İki hafta kadar önce “AKP-MHP ortaklığında patron kim” başlıklı yazımızda MHP Lideri Devlet Bahçelinin Grup Toplantısında söylediği şu cümleyi tahlil etmiştik:
“Önümüzdeki beş yılın siyasî formülünü şu şekilde ifade ediyorum: Yürütmede Erdoğan, yasamada MHP; Türkiye’de Cumhur İttifakı, Dünyada Türk asrı.”
Sözcü’nün üvey kardeşi denilen Nefes Gazetesinin önceki günkü haberi şöyleydi (Kaynağın kimliği önemli):
“AKP Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onayıyla yatırım programına alınan Nutuk projesinin hayata geçirildiğini duyurdu. Eser, Kazakça ve Türkmence dahil 8 dilde hazırlanırken metin, ses ve görüntü içeriklerinin yer aldığı dijital bir platform üzerinden erişime açıldı.”
Duyuran kişi Kürşat Zorlu. Ama MHP Genel Başkan Yardımcısı değil. (Burada gülücük emojisi var sayınız)
Duyurudaki Erdoğan vurgusunun amacı belli: Kıskacı daraltmak.
Nutuk nedir?
Nutuk, Kurtuluş Savaşını ve sonrasındaki on yılı M. Kemal’in ve “muktedirlerin gözünden” anlatan bir kitaptır.
O on yılda M. Kemal ile ayrı düşmüş olan Kurtuluş Savaşı gazilerinin hepsi, bu kitapta, “muhalif” olarak değil “düşman” olarak görülmüştür. Bu durum Türkiye’de vicdanları kanatmaya devam etmektedir. Bu sebeple bu kitabın Türk Milletinin kalbinde gerçek bir yeri yoktur.
Bu kitapta bir “özeleştiri” yoktur.
Bu kitapta M. Kemal’in ve cumhuriyetin demokratikleştirilmesi arzusuna dair herhangi bir ipucu da yoktur.
Kitapta “iç düşman” ve “dış düşman” yığınağı vardır. İstiklal Mahkemeleri bu yaklaşımla anlatılır.
Bu yığınak, Kurtuluş Savaşı şartları için doğru bir yaklaşım olabilir. Ama sonrası ve bilhassa 1925 1933 arası için kesinlikle geçerli olmaması gereken bir yaklaşımdır.
Mesela, bir Kurtuluş Savaşı Gazisi olan Bediüzzaman Said Nursî ve onun gibiler kitapta bir “ikazcı dost” olarak bulunmaz, aranamaz bile.
Kitaba göre muhalefet iç düşmandır.
Kitaba göre M. Kemal’in gençliğinde planladığı ve sonradan adına Atatürk İlkeleri ve İnkılapları denilen devrimlerin tümü ve bunların yerleşmesi için yapılmış olan zulümler tam olarak gerekliydi.
Kitaba göre CHP’nin altı oku ve ideolojisi Türkiye’nin de kalıcı ideolojisidir.
Bu fikrin hayata geçmesi hangi amaca hizmet eder?
Elbette “Türk Milliyetçiliği”ne ve “dünyada Türk asrı” projesine. Ve bunun hiçbir yerinde İslâmlık da demokrasi de meşveret de yoktur. Nutuk’ta olmadığı gibi.
Devletin bu kitabı yıllardır basıyor olması yetmemiş olacak ki AKMHP koalisyonu, “ihracına” da çalışıyor.
MHP, tek parti dönemi CHP’sinin altı okundan milliyetçiliğe daha fazla önem veren ama diğer okları reddetmeyen, aksine ucunu sivriltip boyamakta mahir olan bir partidir. 1999’da seçmene başörtülü sunduğu milletvekili adayı Nesrin Ünal’ın başını seçilince açtırmıştır.
Şimdi...
Böyle bir kitabı kamu kaynaklarıyla Türk Dünyasına yaymak kimin fikri olabilir?
“AKP’nin mi yoksa MHP’nin mi” diye soramıyoruz.
Soru artık şöyle:
Bu fikir, yirmi beş sene önce, demokrat olduğu iddiasıyla rey koparan eski AKP’nin mi yoksa bilhassa son on beş seneden bu yana gizli CHP haline gelen yeni AKP’nin fikri mi?
Bizdeki “milliyetçi çoğulculuk müdafaacısı” Kürt entelektüelleri, acaba İmralı’ya kimler gidebilecek diye tartışadursunlar!
Bizdeki muhafazakâr AKP’liler Azerbaycan’daki başörtüsü yasaklarını protesto ededursunlar!