayı tetikleme, İran toplumunda huzursuzluk fitnesini ateşleme ve kargaşa senaryolarının sahnelendiği görülüyor. Ve hedefin İran’ı uluslar arası arenada “saldırgan durumu”na düşürmek, beynelmilel plâtformlarda yalnız bıraktırıp dünya kamuoyu nezdinde “suçlu” hale getirmek olduğu açıkça sırıtıyor. 

ANKARA’NIN EMPERYAL KUMPASA GARİP TAVRI!

Özetle, dünyada deniz yoluyla ham petrol taşımacılığının yüzde 40’ının, Asya pazarlarına giden petrolün yüzde 85’inin sevk edildiği, enerji ulaşımında alternatifsiz Hürmüz’de “küresel kumpas” kurulmuş; bu kez Türkiye’nin yanıbaşında komşusu İran üzerinden “emperyal oyun” oynanıyor. 

Ne var ki, iç kamuoyuna karşı lâfta kalan demeçlerle kalan Ankara’dan hâlâ net - ciddî ve etkili bir tepki verilmiş değil. Cumhurbaşkanı ve Dışişleri, İran’a yaptırımların uluslar arası hukuka aykırı olduğunu söylüyor. “10 milyar metreküp doğalgaz aldığımız İran’a böyle bir yaptırıma kesinlikle uymayız” diyor; lâkin Ankara’nın Trump’ın “İran’la iş yapan ABD’yle yapmayacak!” tehditlerine boyun eğip İran ambargosuna dolaylı katılma hazırlığında olduğunu haber veren kırılganlık sinyalleri çakılıyor. 

2018 Mayıs’ında Trump’ın “İran tehdidi”nin ardından Tüpraş’ın İran’dan ham petrol alımını azaltmasıyla, Türkiye’nin İran’dan petrol ithalatını 3’te 2 oranında kısması, Ankara’nın Amerikan politikaları eksenine kayacağına dair istifhamları arttırmıştı. (gazeteler, 18.8.18)

Oysa enerjide tamamen dışa bağımlı olan ve ithal ettiği petrolün yüzde 45’i ile doğalgazın yüzde 17’sini çok uygun fiyatlarla İran’dan alan Türkiye’nin komşu bölge ülkeleriyle stratejik eksenli geniş işbirliğini ilerletmesi, “İran’ı izole baskısı”na karşı işbirliğini geliştirmesi gerekiyor. 

Bunun için, Türkiye’nin millî menfaatlerini büyük zararlara sokan İran ambargo ve yaptırımlarına karşı, Ankara’nın sözde kalan “eleştiri”, “temenni” ve “çağrılar”ın ötesine geçip, başta BM ve AB olmak üzere uluslar arası plâtformlarda teşebbüslerde bulunması; bölge ülkeleriyle geniş ekonomik ve siyasi işbirliklerini ilerletmesi ve “bölgesel diplomatik diyalog süreci”ni başlatması i icâb ediyor.

Bölgeyi küresel güçlerin dayattığı ecnebi işgal projelerinin tasallutundan kurtarıp barış ve istikrara kavuşturmanın yolu budur. 

Okunma Sayısı: 788
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • ŞEVKET PAKSOY

    5.7.2019 15:57:46

    Tebrik ederim. Güzel bir yazı olmuş. Kaleminize ve yüreğinize sağlık..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı