"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Depreme tedbir” soruları cevapsız…

Cevher İLHAN
29 Ocak 2020, Çarşamba
Türkiye tam bir deprem fırtınasında.

Üzerinden bir hafta geçmeden dün Manisa Kırkağaç’ta 4.8’lik depremin haberi alınırken, en son 41 vatandaşın can verdiği ve 1.600’dan fazlasının yaralandığı Elazığ - Malatya depremi, bütün uyarılara rağmen depreme karşı tedbirlerdeki zâfiyeti bir defa daha deşifreyle tam bir “ikaz” oldu. Bundandır ki bütün uyarı ve çağrılara rağmen depreme tedbirlerin alınmamasının vahim sonuçları tartışılıyor. 

Soruların başında şüphesiz “deprem paralarının nerede harcandığı?” sorusu geliyor. Bilindiği gibi 1999 Marmara depreminden sonra geçici bir süre için getirilen ek vergilerden özel iletişim vergisi AKP iktidarınca 2004 yılının başında Türkiye’de uzun vadeli depreme karşı önlemler için kalıcılaştırıldı ve bundan 65 milyar (katrilyon) lira toplandı.

Ancak on yedi yıldır alınan ve 34 milyar doları bulan paraların nereye gittiğine dair sorulara siyasi iktidarca “şimdi bu sorular sorulur mu?” diye tepki gösterilmesi istifhamları arttırıyor. 

“DEPREM PARALARI”  VE “TOPLANMA ALANLARI”NIN AKIBETİ

Bu hususta iktidardan ve Âfet İdâresi’nden hiçbir açıklama yapıl(a)mazken, muhalefet milletvekillerinin (2016’da) Meclis’te özellikle “Elazığ ilinin İstanbul’dan sonra büyük deprem riski altında olduğu ve binaların sağlam yapılması”na dair önergesiyle, üç ay önce muhalefetin “deprem paralarının nereye gittiği”ne dair önergelerinin AKP-MHP oylarıyla reddedilmiş olması dikkat çekici. 

26 Eylül 2019’daki 5.8’lik son İstanbul depreminde Cumhurbaşkanının ve parti sözcüsünün, on yedi yılda 1 trilyon 215 milyar liranın başta okul binalarının güçlendirilmesi olmak üzere binaların tahkimi için harcandığını söylemelerine mukabil, bu ilde sayıları 32’ye varan çürük okulun tahliyesi, duvarları çatlak hastanelerin boşaltılması ve en son hâlâ 80 kamu binası ile 53 okulla ilgili çalışma yapıldığının belirtilmesi çarpıcı. 

Bu çelişkili halle, hâlen ülke çapında yenilenmesi gereken 7 milyon meskende ancak 100 - 200 binde kalınması, 65 milyar lira / 34 milyar doları bulan “deprem paraları”nın akıbetini sorguluyor.  

Her ne kadar son İstanbul depremin ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı, “Depreme karşı yıllardır yaptığımız çalışmaların ne kadar sağlıklı olduğunu gördük; bu sistem dünyaya örnek bir sistemdir” diye konuşsa da, milyar dolarların nereye harcandığı sorgulanıyor. 

Cumhurbaşkanı “İstanbul’da bırakın binlercesini, on binlerce ‘deprem toplanma alanı’ var” demişken, mahalli seçimler öncesi iktidar partisinin İstanbul adayı -eski Başbakan- Binali Yıldırım’ın, “Yeşil alanımız, depremde toplanma alanlarımız bile yetersiz” yakınması “âfet-deprem toplanma alanları”na dair tesbitlerin örtülü itirafı olmuştu. (gazeteler, 20.2.19)

Sonuçta, on binlerin can verdiği 17 Ağustos 1999 depremlerinin ardından İstanbul’da “afet âcil eylemi plânı” çerçevesinde belirlenen 470 “deprem toplanma alanı”nın büyük kısmının avm, rezidans ve gökdelenle betonlaştırılıp ranta açıldığı, âcil ulaşım yollarının otopark haline getirildiği, kalan 77 tanesinin çoğunun herhangi bir afet halinde toplanmaya uygun olmadığı tesbitinin belgelerle tescili vahametin boyutunu gözler önüne seriyor. (gazeteler, 24.8.17) 

RANT İÇİN RESMEN PEŞKEŞ ÇEKİLMİŞ

Gerçek şu ki, ülke çapında on milyon çürük ruhsatsız kaçak binanın “deprem riski raporu” alınmadan para karşılığı “sağlam” ve “ruhsatlı” gösterildiği “imar affı”ndan gelen 17.5 milyar lira ile deprem vergilerinden elde edilen 60 milyarın nereye gittiğinin bilinmemesi, “deprem paralarının da buharlaştırıldığı” yorumlarını teyid ediyor. Ve son Elazığ depreminde 87 bina yıkılıp 1287 binada ağır hasar, 56 binada orta ve 876 binada da az hasar tesbiti vahim vaziyeti ele veriyor. 

Özetle, “milletin can derdi”ne karşı yine birileri “mal derdi”ne düşmüş. Zira İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Marmara Depremi sonrası Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı ile ortaklaşa hazırladığı 2002 tarihli “Afet Önleme Azaltma Temel Plânı”na göre İstanbul’da ‘toplanma alanları’nın tamamına yakını inşaat projeleri için resmen satılıp peşkeş çekilerek, “kentsel dönüşüm” paravanında yapılaştırılıp betonlaştırılmış.

Ve bütün bunlara karşı, sanki on yedi yıldır iktidarda değillermiş gibi, “önlemlerin alınmayışı”nı nazara veren muhalefeti suçlama çarpıklığı sergileniyor. İlim adamlarının, uzmanların depreme karşı tedbir çağrılarının dahi “karalama kampanyası” olarak eleştirilip siyasi tartışma konusu haline getirilmesi, yanlışı doğru gösteren “menfi siyaset”in yeni bir örneği oluyor.

Okunma Sayısı: 1024
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı