Sen kimsin, necisin, gidiş nereye?
Birazcık girelim bu konulara.
Sorsalar dünyaya geldin ne diye?
Ne cevap verirsin bu sorulara?
Cennetten dünyaya düşeli insan,
Günbegün çekmekte varlık sancısı.
Doğumdan ölüme aciz ve noksan,
Kendini zanneder dünya hancısı.
Dünya otobüsü tam gaz gidiyor,
Hey Kaptan ! Durakta inecekler var.
Bazısı çok mızmız hep naz ediyor,
Boş kalan yerlere binecekler var.
Kiminin inmeye ödü patlıyor,
Korkunun ecele yoktur çaresi.
Kiminin neşeyle ruhu atlıyor,
Bir asrı geçmiyor ömrün süresi.
Bu mekana bu ruh dar geliyor dar,
İniyor, çıkıyor, düz, tümsek, yokuş.
Âlem-i ervahtan ebede kadar,
Vuslat için kanat çırpıyor bu kuş.
Doğmak nasıl haksa ölmekse haktır,
Böyle murat etmiş Yüce Yaradan.
Zannetme son durak kara topraktır,
Ebede giden yol geçer mezardan.
İnsanlarda ene, âlemde zerre,
Hakka mani olan bazen bir perde.
Ne zaman ki insan kesretten Bir’e,
Giderse görecek Rabbi her yerde.
Güya bazıları şöyle diyormuş,
Hayata gelmeyi ben mi istedim?
Ot değil, it değil yoktan var olmuş,
Onlara, “El insaf, ey nankör!” dedim.