"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bahar demekle kış sona erer mi?

Faruk ÇAKIR
21 Ocak 2021, Perşembe
Bütün dünyanın “Arap Baharı” diye adlandırdığı hadiselerin üzerinden 10 yıl geçmiş.

Kısaca hatırlamak gerekirse, sonu ‘kış’ gibi biten bu dönem, 2010 yılında başlamıştı. ‘Arap Baharı’ Arap dünyasında yaşanan halk hareketlerine verilen ortak isimdi. O dönemde Arap ülkelerinde yaşayanlar demokrasi, hürriyet ve insan hakları kısaca ‘hak’ istemişlerdi. Aralık 2010’da başlayan hareketler bir bütün olarak bakıldığında ‘bahar’a değil, mevcut ‘kış’ın, hukuksuzlukların katmerleşmesine yol açmıştı ve bu hal büyük ölçüde şimdi de devam ediyor.

İnsanoğlu fıtratı icabı heyecanı sever. Büyük ölçüde akılla değil, hislerle hareket edildiği için yaşanan olaylara ‘Arap Baharı’ ismini vermek suretiyle Ortadoğu’ya ve dolayısıyla belki de dünyaya ‘hak, hukuk ve adalet baharı’nın geleceğini düşünenler oldu. O tarihlerde insanları ‘akl-ı selim’e dâvet edenler de pek dinlenmedi. Hatta, Risale-i Nur eserlerinde önemli bir prensip olarak yer alan, “Tebeddül-ü esmâ ile hakaik tebeddül etmez./ İsimlerin değişmesiyle hakikat ve gerçekler değişmez” diyenler açık ya da dolaylı olarak kınandı. Ve yine “Ne yani, Arap dünyası hürriyet ve demokrasiye kavuşmasın mı? Niye hadiselere ‘körük’ ile yaklaşmıyor ve her gün övücü ‘manşet’ler atmıyorsunuz?” diyenler olmuştu.

Elbette değil Arap dünyası, dünyanın her noktasında hak, hukuk ve adalet hükmetsin ve hükmetmeli. Ancak bunu sadece kulağa hoş gelen sloganlarla yapmak mümkün mü? Akl-ı selim ile, bir değil bin adım sonrayı düşünerek iş yapmak lâzım ikazları maalesef ‘hamaset’e ‘cilâlı lâflara’ mağlûp edildi. Tabiî ki Türkiye’yi idare edenler de hamasetle oturup hamasetle kalktı. Peki, aradan 10 yıl geçtikten sonra kim haklı çıkmış oldu? Bu ülkelere gerçekten ‘bahar’ mı geldi, yoksa yaşanan ‘kış’ daha da katmerleşti mi?

Nitekim, Arap Baharı’nın üzerinden geçen 10 yılın ardından, İstanbul’da düzenlenen “Arap Baharı’nın 10 Yılı” başlıklı konferansta bugünkü tablo masaya yatırılmış ve bir bakıma ‘kış devam ediyor’ tesbiti yapılmış.

Konferansta konuşan Suriye Geçiş Hükümeti Ulaştırma ve Haberleşme Bakanı Yasir Neccar, bağımsızlığını kazanan bütün Arap ülkelerinin askerî darbelere maruz kaldığını belirtip şöyle demiş: “Suriye devrimden önce bir olağanüstü hal dönemi geçiriyordu. Siyaset tek bir partinin kontrolü altındaydı ve diğer partilerin varlığı kabul edilmiyordu. Suriye devrimi 2011 yılının sonuna kadar barışçıydı. Bu sebeple, Beşşar Esad rejimi devrimi bitirmekte başarısız olduğu için orduyu devreye soktu. Ülkeye dışarıdan mezhepçi milisler getirerek devrimi bir iç savaşa çevirdi.”

Sana Üniversitesi Siyaset Sosyolojisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdulbaki Şemsan ise, “Arap Baharı’nın yol açtığı devrimlerin gerçekleştiği ülkeler arasında demokratik bir geçiş sağlamayı başaran tek ülkenin Tunus olduğu görülüyor” ifadelerini kullanmış. (AA, 19 Ocak 2021)

“Arap Baharı”nın çok daha geniş şekilde incelenmesi icap eder. İslâm dünyasının bu hadiselerden ders çıkarması belki de ‘İttihad-ı İslâm’ın yolunu açabilir. Bu dönem, “İsimlerin değişmesiyle hakikat değişmez” tesbitinin geçerliliğini bir defa daha göstermiş oldu. Elbette, görmek isteyenlere...

Okunma Sayısı: 1497
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı