"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Lider iyi, yanındaki mi kötü?

Faruk ÇAKIR
23 Ağustos 2019, Cuma
Liderler, yöneticiler ya da iflâs eden iş adamları için dile getirilen bir tesbit vardır.

Buna göre liderler, müdürler, başkanlar, patronlar ‘iyi’dir, ama ‘yanındaki adamları’ fenadır, kötüdür ve ekseriyetle onları yanıltırlar.

Bu mânâdaki görüş ülkemizde de çok yaygındır ve ekseriyetle siyasetle uğraşanlar için dile getirilir. Eğer bir milletvekili, bakan ya da başbakan başarılı olamazsa hemen yayındakiler suçlanır. Tabiî ki bu bakış açısı bazı durumlarda hakikati izah etmiş olsa da genelleme yapmak her halde doğru değildir. Çünkü bir idarecinin ‘yanındaki danışmanı’ iyi değilse, ona danışmış olmakla o idareci de en baştan yanlış yapmış olmaz mı?

Ülkemizdeki siyasî hayat yeniden bir yol ayrımına girmiş gibi görünüyor. Yeni partiler kurulacağından, bazı ittifakların bozulup yeni bazı ittifakların kurulma ihtimalinden bahsediliyor. Bu ihtimaller doğru da olabilir, yanlış da. Ancak hal ve gidişe bakıldığında siyasetten sancının her geçen gün arttığı söylenebilir.

Televizyon, gazete ya da başka mecralara yansıyan haberlere bakıldığında iktidara ciddî tenkitlerin yöneltildiği hemen görülüyor. Dış politika, hukuk, ekonomi ya da diğer sahalarda işlerin iyi gitmediğini dile getiren çok sayıda vekil, gazeteci ya da idareci var. Bunların büyük çoğunluğu geçmişte şimdiki idarecilerle birlikte olan kişiler. Hatta pek çok işi birlikte, beraberce ve gözü kapalı savunarak yapmışlar. Şimdilerde ise köprülerin altından sular aktığı için farklı düşünüp hal ve gidişe itiraz ediyorlar. Onlara “Niçin şimdiye kadar devam eden uygulamalara destek oldunuz, vaktinde itiraz etmediniz?” diye sorulduğunda, ya “Hata yaptık, pişman olduk. Yanıltıldık vs” diyorlar ya da “Danışmanlar ve çevresi liderimizi yanılttı, yanıltıyor. ‘Çevre’ye mani olamadık. Bu sebeple biz de şimdi itiraz ediyoruz” gibi sözler sarf ediyorlar. 

Yakın çevrenin, danışmanların ya da akrabaların idarecileri yanıltması mümkündür. Fakat o halde dahi liderin sorumluluğunu ortadan kalkmaz. İyi danışmanlar seçmek, dürüst ‘yakın çevre’ oluşturmak genel  başkanların ya da liderlerin işi değil mi? Bu işi doğru yapamayanların başka işleri doğru ve isabetli yapma ihtimali var mıdır?

Hele ülkemizde neredeyse her konuda ‘tek seçici, tek karar mercii’ olan kişi ya da kişilerin sorumluluğu çevresine, danışmanlarına, ekibine atması inandırıcı olamaz. İcap ettiğinde dünyaya karşı çıktığını ilân eden bir idareci, yanlış bir tavsiyede bulunan danışmanını devre dışı bırakamıyor mu?

Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik, siyasî ya da sosyal problemlerden çıkışı için tavsiye ve çözüm ürettiğini söyleyen ve teklif edenlerin en başka bu meseleyi bilmesi ya da bildiğini bildirmesi gerekir. Problemleri, dertleri ve sıkıntıları dile getirip sorumluluğu ‘yetkili olan’a değil de çevresine, danışmanlarına,  ya da ekibine atmak gerçek anlamda bizi çözüme götürmez. Bu tavır, ‘oğlunu dövemeyen böğrünü,  göğsünü döver’ sözünü hatırlatır.

Son zamanlarda siyasî çıkış yaptığını ilân edenler hadiseler bu zaviyeden bakmazlarsa yanlışta ısrar etmiş olmazlar. Sonra da ‘kendi düşen ağlar’ denilir...

Okunma Sayısı: 1630
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı