“Mekke anlaşması”, Türkiye’yi “cephe ve savaş ülkesi” durumuna teşne kırılganlıkla kalmıyor; -5. maddedeki- “terörizmin tüm çeşit ve tezahürleriyle mücadelede operasyonel işbirliği”yle de istismara açık hale getiriliyor.
Çarpıklık, Yemen halkının kahir ekseriyetinin desteklediği başkent San’a’daki aktif “Yemen hükûmeti”ne karşı, ülkeden kaçıp Riyad’a sığınan ve Birleşmiş Milletler’de hâlen “Yemen hükûmeti” olarak tanınan “işbirlikçi yönetimi”ne ABD/İsrail’in arka çıkmasıyla açığa çıkıyor.
Bu girdap, küresel işgalcilerin “tefrika plânları”yla Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye’nin Filistinlilerin intifadasına / İsrail işgaline direnişine “terörizm” yaftası yapıştırma yanlışına sürüklüyor.
“İSTİHBARAT İŞBİRLİĞİ” VE “TERÖRİST TANIMI”
Soruyoruz; ABD - İngiltere’nin başını çektiği emperyal ecnebilerin kulvarındaki Suudi Krallığı’nın, Yemen’le 100 yıllık rekabet çıkmazında İsrail’e 2 bin 250 km’den füzeler yağdırıp yıldıran Husiler’e “terörist” karalamasına Ankara’dakilerde mi katılacak?
Ya da ABD ve İsrail’in baskısıyla yarın Suudiler, Gazze’deki Hamas hükûmetini hatta Batı Şeria’daki Filistin Kurtuluş Teşkilâtı’nı “terör örgütleri listesi”ne eklerse Ankara’dakiler de mi ekleyecek?
Veya Suudi “rey-i vahid-i itibdadı” / “tek adam rejimi”, hâlen katliamlarla soykırımı sürdüren Siyonist istilâya karşı Filistin’in bağımsızlık savaşını veren ve Lübnan’da sistemin meşru parçası olan Hizbullah’ı “terör örgütü” sayarsa Saray iktidarı da mı sayacak?
Sonra Prof. Dr. Hasan Ünal’ın dikkat çektiği gibi -9. maddedeki- “üç ülkenin istihbarat işbirliğinin derinleştirilmesi eşgüdümüyle verilerin korunması, bilgi güvenliği ve gizliliği”; -13. maddedeki- “gizlilik dereceli bilgi ve belgelerin ‘taraflar’ dışındaki devlet, şirket ve kişilerle paylaşılmaması” nasıl sağlanacak? (CGTN YouTube, 20.10.26)
Gerçekten, Suudilerle paylaşılan “gizli istihbarat”ın anında güdümündeki Amerikan ve İsrail istihbaratına iletilmeyeceğinin garantisi nedir? Soykırımın baş destekçisi Trump’u “Nobel’e aday gösteren” mevcut Pakistan hükûmetinin eline geçen istihbaratın saliseler içinde CIA ve Mossad’a verilemeyeceğinin; Türkiye’nin “stratejik savunma bilgilerinin Yunanistan’a ve diğer ülkelere aktarılmayacağının teminatı nedir?
Bir diğer çarpıklık, “süresiz yürürlükte kalacağı” kaydedilen “anlaşma”nın imzacı ülkelerin aleyhinde olduğu ortaya çıkmasına rağmen “üzerinden on yıl geçmesiyle ancak çekilebilecekleri” şartının koşulması. “Anlaşma’dan çekilmenin yasaklanması.”
İSRAİL HESÂBINA “TEFRİKA PLÂNI!”
Sonuçta, Evanjelik Siyonistler’in İsrail hesâbına kurguladıkları, Trump’la Netanyahu’nun canhıraş alkışladığı “tefrika plânı”yla “Sünnî NATO” haline getirilen “Mekke anlaşması”, tam tersine bir “ABD/İsrail projesi”ne dönüştürülüyor. Müslümanların ihtilaflarının körüklemekle işgal, zulüm ve sömürü siyasetlerinde kullanılma riski taşıyor.
Emperyal ecnebilerin “vaadedilmiş topraklar” uydurmasıyla bölgeye musallat ettikleri İsrail hegemonyasına payanda olunuyor.
Bediüzzaman’ın İngiliz işgalcilere karşı yazıp dağıttığı “Hutuvat-ı Sitte” eserinin başında beyan ettiği, “beşerde (insanlıkta) insan suretinde şeytanın vekili olan ruh-u gaddar (gaddar ruh), fitnekârane siyasetiyle cihânın her tarafına kundak sokan el-hannas (vesvese veren şeytan)” olan “zamanın insî şeytanları”, çeşitli desise, hîle ve aldatmalarla İslâm âlemini ifsad için fiilî propaganda”ya âlet olunuyor. (Sünûhat, 97-98)
Ve bölgedeki Müslüman ülkeleri mezhebî - etnik ayırımlarla birbirine düşürmekle Sevr’den BOP’a “tefrika fitnesi”ni İslâm dünyasına sokmakla ABD/İsrail’in İran’la savaşın yanısıra bölgede Müslümanlar arasında “Sünnî - Şiî karşıtlığı” ekseninde “ikinci cephe”yi açıyor.
“Ecnebilerin parmak karıştırması”yle mezhebî iftirakı tetikleyen tahriklerle İslâm dünyasında kanlı mezhep savaşı felâketi senaryolarına zemin hazırlanması” tuzağına düşürüyor.
Aman dikkat!..