"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Tefsir ihtiyacı ve sebepleri

Ersin ACAR
24 Haziran 2019, Pazartesi
Zaman bir müfessirdir. Toplumun yaşadığı hadiseler ve halden hale inkılâbı da sırlı ve gizli hakikatleri ortaya çıkaracak keşşaf mesabesindedir. Efkârı amme yani kamuoyunu yetiştirecek ve hocalık yapacak o toplumun içinde bulunan ve umumca kabul görmüş âlimlerin ilmi görüşleri olacaktır.

Zaman düzleminde bahsi geçen hakikatlerin birlikteliği yeni ihtiyaçlara hitap edecek cevaplara gebedir. Bu nokta-i zaviyede bu asra hitap edecek kıymetli bir tefsir ihtiyacı gündeme gelmektedir.

“Peki bu tefsir nasıl olacak?” sorusunun cevabı ise; Ezelî Kelâma İsrailiyat yani, Yahudi ve Hıristiyan dininden ihtida eden âlimlerin zamanla bulaştırdığı ve ne yazık ki; İslâm âlemi tarafından bizdenmiş gibi görünen hurafelerden hakiatleri ayıklamakta gizlidir. Bahsi geçen ayıklamayı yapabilmek için “zamanımıza uygun olarak” her biri, bir fende uzmanlaşmış tahkik ehli ulemalardan seçilmiş bir meclisin teşkili ile güzellik ve kemalatları içerisini alan bir tefsir yazmak gerekiyor.

Asr-ı ahir her şeyde meşvereti icab ettirdiği gibi hükmü bu konuda da caridir.

Buradan hareketle bahsi geçen özelliklerde bir tefsir ihtiyacının derinlerine nüfus etmek gerekiyor.

Peygamber Efendimiz (asm) ümmî olarak ümmî bir kavime yani, Arap Miletine gelmesi ile Necip Kavim olan Arapların anlayış ve rağbetleri Ezeli Kelâm’ı anlamaya odaklandı. Bütün istidat ve kabiliyetleri ile bu yola kuvvet verdiler. Nazarlarını kâinata çevirdikleri zaman Kur’ân’ın hakikatlerine birer delil arayışı içerisinde oldular. Eğer, Peygamberi Zişan (asm), o zaman Roma gibi kısmen medeniyet ile tanışmış bir topluma gelse idi; belki de bu netlik tam manası ile görünemeyecekti. Karanlığın zifiriye yaklaşması en ufak bir ışığın dahi şiddetini arttırması ve çorak toprakların suya susamışlığı bu büyük talim ve terbiyenin ana parametrelerini meydana çıkardı.

İslâmiyet yeryüzüne yayılmaya başlaması ile birlikte diğer milletlerin kendileri ile beraber fikirleri de İslâm toplumunun içerisinde yer bulmaya başladı. Hıristiyan ve Yahudi âlimlerinin İslâmiyet’in usûlüne uygun hikâye ve temsilleri Müslümanlarda kabul gördü. 

İçerisinde barındırdığı hakikatler için kabul gören bahsi geçen hikâye ve rivayetler, içlerinde barındırdıkları hurafe ve mübalâğalar -hakikat telâkki edilmesi ile birlikte- bir müddet sonra şüphe kapılarını araladı.

Zahire aldananlar Ezeli Kelâmı tefsir ederken tahrif olunan Hıristiyan ve Yahudi dininin hikâye ve rivayetlerini nazara almaları Âlemi İslâm’ı özünden uzaklaştırıp kışra yaklaştırdı ve tahribata sebep oldu. Hâlbuki Ezeli Kelâmı tefsir edecek yine Kur’ân ve Sahih hadislerdir.

İncil ve Tevrat’ın hükümleri gibi kıssalarının da tahrif edilmesi, manaya kuvvet verecek ifadelerin manadan daha fazla ehemmiyet verilmesi, imkânatın vukuat ile karıştırılması ve mitoloji ve hurafelerin kaynağı olan felsefenin Necib Arap kavminin içine dahil olması fikirleri karıştırdığı gibi tahkikten taklide yol açtı.

Safi Arap dilinin muhafazası için bir kısım ulema bir takım kitaplar yazdığı gibi yazı boyunca zikrettiğimiz İsrailiyat meselesi hakkında da bir kısım ulema bir takım müzahrefattan İslâmiyet’i temizlemek için uğraşmış; fakat tam manası ile muvaffak olamamışlardır. 

Ezeli Kelâmı hurafelerle dolu felsefe ile izah etmeye çalışanlara karşı İmamı Gazali’nin dahi bir dizi çalışmaları meydandadır...

Kendi akıllarına güvenen bir kısım insanlar, zahire aldanıp, İsrailiyat ve felsefe ile Ezeli Kelâmın birbirine yakın ifade ve tarzları var diyerek; hikâyat, nakil ve felsefe ile Ezeli Kelâmı açıklayabiliriz yanılgısına kapıldılar. Anlattıklarının ve ispat gayretlerinin neticesinde, ya nakilde boğuldular ya da delile kaynaktan daha fazla değer vermeye başladılar. Ezeli Kelâmın özü inci misali olduğu gibi kılıfı da incidir. Bu durum hakikati yorumlamanın da dahilde aranmasını icap ettirir.

Asıl mana; lâfzın kulağa aktığı gibi zihne nüfuz eder, vicdanı da istifadesiz bırakmaz ve fikir çiçeklerinin çıkacağı bereketli ve müsait zeminlerin ortaya çıkmasına yardımcı olur. Bu yol, Ezelî Kelâmın tefsir edilmesinin tesirli ve selâmetli yoludur.

Bazı insanlar meşguliyetlerine binaen ve akıllarına güvenerek -Ezelî Kelâmın manası budur- diye; kendi fikrî ve ruhî hezeyanlarının kılıfını muhtaçlara ulaştırmaya çalışıyorlar ve açıkçası tamir değil tahrip ediyorlar. Nihayetinde ise bu çalışmaların ehli hakikat tarafından taklitten başka bir şey olmadığı zaten anlaşılıyor.

Bir zaman, bir bal hırsızı yabanî arılara bir yer yapmış ve balının kaynağını soranlara onları gösteriyormuş. Yabanî arılara hitaben de hadi bakalım vız vızlamak sizden ballar benden dermiş. Bahsi geçen taklit çalışmaları da bu hırsızlığa benzemektedir. Yalnız temsilde ki bal bizi yanıltmasın yapılan apaçık zehirdir ve arılar ise Kelâmın Hakikî Sahibinin vahyidir.

Aşırıya kaçmak gevşekliğe sebep olduğundan yani ifrat tefriti doğurduğundan daha tehlikelidir. İfratla açılan bu hurafeler kapısı ehli tenkitin insafsız nazarında çok işlendi. Lâkin, bir defineye hariçten giren silik bir para veyahut bir bostana dışarıdan giren çürük bir elma bütün define ve bostandan vazgeçmek ehli aklın kârı değildir. Hakikate muhatap olunurken bu zaviyeden bakılmalıdır. Asra hitap eden tefsir çalışmalarına da bu çerçevede ele alınmalıdır.

Okunma Sayısı: 4419
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı