"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Avusturya’dan Osmanlı’ya sığınan aydınlar

Feyzullah ERGÜN
09 Ağustos 2020, Pazar
Osmanlı Devleti egemen olduğu geniş topraklarda, darda ve zor durumda kalan insanlara sığınak, koruyucu ve güvenilir ev sahipliği yapmış, merhamet duygusu ve sevgi ile kucak açmıştır.

Bazen merhametle karşılanan bu sığınmacılardan büyük zararlar gördüğü gibi, bazıları da insan sevgisi ile birlikte bilgi birikimlerini cömertçe sergilemişlerdir. Bu sığınma olaylarından iyilik ve güzellik örneği olan birisini hatırlatarak, unutulmaması amacıyla takdim etmeye çalışacağız.

1848 yılında Macarlar Avusturya’ya karşı ayaklanmış, bunun üzerine Avusturyalıların Macaristan’ı işgal edip vatanperverleri de hapsetmeleri üzerine, birçok aydın Osmanlı Devleti’ne sığınarak canlarını kurtarmışlardır. Bunlardan 30 arkadaşı ile birlikte sığınan ve sonradan Macar Abdullah Bey olarak tanınacak olan “Doktor Karl Edward Hammerschmidt, 1800 tarihinde Viyana’da doğmuştu. 1848’deki Macarların ayaklanmasında, onlarla birlikte mücadele etmiş, Viyana’yı terk etmek mecburiyetinde kalmıştı. Viyana’da iken, ilim muhitlerinde takdir görmüş, beğenilmiş bir zat idi. Avusturya hükümeti, kendi tebaasından olan isyancıların teslim edilmesini, Osmanlı Devleti’ne bir nota ile bildirmiş ise de, Büyük Reşit Paşa’nın İstanbul’daki İngiliz sefiri ile yaptığı görüşmeler, İngiliz Başvekili Lord Palmerston’un da (1784-1865) desteklemesiyle, bu isteği red ederek mültecileri iade etmedi. Haber bütün dünyada büyük yankı uyandırdı. Hatta Londra’daki Osmanlı Sefiri arabası ile bir yere geliyorken, Oxford Üniversitesi gençleri Osmanlı Elçisi’nin arabasındaki atları çıkararak, koşulmuşlar, bütün Londra sokaklarını dolaştırmışlardı. Adaleti, hakseverliği seven İngiliz aileleri evlerinin, apartmanlarının pencere ve balkonlarından Osmanlı Sefiri’nin arabasına çiçekler, konfetiler atmak suretiyle şiddetle alkışlamışlar, ‘Kahraman Osmanlılar mazlumları, zalimlerin eline vermediler’ diye haykırmışlardır.

Hammerschmidt, İstanbul’da ihtida ederek Müslüman olmuş, Abdullah Bey ünvânını almış, kendisine önceleri Kaymakamlık ‘Yarbaylık’, sonra Kolonel yani Albaylık rütbesi verilmişti. İstanbul Tıp Fakültesi’nde Geologie et Mineralogie, o zamanın tabiri ile İlm-i Tabakatu’l- arz-ı vel Maâdin hocalığı verildi. Abdullah Bey, yetişmiş, mükemmel bir hoca olduğundan derslerini -O zaman Tıp Fakültesi’nde öğretim Fransızca yapıldığından- Abdullah Bey de, iyi bildiği Fransızcasıyla Türk gençlerine bu meraklı ilmi öğretiyordu. Boğaziçi’nde birçok fennî geziler tertip etmiş, bilimsel incelemelerde bulunmuş, bunun sonucu olarak, Boğaziçi’nin Devonien arazisi (yeryüzünün meydana geldiği, yüzeye yakın maden yataklarının ortaya çıktığı 4. Jeolojik zaman dilimi) olduğunu tesbit ederek burada, Trilobites Abdullahi fosilini bulduğundan, kendi ismini ona vermişlerdir. Böylelikle bütün dünyada Abdullah Bey’in ismi fen adamları ve öğrenciler tarafından tekrar edilmektedir.

Abdullah Bey, bundan başka İstanbul Tıbbiyesine bağlı bir de Tabiî Tarih Müzesi açmış, bunun bir kataloğunu tertip ederek 1870 yılında Fransızca olarak yayınlamıştı. Bu müze sonradan Fen Fakültesi’ne devredilmiş, 1918 yılı Ağustos içerisinde vuku bulan büyük Vefa yangınında Fen Fakültesi Jeoloji Enstitüsü binası yandığı zaman bütün eşya, kitaplarla birlikte müzenin bütün nümuneleri de yanıp yok olmuştur. Abdullah Bey’in, Kızılay bakımından önemi, Cenevre şehrinde Convention’a katılması, ondan sonra bu hayırlı cemiyetin kurulup ilerlemesi için uğraşması, orada daimî kâtip olması gibi, her anlamı ile güç, fakat o derece şerefli işlerde bulunmuş olmasıdır. Kendisi 30 Ağustos 1874 tarihinde İstanbul’da vefat etmiştir. Viyana civarında bir köyde oturan refikasına 1928 yılına kadar emeklilik maaşı verilmeye devam edilmiştir.

Bu gelenler arasında Macar Osman Paşa adında bir zat daha vardı ki; kadın şairimiz olup, 1918’de İspanyol nezlesinden kaybettiğimiz Nigar Hanımın babası idi.” 1 Yaşanan bu ibretli tarih olayından anlaşılıyor ki, bazı ülkelerde yaşanan fırtınalı olaylarda, mazlumların sığınağı, Müslümanların merhametli kollarının taşıdığı, muhacirlere açılan şefkat, muhabbet ve emniyet şemsiyesidir.

SAĞLICAKLA KALIN

Dipnot:

1) Prof. Dr. Feridun Nafiz UZLUK, Toplu Makaleler, c. 1, s. 834 T.T.K. Yayınları 2017.

Okunma Sayısı: 1124
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı