"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İslâm dünyasının dertleri

Faruk ÇAKIR
08 Eylül 2020, Salı
Dünyadaki bütün ülkelerin dertleri vardır, ama belki de en büyük dert İslâm ülkelerindedir.

Çünkü bu ülkeler ve bu ülkede yaşayan insanlar, gerçek anlamda İslâmı yaşamış olsalar sayamadığımız kadar çok olan dertlerinden kurtulabilirler. Yani bu  ülkelerin ve idarecilerinin elinde ‘ilâç’ var, ama maalesef nasıl kullanacaklarını bilmiyorlar.

Meselâ, bir İslâm ülkesinin idarecileri ve o ülkede yaşayan insanlar, inançları gereği “Adalet mülkün temelidir” kaidesini, tavsiyesini ve emrini bildiği halde nasıl olur da haksızlığa, adaletsizliğe ve zulme müracaat edebilir? Elde ‘adalet’ gibi bir ilâç varken bu ilâcı kullanmayıp ‘adaletsizlik ve zulüm zehri’ni niçin kana kana içerler?

Iraklı yazar Ahmet el Kâtip, İslâm dünyasına seslenmiş ve bir bakıma ‘elinizde var olan değerlere ve imkânlara sahip çıkın’ çağrısında bulunmuş. 

Iraklı yazar Ahmet el Kâtip, İslâm siyasî düşüncesinin ekseninde ‘şûrâ ilkesi’nin bulunduğunu, tarihî çatışmanın da şûrâ (demokrasi) yanlılarıyla zalim yönetim yanlıları arasında gerçekleştiğini ifade ederek; İslâm dünyasının demokratikleşmesinin önündeki en büyük engelin ‘Amerikan hegemonyası’ olduğuna dikkat çekmiş. Iraklı yazara göre bu ‘tuzak’tan çıkış ‘otoriter kültürel miras’tan kurtulmakla mümkün.

‘Otoriter kültürel miras’ı ‘istibdat ve baskıya dayanan rejim’ olarak anlamak her halde yanlış olmaz. İstibdat ve baskı rejimlerinin fenalıklarını her halde saymaya ihtiyaç yoktur.  Kısaca, istibdat ve baskı rejimlerinin hâkim olduğu yerlerde ‘ot’ dahi bitmez denilse yanlış olmaz. Dolayısıyla böyle rejimler dünyanın hiçbir yerinde olmamalı, ama özellikle  İslâm ülkelerinde olmamalı. 

“İslâm (Kur’ân ve Sünnet) anayasa ve yönetim biçiminden bahsetmez” diyen Iraklı yazar Kâtip, şöyle devam etmiş: “İslâm’ın yönetim sisteminden bahsetmediği ve onu insan  zihnine bıraktığı ve sadece şûrâ ilkesini vurguladığı için iktidarın yasama, yürütme ve yargıya ayrılması, iktidarın barışçı bir şekilde el değiştirmesi ve siyasî parti faaliyetlerinin  hürriyeti gibi Batı demokratik deneyimine açıktır. Ancak İslâm, sosyal hayatı ilâhî değerler üzerine inşa etme ve açgözlü materyalist kapitalizmi reddetme konusundaki Batı kültürel deneyiminden farklıdır.”

Iraklı yazarın “Şiddet devrimleri yolundan saptırır, diktatörlük rejimlerinin hâkimiyetini güçlendirir” tesbiti de dikkate değer bir bakış açısı. İslâm ülkelerindeki bazı hareketler netice itibarıyla ‘şiddet’e bulaştığı için ‘diktatör idareciler’in ekmeğine yağ sürmüş oluyor. Bu bakımdan İslâm âlemini hak ve hürriyetlerine kavuşturmak için yola çıktığını ilân edenler kesinlikle şiddetten uzak durmalı ve şiddet isteyenlerle aralarından kalın bir çizgi çizmeli. Sancılı İslâm ülkelerine bakıldığında bu tesbitlerin tecelli ettiği görülür.

İslâm dünyasının yığınla derdi olduğu doğrudur; ama çaresi vardır. “İslâmiyete lâyık doğruluk” yaşanmalı ki istibdat kök bulup yayılamasın.

Okunma Sayısı: 1506
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı