Sağlıklı bir hayat yaşayabilmenin organizmaya değer vererek, bilgi birikimi ışığındaki prensiplere paralel geliştirilmesiyle mümkün olduğu gerçeği unutulmamalıdır.
Kâinatta tesadüfe yer olmadığı gibi, rastgele beslenme ve korunmasız bir hayat tarzı programsızlığında yaşamak, hayatın kalitesini bozarak, tadını tuzunu kaçıracaktır. Sağlıklı bir hayat yaşanabilmesi, yalnız ailenin genetik yapısına bağlanması kolaycılığına bağlanmamalıdır.
Yapılan bilimsel araştırmalarla sağlıklı bir hayatın, insanın olumlu çabalarıyla gerçekleşebileceği sonucuna varılmıştır. Hücre biyoloğu Bruce Lipton’ın çalışmasından öğrendiğimiz gibi, “Genler yalnız şablondur, inanç ve algılarınızdaki olumlu değişiklikler genlerinizi değiştirebilir. Epigenetik biliminin araştırmaları iyi beslenmenin, olumsuz genetik etkileri yok edeceğini de ortaya çıkarıyor. Nasıl düşündüğünüz ve hayatı nasıl sürdürdüğünüz hakkında sevgi dolu seçimler yapmaya başlayınca, sağlıklı olmanın temelini attığınıza inanıyoruz.” 1
Sağlıklı hayat yaşamanın temel faktörlerinden olan sağlıklı beslenme ihtiyacının dikkatle değerlendirilerek karşılanmalıdır. Seçilen gıdaların sevgiyle hazırlanması, beslenmeye huzur ve samimiyet katacağı gibi, sindirimi de rahatlatacaktır. Sevginin kuşattığı sofralarda, stresin ortadan kalkmasıyla sindirim kolaylaşacaktır. Zira stres sindirimi yavaşlatarak, besinlerin midede kaldığı süreyi uzattığından, sindirim sistemi hastalıklarına zemin hazırlar. Sağlıklı bir sindirimin, ancak yemeklerin iyi çiğnenmesiyle gerçekleşebileceği unutulmamalıdır. Zira, yemeklerin iyi çiğnenerek, püre haline getirilmesi, sindirim sisteminin fonksiyonlarını kolaylaştıracağından, vücutta genel bir huzur yaşanacaktır. İyi çiğnenmeden ve hızlıca yutulan lokmalar, organizmaya kısa ve uzun vadede zorlu problemler yaşatacaktır. Sağlıklı beslenmeyle vücudumuz depresyon, hafıza problemleri, unutkanlık gibi daha birçok sıkıntıya karşı güç kazanacaktır.
Vücut sağlığımıza değer verirken önemle korumamız gereken organların başında karaciğer gelmektedir. Zira “Bu çalışkan uzuv bizi çok sevdiğinden 13.000 kimyasal ve 2.000 enzim sistemi üretir ve işlevinin %70’ini yitirse bile, hiçbir hastalık belirtisi göstermez. Karaciğer zehirleri etkisizleştirir ve etkisizleştiremediği zehirler, kendi alt lobunda ve bedenin diğer dokularında birikir. Bu nedenle karaciğerinizi düzenli olarak temizlemenizi öneriyoruz. Karaciğer sorunlarının işaretleri nikotine, alkole ya da alerjik olduğunuz yiyeceklere bağımlılık, ciltte sarımsı renk ya da kaşıntı ve iltihap, yorgunluk, güçsüzlük ve mide ağrılarıdır.”2 Düzenli bağırsak fonksiyonlarının, huzurlu bir hayatın en değerli göstergesi olduğu da unutulmamalıdır. Organizmada biriken zararlı atık ve toksinlerin atılmasıyla, bağırsak sisteminin güçleneceği de bilinmelidir. Onun içindir ki, sağlıklı ve disiplinli beslenmek, kendimize değer verdiğimizin en güzel bir göstergesi olacaktır.
Vücut sağlığımızın değerini bilmek, fizyolojik olduğu kadar, ruh dünyasına psikolojik destekler sağlamasında da büyük önemi vardır. Bu desteklerin sağlanmasında sağlıklı beslenme, sağlıklı hücre organizasyonunu sağlayacağından, düşünce ve ruh dünyasına da güç katacaktır. “Psikolog Roy Baumeister, iradenin nasıl güçlendirileceğini soruşturuyoruz, Ulaştığı nokta ise, iradenin yalnızca şanslı kişilerin sahip olduğu soyut bir nitelik olmadığı, Aslında herkes buna sahip ama, beslenmesi ve tıpkı bir kas gibi kullanılması gerekiyor. İradenin beslenmesi, kan şekerine dayanıyor. Eğer kan şekeriniz düşükse, iradeniz de zayıflıyor; eğer dengeliyse, iradeniz kuvvetleniyor.”3 Onun içindir ki: “Ne yerseniz, osunuz” sözü her zaman hafızalarda canlı tutulmalıdır. Maddî olsun manevî olsun sağlığımıza vereceğimiz değerin meyvelerini, değer verme şuuruyla yaşayarak hissedebileceğiz. Cenap Şehabeddin’in düşüncemize ışık tutan sözleri ne kadar manalıdır. Diyor ki: “Mide için lokma ne ise, dimağ için fikir de odur. Hepsi beslemez, bir kısmı sıhhate dokunur ve bazıları zehirler.”
Sağlıcakla kalın..
Dipnotlar:
1- Louıse Hay, Age., s. 73.
2- Age., s. 80.
3- Age., s. 97.